Her şey 1934 yılında yürürlüğe giren Soyadı Kanunu ve ardından 1935 yılında Kırım’ın Beşelma bölgesinden Türkiye’ye göç eden ailelerle başlıyor. Romanya üzerinden deniz yoluyla Çorlu Ereğlisi’ne gelen Tatar aileler, Ballıhoca köyüne yerleştirildiklerinde yanlarında sadece anılarını değil, geldikleri yerin ismini de getirdiler. Aile reisleri, doğdukları toprakların adı olan "Beşelma" soyadını almak isteyince köyde işler bir anda karıştı.
Memurun Sabrı Taşınca Rakamlar Konuştu

İddiaya göre, aile büyükleri "Beşelma" soyadını kimin alacağı konusunda bir türlü uzlaşamadı. Tartışmalar büyüyüp işin içinden çıkılmaz bir hal alınca, dönemin nüfus memuru devreye girdi. Kimilerine göre memur bu inatlaşmaya kızdı, kimilerine göre ise en pratik çözümü buldu: Aileleri yaş sırasına dizdi. En büyük aileye "Birelma" soyadını veren memur; İkielma, Üçelma, Dörtelma diye devam ederek listeyi "Dokuzelma"ya kadar tamamladı. Tatarcada "Alma" olarak telaffuz edilen bu kelime, memurun kalemiyle bugünkü "Elma" halini aldı.
Göçlerle Eksilen Elmalar: Köyde Kimler Kaldı?

Bugün Ballıhoca köyünde 81 yaşındaki Nazım Dörtelma gibi bu hikâyeyi babalarından dinleyenlerin sayısı giderek azalıyor. Köy muhtarı Şaban Topçuoğlu’nun verdiği bilgilere göre, zamanında köyü dolduran bu "numaralı elmalar" iş ve aş kaygısıyla Bursa, Eskişehir ve Polatlı gibi şehirlere dağıldı. Eskiden dokuza kadar tam olan liste, şimdilerde köyde sadece iki-üç haneye kadar düşmüş durumda. Ancak Ballıhoca köyü, o günkü nüfus memurunun attığı imza sayesinde hala Türkiye'nin en ilginç soyadı atlası olma özelliğini koruyor.




