Mehmet Ali Düzün, süsleme sanatının insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, "Bu sanat, güzel görünme ve süslenme ihtiyacıyla başlayan bir serüvenin parçasıdır," dedi.
Sanat hayatına 1985 yılında halı dokuma ve süsleme sanatlarıyla başladığını belirten Düzün, zaman içinde tezhip, ebru, kat'ı (ince kağıt oymacılığı) ve minyatür gibi geleneksel Türk sanatlarıyla ilgilenmeye başladığını ifade etti. Kendisini bu alanlarda geliştirerek sanat meraklılarını yetiştirdiğini söyledi.
TEZHİP SANATI VE ANADOLU'DAKİ YERİ
Tezhip sanatının, Kur'an harfleri, hadisler, ayetler ve güzel şiirlerin süslenmesi ile yaşatılan önemli bir sanat dalı olduğunu vurgulayan Düzün, bu sanatın Anadolu'da yaygın olmasının Türk halkının İslam'a ve Kur'an'a verdiği önemle ilişkili olduğunu belirtti.
Süsleme sanatlarının yalnızca boya veya fırça ile yapılmadığını ifade eden usta sanatkar, "Bir çeşmenin etrafındaki süslemeleri veya camilerdeki kalem işi desenleri de bu sanatın bir parçasıdır. Saray süslemelerinden cami iç mekanlarına kadar geniş bir alana yayılmıştır ve bu sanatı icra edenlere nakkaş denir," dedi.
BÜYÜK BİR SANATKAR ORDUSU YETİŞTİRDİ
1996 yılında tezhip sanatıyla tanışan ve 2000 yılından itibaren bu alanda dersler vermeye başlayan Düzün, "Büyük konuşmak istemem ama şu ana kadar büyük bir sanatkar ordusu yetiştirdim," diyerek yetiştirdiği öğrencilerin farklı kurumlarda bu sanata katkı sunduğuna dikkat çekti.
Sivas'ın "Kültür ve Sanat Şehri" kimliğini hakkıyla taşıdığını belirten Düzün, yaptığı araştırmalar sonucunda Sivas'a özgü bir tezhip ekolünün de bulunduğunu fark ettiğini söyledi.
"Sivas, türkülerinin ve aşıklarının yanı sıra tezhip sanatında da benzersiz bir yaklaşıma sahip. Geçmişte ustalar, günümüzdeki gibi önceden çizim yapmadan, doğaçlama bir şekilde sanat eserlerini oluşturuyordu. Eski eserlerde birebir aynı süslemeler yoktur, ancak benzer motiflerin tekrarlandığını görebilirsiniz," dedi.
SELÇUKLU VE OSMANLI MİMARİSİ İLE BAĞLANTISI
Mehmet Ali Düzün, "Günümüzde Rumi veya Selçuki olarak bilinen hayvan motiflerini Anadolu'daki Selçuklu mimarisinin giriş kapılarında, eyvanlarında ve süslemelerinde görebiliyoruz," diyerek Selçuklu sanatının etkilerine dikkat çekti.
Sivas'ın Selçuklu kentleri arasında önemli bir yere sahip olduğuna vurgu yapan Düzün, şehirde az sayıda Osmanlı eserine rastlanabileceğini, örneğin Kale Camii'nin tezhiplerinde Osmanlı dönemine ait eserlerin görülebileceğini belirtti. Aynı zamanda, Sivas'ta Cumhuriyet, Roma ve Hitit dönemlerinden kalma eserlerin de bulunduğunu söyledi.
Mehmet Ali Düzün'le yaptığımız bu söyleşi, geleneksel Türk süsleme sanatlarının günümüzde de büyük bir ilgiyle yaşatılmaya devam ettiğini gösteriyor. Usta sanatkar, yetiştirdiği sanatçılarla bu köklü mirasın gelecek nesillere aktarılması için çalışmalarını sürdürüyor.