Türkiye’de madencilik politikaları yeniden tartışma konusu olurken, Ulaş Karasu sert açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili olan Karasu, özelleştirme ve taşeronlaştırma uygulamalarının maden sahalarında uzun vadeli güvenliği geri plana ittiğini belirtti. Her krizin iş cinayetleri, hak kayıpları, çevre tahribatı ve bölgesel yoksullaşma olarak topluma geri döndüğünü vurgulayan Karasu, “Madencilik yeniden kamusal akıl ve toplumsal sorumluluk temelinde ele alınmalıdır” dedi.

Polyak Müdahalesi ve “Emek Krizi” Vurgusu

Karasu’nun gündeminde İzmir’in Kınık ilçesinde faaliyet gösteren Polyak Madencilik işçilerinin hak arama mücadelesine yönelik güvenlik müdahalesi vardı. Yapılan müdahalede bir hak savunucusu avukat ile bir sendika yöneticisinin gözaltına alınarak tutuklama talebiyle sevk edilmesine tepki gösteren Karasu, yaşananları “madenciliğin içine sürüklendiği yapısal krizin yeni bir halkası” olarak nitelendirdi.

Ücret, toplu sözleşme ve güvenli çalışma koşulları talep eden işçilerin karşısına müzakere masası yerine gözaltı ve yargı tehdidinin çıkarılmasının kabul edilemez olduğunu dile getiren Karasu, bunun yalnızca bir işletme sorunu olmadığını söyledi. Türkiye’de büyüyen bir emek krizi yaşandığını savunan Karasu, son dönemde maden havzalarında yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız olmadığını ifade etti.

Soma’da hak arayan işçiler, Zonguldak’ta ruhsatsız ocaklar, Manisa ve İzmir’de süren eylemler, Sivas Divriği’de üretimin durması ve ülke genelinde artan işsizlik… Karasu’ya göre tüm bu tablo, madencilikte derinleşen yapısal sorunların yansıması.

Üç Temel Sorun: Güvencesizlik, İş Güvenliği, Plansızlık

Karasu, madenciliğin üç temel sorunla karşı karşıya olduğunu belirtti: güvencesizlik ve taşeronlaşma, işçi sağlığı ve iş güvenliği standartlarının yetersizliği ile üretim politikalarının kamusal planlamadan koparılması. “Denetimin zayıfladığı, kamusal sorumluluğun piyasaya terk edildiği her model iş kazalarını artırmakta, emeği değersizleştirmektedir” diyen Karasu, özelleştirme politikalarının istihdamı daralttığını ve bölgesel ekonomileri kırılgan hale getirdiğini kaydetti.

Madenciliğin sıradan bir sektör olmadığını vurgulayan Karasu, yeraltı ve yerüstü zenginliklerin kamusal varlık olduğunun altını çizdi. Yüksek risk barındıran bu alanda güçlü kamu denetiminin esas olması gerektiğini ifade eden Karasu, kısa vadeli kârlılığı önceleyen anlayışın uzun vadeli güvenliği geri plana ittiğini söyledi.

1267 İşçi Hayatını Kaybetti

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine dikkat çeken Karasu, 2013–2025 yılları arasında 1267 maden işçisinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini, bunların 350’sinin Manisa’da gerçekleştiğini hatırlattı. Bu tablonun kâr odaklı anlayışın insani bedelini ortaya koyduğunu dile getiren Karasu, Polyak işçilerinin yaşadıklarının da bu yapısal sorunun güncel bir örneği olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin ihtiyacının kamusal denetimin güçlendirilmesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği standartlarının en üst düzeyde uygulanması, toplu sözleşme ve örgütlenme hakkının güvence altına alınması olduğunu belirten Karasu, bölgesel istihdamı koruyan planlı madencilik politikası ve doğayı merkeze alan üretim modeli çağrısında bulundu.

Yağmur Öncesi Çiftçilerde Seferberlik Başladı
Yağmur Öncesi Çiftçilerde Seferberlik Başladı
İçeriği Görüntüle

“Madencinin emeği bu ülkenin onurudur” sözleriyle açıklamasını tamamlayan Karasu, yeraltında gün yüzü görmeden çalışan emekçilerin ürettiği değerin ülkenin enerji güvenliğini ve sanayisini ayakta tuttuğunu söyledi. Ona göre mesele yalnızca ücret değil; sosyal adalet ve kamusal sorumluluk meselesi. Polyak’tan Soma’ya, Divriği’den Zonguldak’a uzanan hattın verdiği mesaj ise net: Madencilikte yeni bir anlayışa ihtiyaç var.

Kaynak: Sivas Milletvekili Ulaş Karasu Bülten