İstikameti belirsiz tiplere, "kudret"e nasıl taptıklarını bile bile, göre göre destek verenlerin dinden imandan bahsetmeleri kadar insanı alçaltıcı bir şey göremiyorum. "Hakikat"i STK desteği, eleman sayısı ve para miktarıyla belirleme yoluna gidenin Allah´a imanı da sayıyladır. İşine gelen hükmü alır, işine gelmeyeni atar. Kuran´da tarihîlik konusunda ateşli teoriler üreten teologların, ?tarihîlik kazanan din? konusuna rağbet etmemeleri, iktidarla olan alışveriş bağlarıdır. Ne aldıkları, ne verdikleri önemli değildir; önemli olan ?alışverişin belirleyiciliği?dir.
Şahsîleştirilmiş meselelerden bizar olsam da, umumî akışın göstergelerini mahallinde keşfedebildiğim için memnunum, hattâ şükrediyorum. Hem âlimim, hem de eşraftanım diyen ?kolaj kimlik?li zat, dönmüş bana "Ne kadar vergi veriyorsun?" diye soruyor. Buradan kendisinin vergi verdiğini anlamış bulunuyoruz ve vergi verdiğine göre ?belirleme hakkı?na sahip olmuş oluyor. Aynı mantığı yürüttüğümüzde, ?Madam Manukyan vergi rekortmeniydi!? deme hakkım doğuyor. O zaman vergide üstün olan, ne iş yaparsa yapsın bir alttakinden daha şerefli oluyor ve eşraflık da tabiatıyla Madam´a yakışır. Bir ?yumuş oğlanı? da aynı yoldan giderek, "Bu şehre ne kazandırdın!" diye soruyor. ?Kaç paralık adamsın?? demek istiyor. Şahsi hesaplaşma zerre kadar aklımdan geçmez; hafiften sorup soruşturdum, emlakten hayli para çarpıyormuş. Muhafız-ı kâr&dinidar zümreye henüz intisap etmiş ve yerini sağlama almak için bir nevi fedailik yapıyor.
Önemli kişi olduğum için değil, sahip oldukları kudretten başka dayanağı olmayan hükümlerine rıza göstermediğim için oluyor bütün bunlar. Belli ki, ismim meclislerinde "mânia" olarak okunuyor ve gerçekten bunu hak ettiysem mutluluk duyarım. Razı olmasam ama ?yaşam tarzları?na söz söylemesem, büyük rağbet göstereceklerinden eminim. Hükümlerinde ise değil İslam, hiç bir dinin ahlakî ilkeleriyle saç teli miktarınca bağdaşır bir taraf yoktur. Avrupalı emsallerinden daha iştahlı kapitalist ve materyalist olmalarına rağmen; başkalarının uyması için "din belirleme" yoluna gitmeleri, kudrete tapma yolunda kat ettikleri mesafeyi gösterir.
Laik-dindar çelişme ve çatışması siyasidir; şu an ve tek gerçek mücadele alanı ise: ahlakîdir. Seküler arzularını bastıramadıkları için arsızlaşıyorlar; çıkar elde etmek veya mevcudu korumak için de saldırganlaşıyorlar. ?İslamî kazanımlar? olarak gösterilenler,  materyalist kazanımları meşrulaştırmanın göstergeleridir. Din, gösterge değeri üzerinden ?katma değer? olarak pazarda yerini almıştır.
Bu güruhların bırakın şerri, hayır namına yaptığı işlere meyleden gönül, viran olsun.