Milletler adına “Milli Şuur”u geliştirecek ve onu yüceltecek olan iki önemli unsur “Milli Birlik ve Beraberlik” duygularıdır. Milli birlik ve beraberlik; bir milletin ortak değerler ve amaçlar çerçevesinde kenetlenip tek yürek halinde hareket etmesini açıklar. Ülke adına yaşanan/yaşanabilecek müspet ya da menfi olaylara ve durumlara karşı topyekûn milli refleksleri alabilmeyi ve gereklilik halinde uygulayabilmeyi ifade eder. Devlet kudretini; vatandaşlarında hâkim olan milli birlik ve beraberlik duygusundan, dayanışma gücünden ve milletinin bütünlük içerisinde harekete geçmesinden alır.

Toplumda var olan milli birlik ve beraberlik duygusu, vatandaşları ortak bir payda etrafında toplayarak bir arada tutar. Milli birlik ve beraberlik duygusu dâhilinde; aynı vatanın ve devletin bir parçası olduğuna kani gelen vatandaş, ülkesi adına gereklilik arz edebilecek savunma mekanizmasını kendiliğinden oluşturmuş olacaktır. Geçmişte Türk Milleti, bu durumun en güzel örneklerini Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarıyla tüm dünyaya göstermiştir. Türk halkı, imkânsızlıklar içerisinde kenetlenerek, birlik ve beraberlik örneğinin timsali olmuştur. Çanakkale Zaferi, tarihte eşine çok zor rastlanan zaferlerden biridir. Bu zaferle milletimizin makûs tarihi değişmiş, bu zaferden alınan cesaret Kurtuluş Savaşı’na öncülük etmiştir.

Milli Bilinç, yeter derecede gelişim gösterememiş ülkelerde; değerlerine ve milli çıkarlarına çok çabuk sırt çevirebilen, hatta ihanet edebilme cesaretine ve yetisine sahip olan insanlar yığınını oldukça fazla görürüz. Çünkü bu tarz insanların toplumsal manada belirli bir hedefleri olmadığı için dünyalık zaafları da bir o kadar güçlü ve fazladır. Bundan dolayı art niyetli zihniyetler için bulunup kullanılması yönünde oldukça zahmetsiz insanlardır. Onlar nüfuz edecekleri, etkileyebilecekleri kesimleri çok iyi bilir ve belirlerler. Milli şuurdan ve maneviyattan yoksun bir nesil, onlar adına içleri arzu edilen tarzda doldurulabilecek bir plak kıvamındadır. Bu yüzden nüfuz edilmek istenilen toplumlardaki en önemli birincil hedef, ülke gençliği olmaktadır. Gençliğin üzerinde yoğunlaşarak akıllar karıştırılmaya çalışılır. En belirgin çalışmaları; gençlere özgüvensizliği aşılamak, kendi değer ve yargılarını değersizleştirmek, hatta ülkenin gerileme sebebi olarak bunları göstermek, ülke geleceğini gençler adına karamsar sunmaktır. Zamanla sözde bu eksik ve olumsuz durumların gençlerin kafalarında meydana getireceği tahribatı, karışıklığı önlemek ve boşaltılan manevi alanların yerlerini yeni ve cazibesi tavan yapmış ithal değerlerle tamamlamak için çalışmalar başlar. Bu anlamda gayet tabi ki emperyalist güçler, kendi ülke ve vatandaşlarıyla ilgili teknolojilerini, refah olarak yaşam standartlarını, sahip oldukları dünyalıklarını, dini inançlarını, kültürel değerlerini hedef kitlelerde beğeni ve hayranlık uyandıracak her türlü durumu insanlığın gözüne sokarcasına her fırsatta servis ederler. Başta kitle iletişim araçları olmak üzere ellerinin altındaki bütün yöntem ve tekniklerle ve kesinlikle olumsuz her durum filtrelenmek kaydıyla hayranlık uyandırıcı yayınlar hız kesmeden devam eder. Velhasıl günümüzde kimi gençlerde kendi değer ve yargılarına karşı yabancılaşmanın, bir boş vermişliğin, yayılmacılığın, sorumsuzluğun, hayatı alaya alırcasına takılmaların ve sürekli memnuniyetsizliklerin hat safhaya ulaştığını görmek; adamların işlerinde ne denli başarılı olduklarını bizlere acı da olsa ispatlamaktadır.

“Devamı Haftaya”