Geleneksel toplum bireylerinde kendi benliğini, inançlarını, değerlerini sorgulayarak büyük bir belirsizlik ve şaşkınlık yaşamasına sebep olacak ne kimlik bunalımlarının; ne de kendi toplumdaki rolünü ve ilgi alanlarını tam belirleyememesi gibi kimlik karmaşalarının yaşandığı görülür. Çünkü bu durumları doğuracak, geliştirecek, ilerisi için sorun oluşturacak yapılar toplumda mevcut değildir. Genelde bu tarz toplumlar kültürel değişim olarak dışa kapalı, dünyadaki küresel süreçten ya hiç etkilenmeyen ya da çok sınırlı derecede etkilenen toplumlardır. Zaten sınırlı derecede oluşan etkilenmeler de toplum yapısını bozamadan, ülkenin kültürel değerleri içerisinde özümsenerek kültürel bir zenginlik olarak o toplumun kültür hazinesine dâhil edilmektedir. Aslında mevcut olması gerekli olan kültürlenme olayı da bu şekilde toplumlarda kendiliğinden gerçekleşmesi yönünde olmalıdır. “Gelişmiş ülkelerin her yaptığı, her dediği doğrudur. “ algısı insanlarda sorgusuz sualsiz her sorunun çözümünün ve her alandaki ilerlemenin yegâne anahtarının Batı ‘da aranması gerekliliğini doğurmuştur. Bu düşüncenin etkisiyle kapitalizm, hiçbir denetim mekanizmasına takılmadan, kapılarını sonuna kadar açmış ülkelerde istediği şekilde atını oynatarak; süreç içerisinde kendilerini her alanda sömürülen açık pazarlar durumuna getirilmiş gelişmekte olan ülkeleri oluşturmuştur.
Toplumlarda küresel süreç dâhilince gelenekçilikten yavaş yavaş kopularak modernizeye doğru eğilimlerin süregelmesi kimlik sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Gerek kuşaklar arası çatışmalar, gerek toplum kültürlerindeki yozlaşma hareketleri; özelde bireylerde, genelde de toplumda kimlik sorunlarının oluşumunu tetiklemiştir. Bugün gerek “modernite” olarak dünyada dayatılan toplumsal dönüşüm süreci, gerekse bu sürecin bir sonucu olarak ortaya çıkan “popüler kültür” uygulamaları, geleneksel toplumlar adına büyük tehlikeler olmakla beraber, bu toplumlara hatırı sayılır derecede zararlar vermiştir. Modernite ve popüler kültür; kapitalizm, kitle iletişim araçları ve tüketim odaklı yaşam tarzı ile beslenir. Bu oluşumlara hizmet eden başta kitle iletişim araçları ve sosyal medya ağları; insanlarda kıyaslama ve hayranlık gibi dürtülerin ayyuka çıkmasına neden olur. Yine giyim, gıda ve teknoloji devleri ile moda ve eğlence sektörünün söz sahipleri yapmış oldukları reklam ve pazarlama taktikleriyle bireylere bir kimlik dayatarak, onlarda sürekli bir tüketme arzusunu canlı tutarlar. Bu ve buna benzer çalışmalar, nüfuz edilen toplumlarda kimlik adına küçük kopmaları başlatır. Bazen çalışmalar meyvelerini o denli etkili verir ki bu durumu emperyalist güçler dahi hayal edemezler. Özellikle kimi toplumlarda görülen “aşağılık karmaşası (kompleksi)” denilen algı, bu işin zirve noktasıdır. Çünkü bireyin kendisini, milletini ve ülkesini hakir görmesine; sahip olduğu değerleri saçmalık olarak nitelendirmesine neden olan bir karmaşadır. Hedef toplumların sahip olduklarını ve değerlerini küçümseyip, birçok yönden gelişmiş ülkelerin yaşam tarzlarını üstün görmeleriyle oluşan/oluşturulan “Aşağılık Karmaşası (kompleksi)” durumu, bireylerde var olan toplumsal kimliğin yok edileceği en son algısal aşamadır. Bireyin hali hazırda ait olduğu kimliğinin kurtarılamayacak seviyeye getirildiği; bundan dolayı da milletler adına oldukça tehlikeli olan aşama “Aşağılık Kompleksi” durumudur.
“Devamı Haftaya”