Yıllardır kıraathane deyince gözümüzün önüne gelen fotoğraf hep aynıdır…

Duman altı salonlar, yeşil çuha kaplı masalar, havada uçuşan okey taşları, memleket kurtaran hararetli siyaset tartışmaları ve en nihayetinde amaçsızca öldürülen saatler...

Kelime anlamı okuma evi olan bu güzelim kavramı, ne yazık ki uzun yıllar boyunca sadece bir zaman geçirme merkezi olarak yaşadık ve kabullendik. Erkek egemen bir alışkanlıkla, ömrün en verimli saatlerini o masalarda amaçsızca harcamayı bir sosyalleşme biçimi sandık.

Oysa kültür ve sanat, yukarıdan aşağıya dikte edilen resmi programlarla ya da büyük bütçeli salon etkinlikleriyle yaşamaz. Bir şehrin kültürel hafızası ve okuma alışkanlığı, asıl halkın kalbinde ve gündelik yaşamın içinde mayalanırsa kalıcı olur.

Bizler kıraathaneleri asıl manasından uzaklaştırıp birer vakit geçirme kulübesine çevirmişken, bu ezberi bozan harika bir oluşum uzun zamandır şehrimizde sessiz sedasız ama derinden bir iz bırakmaya devam ediyor…

Çok Okuyan Kadınlar Derneği.

Yıllardır çizgisini bozmadan, istikrarla bir araya gelen bu kadınlar çaylarını, kahvelerini alıp masanın etrafına diziliyorlar. Ama o masada okey taşları değil, dünya edebiyatının seçkin eserleri, insan ruhuna dokunan satırlar ve toplumsal meseleler duruyor. Belirlenen kitaplar okunuyor, sayfalar tek tek çevriliyor ve ardından o kitap üzerine öyle derin, öyle nitelikli sohbetler dönüyor ki hayran kalmamak elde değil.

Erkeklerin kahvehanelerde zamanı bonkörce tükettiği bir düzende, bu kadınlar aslında şehrin orta yerinde modern birer okuma evi yaşatıyorlar. Zamanı tüketmek yerine onu yeniden üretiyor, ona bir ruh ve kimlik kazandırıyorlar. Farklı yaşlardan, farklı mesleklerden kadınların aynı sayfada buluşup bir karakterin peşinden gitmesi, şehrimizin o kurak entelektüel iklimine yıllardır can suyu veren gizli bir akademi görevi görüyor.

Kadın eli değen her şey gibi, kıraathane kültürü de bu istikrarlı çaba sayesinde asıl asaletine, kelime anlamına kavuşuyor.

Demek ki neymiş… kıraathane boşa dönen zamanın değil, sayfalar arasında dönen bir dünyanın merkeziymiş.

Bu vesileyle, şehrin kültürel hafızasında uzun zamandır silinmez bir imza taşıyan Çok Okuyan Kadınlar Derneği’ne ve o masanın etrafında kalbi kitapla atan tüm kadınlara bu şehrin bir yazarı olarak teşekkür etmeyi borç biliyorum.

Zihninize, kaleminize sağlık kadınlar...

Siz sayfaları çevirmeye devam edin.. çünkü bu şehirde kıraat etmenin, yani okumanın ve öğrenmenin asıl hakkını verenler sadece sizlersiniz.