Geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin diploması en prestijli 20 üniversitesi listesi açıklandı.
Listede Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi gibi köklü kurumlar ilk sıralarda yer aldı.
İtiraf etmeliyim ki listeyi gördüğümde birçok mezun gibi ben de kendi üniversitemi aradım.
Olmadığını aslında biliyordum ama yine baktım…
Belki biraz umutla, belki biraz aidiyet duygusuyla...
Ama Cumhuriyet Üniversitesi o listede yoktu.
Bu durum beni üzmedi desem doğru olmaz. Çünkü insan mezun olduğu okulu yalnızca bir eğitim kurumu olarak görmüyor. Orada geçen yıllar, kurulan dostluklar, alınan dersler, verilen mücadeleler ve kurulan hayaller üniversiteyi bir binadan çok daha fazlası haline getiriyor.
Bugün bana yeniden tercih hakkı verilse, yine Cumhuriyet Üniversitesini seçer miyim?
Hiç düşünmeden "evet" derim.
Çünkü bir üniversitenin değeri sadece sıralamalardan ibaret değildir. Elbette akademik başarı, uluslararası görünürlük, araştırma kapasitesi ve mezunlarının iş dünyasındaki yeri önemlidir. Ancak bazı üniversiteler öğrencilerine sadece diploma vermez insana dostluklar kazandırır, zor zamanlarda ayakta durmayı öğretir ve hayat boyu unutamayacağı hatıralar bırakır.
Benim için Cumhuriyet Üniversitesi tam da böyle bir yer oldu.
Üstelik üniversiteyle bağım mezuniyetle de bitmedi. Hala bir gün o kampüste doktora yapmanın hayalini kuruyorum. Çünkü insan bazen yolculuğuna başladığı yere dönmek ister. Daha güçlü, daha donanımlı ve daha büyük hedeflerle...
Elbette gönlüm Cumhuriyet Üniversitesinin de bu tür prestij listelerinde yer almasını ister. Belki bugün ilk 20'de değil. Belki yarın da olmayacak. Ancak bu durumun sonsuza kadar böyle süreceğini kim söyleyebilir?
Türkiye'de birçok üniversite yıllar içinde önemli dönüşümler yaşadı. Akademik kadrolar güçlendi, araştırma merkezleri kuruldu, uluslararası projeler arttı. Başarı dediğimiz şey çoğu zaman bir gecede ortaya çıkmıyor uzun yılların emeğiyle inşa ediliyor.
Bu yüzden Cumhuriyet Üniversitesi için de umudumu koruyorum.
Çünkü zor olan ile İMKANSIZ olan aynı şey değildir.
Belki bir gün açıklanan yeni bir sıralamada Cumhuriyet Üniversitesinin adını da göreceğiz. Belki o gün geldiğinde bugünün öğrencileri gurur duyacak.
Ben o güne inanmak istiyorum.
Çünkü bazı üniversiteler listelerde değil, mezunlarının kalbinde prestijlidir. Ve bazen en güçlü sıralama da budur.
Buradan Sayın Rektöre de bir soru yöneltmek isterim:
Belki bugün bu listede yokuz. Ama yarın neden olmayalım?
Ben bugün olsa yine Cumhuriyet Üniversitesini tercih ederim, hatta doktora hayalimi de burada kuruyorum. Ancak üniversitemizi bu tür listelerde görmek istediğimi de saklamıyorum.
Sayın Rektör, bu düşüncelerimde bana hak veriyor musunuz?
Bunu bir gazeteci olarak değil, mezun olarak soruyorum…