Geçen gün halk otobüsüne bindim. Her zamanki gibi kalabalıktı. İnsanlar yorgun, dalgın, biraz da kendi telaşındaydı. Ben de cam kenarında sessizce etrafı izliyordum.

Bir süre sonra birkaç kişinin konuşması dikkatimi çekti.

İstanbul Türkçesiyle, sakin sakin konuşuyorlardı. Seslerini yükseltmeden, birbirlerinin sözünü kesmeden… “Buyurun”, “teşekkür ederim”, “kusura bakmayın” gibi kelimeler o kadar doğal çıkıyordu ki ağızlarından, ister istemez insanın içi ısınıyor.

Ne garip aslında…

Gün içinde kaba davranışlara o kadar alışıyoruz ki, nazik insan görünce şaşırır hale gelmişiz. Oysa olması gereken tam da bu değil mi? İnsanların birbirine saygılı davranması, ince düşünmesi, güzel konuşması…

Otobüsün içindeki o kısa yolculuk bana şunu düşündürdü…

Zarafet gerçekten her yere yakışıyor. Şık bir masada da güzel duruyor, kalabalık bir halk otobüsünde de… Çünkü zarafet sadece kıyafetle ya da görüntüyle ilgili değil. İnsanının sesine, tavrına, bakışına da yansıyor.

Bazen küçücük bir kibarlık bile insanın bütün gününü güzelleştirebiliyor. Belki de hayatı biraz daha yaşanır yapan şey tam olarak bu ince davranışlar. Azalmış olabilir ama hala var olduğunu görmek insana umut veriyor.