“Kimlik” için kısaca bireyin “Ben Kimim?” sorusuna vermiş olduğu net yanıtıdır diyebiliriz. Kişinin kim olduğunu veya hangi millete mensup bulunduğunu muhataplarına açık eden bireysel ve toplumsal özelliklerinin tamamıdır. Bireyin kimliğinde iki bakış açısı etkilidir. Birincisi kişinin kendisini ne olarak gördüğüdür. İkincisi ise başkalarının onu ne olarak tanımladığıdır. İnsanların bireysel kimlikleri olduğu kadar, sosyal bir varlık olmaları hasebi ile de toplumsal etiketleri de mevcuttur. Bundan dolayı bireyin kendisini nasıl tanımladığı kadar, toplum tarafından nasıl algılandığı, görüldüğü de hüviyeti açısından önemlidir. Milletleri millet yapan kendilerine münhasır belli başlı -dil, din, tarih, kültür gibi- hususiyetleri vardır. Bu özellikler, milletler için ayırt edici ve belirleyici niteliklerdir ki; toplumsal kimliğin temel yapılarını oluştururlar. Bireysel kimlikler nasıl ki bireyin kim olduğuyla ilgili beyanatları bildiriyorsa; toplumsal kimlik de milletleri diğer milletlerden ayırıcı nitelikleri sayesinde insanların hangi milletlere tabi olduklarını ifade eden özellikleri üstlenir. Yani bireyleri, belirli bir millet kalıbına dâhil eder.

Bireyin kimliği doğuştan içinde bulunduğu toplumun kültüründen, değerlerinden, normlarından ve inançlarından etkilenerek zaman içerisinde inşa edilmek süreciyle oluşur. Her birey, vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu ülkesinde kendisini belirli bir kimliğin içerisinde zaten doğal olarak bulur. Örneğin Türk olmak, Müslüman olmak, aynı ülkenin vatandaşları olmak, aynı tarihi kaderi yaşamak, bayrak ve marş gibi ortak değerlere sahip olmak vb. durumlar insanları doğuştan belirli bir kimlik içerisine sokar. Bu kimliksel özellikler yıllardır aynı toprak parçası üzerinde yaşayan insanları çoğu zaman ortak bir payda etrafında toplamayı başarır. Bugün herhangi bir alanda cereyan eden milli bir müsabakanın millet olarak canı gönülden desteklenmesi, dini hassasiyetlere hiçbir taviz verilmeden uyulması veya saygı gösterilmesi, İstiklal Marşı’nı duyunca ayağa kalkınması ve bitene kadar eşlik edilmesi, bayrağın hiçbir suretle yerle temasına müsaade edilmemesi ve benzeri durumlar millet olarak taşınan aynı kimliğin gereklerini ifade etmektedir.

Milletlerin toplumsal kimliklerini meydana getiren özellikler, değişime karşı oldukça dirençli bir yapıda olmalıdır. Çünkü bir millet, yaşamış olduğu olumlu ya da olumsuz herhangi bir durumun sonunda ülke çıkarlarını korumak adına milli reflekslerini sergileyebilme yetisine sahip olabilmelidir. Bu da hiç şüphesiz milli şuurun sağlamlığıyla doğrudan alakadar bir durumdur. “Devamı Haftaya”