Bir ulusun; bekası ve selameti noktasında kendisine garantörlük sağlayan, fikirlere ve olaylara karşın topyekûn hareket dürtüsü oluşturan manevi kuvvet kaynağı hiç şüphesiz ki milli şuurdur. Milli şuur; milletlerin kendilerinden haberdar olması, geçmişi ve geleceği arasında sağlam köprüler kurabilmesini gerektirir. Toplumlar geleceklerini tarihleri ve kültürleri üzerine bina ettikleri sürece etkili bir bilince sahip olabilirler. Bu bilinç sonucunda milletler belli bir kimliğe bürünürler. Milli Şuura sahip insan; kendisini bütün kodlarıyla DNA’sıyla bilir, özüne ve değerlerine hâkim olur ve bu alanlarda kesinlikle taviz vermez. Bir milletin ve devletin gücü vatandaşlarında var olan milli şuurun uyanıklığı ölçüsünde değişkenlik gösterir. Ülke vatandaşlarında “Milli Şuur” uyanıklığının çok olması durumu; o devlete ola ki içeriden ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı refleksi olarak kalkan vazifesini yaptıracaktır. Devlet, bu bilincin vatandaşlarında vuku bulması sayesinde kendisi adına kötü emeller besleyen güruhlarla daha kolay, külfetsiz ve basit yollarla mücadelesini verecektir. Ülke menfaatleri adına art niyetli düşünceler, henüz yüreklerde ve beyinlerde yeşermeden, sayıca kendilerine fazla taraftar bulamadan kolay yollu kökleri kazınabilecektir. Bir millet zaman içerisinde ekonomik olarak yıpranıp eski gücünden ve refahından mahrum kalabilir. Hatta savaşlarda topraklarıyla beraber bağımsızlığını dahi kaybetmiş olabilir. Yeter ki o millette “Milli Şuur” yitirilmiş olmasın. İşte umut oradadır, yeniden diriliş oradadır. Tarih, bu anlamda insanoğluna her fırsatta ibretlik dersler vermekte ve en güzel örneklerini alanında barındırmaktadır. Türk Milleti, tarih boyunca çok sayıda devlet kurup yıkılan, ancak her yıkılıştan sonra yeniden devletleşmeyi başaran bir millettir. Türkler sahip oldukları milli bilinç sayesinde tarihte defalarca yeniden devletleşmeyi başarabilmiş ender bir millettir. Bu durum da göstermektedir ki milletlerde var olan ulusal bilinç yok olmadığı müddetçe küllerinden yeniden doğmaya her daim mahirdirler.
Milli Şuura sahip olmak demek benliğini, kimliğini yitirmemek demektir. Bu uğurda en önemli öğelerden bir tanesi de tabi ki sahip olunan dildir. Dil yok olursa o dille beraber büyüyen, gelişen kültür de yozlaşır ve zamanla o da yok olur gider. Milli şuur; başta diline, tarihine ve kültürüne hâkim olmak, bu değerlerden güç alıp onları geleceğe doğru kanalize etmektir. Milli şuur, çok tabi olarak insanda milli ve yerli olma bilincini oluşturmayı gerektirir. Bu kapsamda ülke menfaatleri her türlü bireysel, grupsal ve ailevi menfaatlerin üstesinde tutulmalıdır. Türk Devleti, kendi ülkesinin geleceği, sebatı için bireylerine bu bilinci kazandırma anlamında manevi yönden oldukça geniş kaynaklara sahiptir. Özellikle sahip olunan zengin tarih ve kültürel değerler, doğru ve nesnel olarak faydalanıcı kitleye aktarılabilirse, bu uğurda çok etkili bir bilinç oluşturulmuş olunacaktır.
“Devamı Haftaya”