Türkiye’de ekonomik darboğazın en somut göstergesi olan bireysel borçluluk oranları, toplumun geniş kesimlerini etkisi altına alan devasa bir krize dönüştü. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) tarafından paylaşılan son veriler, vatandaşların geçimini sağlamak için her geçen gün daha fazla borçlandığını gözler önüne seriyor. Ülkede artık neredeyse her üç vatandaşa bir icra dosyası düşerken, borç sarmalı hanehalkı finansmanını temelinden sarsıyor. Her sabah binlerce kişi bankaların borçlu listesine dahil oluyor.
Cumhuriyet.com.tr haber sitesinde yer alan bir haberde aktarılan veriler ışığında, Türkiye'de her gün ortalama 12 bin kişinin ilk kez borçlandığı görülüyor. Bir ay gibi kısa bir sürede yüz binlerce vatandaşın yeni kredi kartı kullanıcısı olduğu, günlük ortalama 4 bin kişinin ise eksi hesap (KMH) limitlerine mecbur kaldığı belirtiliyor. Bu tablo, ekonomik büyümeden ziyade vatandaşın kredi kartıyla hayata tutunmaya çalıştığı bir hayatta kalma mücadelesini yansıtıyor.
Borç Sorunu Artık Yapısal Bir Krize Dönüştü
Ekonomi gündeminde geniş yankı uyandıran TBB Risk Merkezi Kasım 2025 bülteni, borçlanma eğiliminin geçici bir dalgalanma olmadığını kanıtlıyor. Milyonlarca insanın içine çekildiği bu süreç, artık ülkenin yapısal bir sorunu haline gelmiş durumda. Uzman görüşlerinden bağımsız olarak rakamların söylediği gerçek şu: Her gün yaklaşık 39 bin kişi bankalara olan borcunu ödeyemediği için takibe giriyor ya da ödeme güçlüğüyle karşı karşıya kalıyor.
İcra Daireleri Dosya Yükü Altında Eziliyor
23 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Türkiye genelindeki açık icra dosyası sayısı 24 milyon 128 bine dayanarak tarihi bir rekor kırdı. Sadece son bir yıl içinde bu sayıya 1 milyon 857 bin yeni dosya eklenmesi, adaletin değil adeta borç sisteminin işlediğini gösteriyor. Yalnızca 2026'nın ilk 23 gününde bile yüz binlerce yeni dosyanın işleme alınması, sosyal çöküş tehlikesini de beraberinde getiriyor.
Kredi Kartıyla Gelen Emanet Hayat
Vatandaşın nefes almasını imkansız hale getiren bu düzende, enflasyonla mücadelenin de ancak bu borç yükü hafiflediğinde mümkün olacağı öngörülüyor. Türkiye, bugün itibarıyla büyüme verileriyle değil, kredi kartı borçları ve icra kapılarındaki yoğunlukla anılan bir ülke haline gelmiş durumda. Bu tablo değişmediği sürece, dar gelirli yurttaşın ekonomik olarak rahatlaması uzak bir ihtimal olarak kalmaya devam ediyor.