Sosyal güvenlik sisteminde sessiz sedasız yapılan mevzuat değişiklikleri yüz binlerce engelli vatandaşı doğrudan etkilemeye başladı. Ocak 2025 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren yeni kriterler, engelli emekliliği şartlarını baştan aşağı değiştirirken, geçmişte kazanılmış hakların dahi risk altına girmesine yol açtı. Sosyal güvenlik uzmanları tarafından yapılan değerlendirmelere göre, yeni mevzuat çerçevesinde yürütülen uygulamalar nedeniyle binlerce kişinin emekli aylığının kesilmesi tehlikesi bulunuyor. Maliye Bakanlığına bağlı vergi daireleri üzerinden yürütülen eski sistemin tamamen lağvedilmesiyle birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm süreci kendi bünyesindeki yönetmelikler doğrultusunda tek elden yönetmeye başladı.
Sistemde yaşanan bu köklü değişim öncesinde vatandaşlar, yetkili sağlık kuruluşlarından aldıkları raporları vergi dairelerine sunarak vergi indirim belgesi elde ediyor ve bu belge sayesinde emeklilik hakkı kazanabiliyordu. Yeni süreçte ise vergi indirim belgesi mekanizması tamamen uygulamadan kaldırıldı. Hak sahiplerine verilen 6 aylık geçici uyum sürecinin sona ermesiyle birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuruda bulunan kişileri doğrudan devlet hastanelerine, üniversite hastanelerine veya eğitim araştırma hastanelerine sevk etmeye başladı.
Sağlık Kurulu Raporlarında Hesaplama Sitemi Sil Baştan Değiştirildi
Yeni düzenlemenin getirdiği en büyük engellerden biri, engellilik oranlarının hesaplanma biçiminde yapılan köklü değişiklik oldu. Eski uygulamada Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esas alınıyor ve kişinin vücudundaki tüm rahatsızlıklar ayrı ayrı oranlanarak toplanıyordu. Örneğin böbrek yetmezliği, kalp hastalığı ve psikolojik rahatsızlığı bulunan bir bireyin her bir hastalığı için belirlenen oranlar Balthazard formülü ile birleştirilerek toplam engel oranı hesaplanıyordu.
Ocak 2025 itibarıyla devreye sokulan Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise tüm bu toplama esasını ortadan kaldırdı. Yeni sistemde kişinin kaç farklı rahatsızlığı olursa olsun, sadece en yüksek çalışma gücü kaybına yol açan tek bir hastalığı dikkate alınıyor. Diğer yan hastalıklar veya ek rahatsızlıklar hiçbir şekilde hesaplamaya dahil edilmiyor. Bu durum, fiilen çalışma imkanı oldukça kısıtlı olan ve birden fazla kronik hastalıkla mücadele eden kişilerin kağıt üzerinde engel oranlarının düşmesine neden oluyor.
Prim Günü Ve Sigortalılık Süreleri Önemli Oranda Artırıldı
Mevzuat değişikliği sadece rapor hesaplama yöntemleriyle sınırlı kalmadı, emeklilik için gerekli olan prim günü ve sigortalılık süreleri de ciddi oranda zorlaştırıldı. Yasal düzenleme öncesinde engelli vatandaşlar 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 prim günü şartını yerine getirdiklerinde emeklilik hakkına kavuşabiliyorlardı. Yeni kademelendirme sistemi ile birlikte çalışma gücü kaybı oranına göre istenen şartlar oldukça yukarı çekildi. Çalışma gücü kaybı yüzde 40 ile yüzde 49 arasında belirlen kişilerden artık 18 yıl sigortalılık süresi ve 4100 prim günü talep ediliyor.
Araladaki 500 güne varan ek prim requirement'ı, çalışmakta zorlanan engelli bireyler için son derece ağır bir mali yük anlamına geliyor. Çalışma imkanı kısıtlı olan ve düzenli gelir elde edemeyen vatandaşların Sosyal Güvenlik Kurumuna aylarca ek prim ödemesi yapması bekleniyor. Zaten sağlık sorunları nedeniyle istihdam piyasasında tutunmakta güçlük çeken binlerce kişi, yükseltilen prim gün sayıları ve uzatılan sigortalılık süreleri yüzünden emeklilik hayallerini ertelemek zorunda kalıyor. Bu durum, ekonomik olarak zor durumda olan engelli bireylerin mağduriyetini her geçen gün daha da derinleştiriyor.
Kontrol Muayeneleri Eski Emeklilerin Maaşlarını Kesme Noktasına Getirdi
Yeni kriterlerin yarattığı en büyük tehdit ise geçmiş yıllarda engelli emeklisi olmuş vatandaşların kontrol muayenelerinde ortaya çıkıyor. Süreli raporla veya kontrol muayenesi şartıyla emekli edilen binlerce kişi, randevu tarihleri geldiğinde yeni yönetmelik kurallarına göre hastanelere sevk ediliyor. Örneğin 2024 yılında eski sisteme göre kazanılmış hakkı ile emekli olan bir kişi, 2026 yılının başında girdiği kontrol muayenesinde yeni hesaplama yöntemine tabi tutuluyor. Yeni sistemde hastalık oranları toplanmadığı için, geçmişte yüzde 40 veya üzerinde raporu olan bir vatandaşın yeni oranı rahatlıkla yüzde 40 sınırının altına düşebiliyor.
Sağlık kurulu raporunda engel oranı düşen vatandaşların emekli aylıkları Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından anında iptal ediliyor. Aylığı kesilen kişiler, sadece aylık gelirlerinden olmakla kalmıyor, aynı zamanda genel sağlık sigortası kapsamındaki haklarını da kaybediyorlar. Düzenli olarak ilaç kullanmak ve tedavi görmek zorunda olan ağır hastalar, bir anda sağlık güvencesinden mahrum kalarak ilaçlarını dahi alamaz duruma düşüyorlar. Dikkat çeken bir diğer detay ise yapılan bu ağır değişikliğin yalnızca 4A yani eski adıyla SSK kapsamındaki çalışanları etkilemesi oldu. Memur ve Bağ-Kur statüsündeki sigortalıların engelli emeklilik şartlarında herhangi bir değişikliğe gidilmezken, tüm yükün işçi statüsünde çalışan vatandaşların üzerine binmesi kamuoyunda tepkilere neden oluyor.




