(19) -Yok beyim. Ben bir hikâye tasarladım, arkasını bilmiyorum. Bir de türkü söyle diyorsun. Ahmet Bey sinirlendi. Üzerine doğru bir yürüdü ki; -Dur efendim dur! Yahu birkaç kelime konuştuk, şu ney Molla mı, Hacı mı, Hoca mı? O huysuzlanmaya başladı. Türkü söylersem daha da huzursuz olan olur. -Ulan oğlum, tamam. Herşey benden sorulur. Ne biliyorsan onu söyle! Aldı bakalım Ali, bakalım ne söyledi; N´ettin bre baba sen böyle n´ettin Günün geldi babam Hecaz´a gettin Beni Osman Bey´e emanet ettin Karşımda oturan babam değil mi Arap dedi ki: -Bir şey anlamıyorum, bir dışarı gidip geleyim. -Oğlum, altına pisle salmam, dedi. Hanım kızım derdin beni överdin Nazlı kızım derdin saçım tarardın Bazen kızışırdın bazen döverdin. Karşımda oturan anam değil mi
N´oldun kardaş Osman acep ne oldun Akşamın vaktinde kapıya geldin Bu Molla´nın kapısını boş buldun Karşıda oturan Osman değil mi Elin s... burada bittin Deştin aklını da kötü fikr ettin Esmehan´ım dedin, kolumdan tuttun Karşıda oturan Molla değil mi Arap dört büklüm oldu, altına yapacak Derdime ağlarken kılıcın astın Sabah yeli gibi ac´ acı estin Zalim üç kuzumu nasıl dakestin Karşıda oturan Arap değil mi
N´ettin ESMEHAN´ım sen neler ettin Bülbül oldun çınar başında öttün Bir yastıkta altı sene bir yattın Karşıda oturan Ahmet beyim değil mi -Anladınız mı bir şey beyim? dedi. Ahmet Bey; -Ulan oğlum hiç bir şey anlamadım, dedi. -Eee!.. Daha ne söyleyeyim ki, ben size? Ben görevimi yapıyorum. Herkes vazifesini yapsın, dedi. Başındaki koyun karnını yukarıya doğru sıyırmaya başladı. Tam çıkardı ki, sırma gibi saçlar yığılmaya başladı. -İşte beyim, Esmehan benim. Sebebim Molla, Arap, dedi. O anda Hoca´nın öz oğlu Osman Bey, Molla´ya çöktü. Ahmet Bey de Arap´a çöktü. Kılıcın ağzını ters çevirip, çeke çeke ikisinin kafasını da kestiler. Onların canı cehennemi boyladı. Hoca, karısı, Osman Bey; -Aman kızım, canım bacım, diye, Esmehan´ın üstüne atıldılar. Amma Osman Bey, oradan; -Biraz da bana kalsın, diyor. Hasretlerine kavuştular. Ahmet Bey, Bağdat´a bir haber yolladı ki; "Baba, her şeyimi buldum, düğün hazırlığını görün." Bağdat padişahı bir düğün kurdu ki, hey babam hey! Gelinci karşılandı, yenildi, içildi. Ahmet Bey, babasının yerine padişah oldu. Uzun süre mutlu yaşadılar. Şen oldular, muraz aldılar. Siz de her daim şen olun, muraz alın. Varolun arkadaşlar!.. SON