Engeller durmaz da gezer arada
Tek gelmişim bacım kaldım burada
Hanı Molla kardaş şimdi nerede
Aç kapıyı bacım kardaşın geldi
Yine aldı Esmehan:
N´olsun bre kardaş bize de n´olsun?
Ağlayan gözlerim bir daha gülsün
O Molla´nın iki gözü kör olsun
Yıkıl git kapıdan kardaş değilsin
Ulan, gene inanmadı, dedi Osman Bey:
Bu sefillik bizde nasıl başladı
Bu acı sözlerin bana işledi
Acıktı susadı atım kişnedi
Aç kapıyı bacım kardaşın geldi
Bu arada Osman Bey´in atı kişneyip de "yallah" diye ayağını yazıya bir vurunca, konak bir sefer sallandı. Esmehan şöyle bir kulak verdi ki, kardaşının atı kişneyen. Biraz da hilelendi kardaşı olduğuna amma, o da inatçılık yapıyor. "Eyvah ben hata işliyorum." dedi.
Aldı bakalım Esmehan:
Bürünmüşüm şu feleğin yasına
Canlar dayanır mı gönül pasına
Kurban olam kıratının sesine
Açtım kapıyı da kardaşım gelmiş
Dedi ki;
-Kardaşım olmaya kardaşımsın amma, ben yine de inanmıyorum. Pencereye gel.
Osman Bey pencereye geldiği zaman bacısı;
-Sağ omuzunu aç, dedi.
Sağ omuzunda bir lira büyüklüğünde bir beni vardı. Esmehan, Osman Bey´in benini görünce;
-Amman! Kardaşım, dedi.
Kapıyı açtı, öpüştüler, koklaştılar. Hasretlik on beş-yirmi gün olmuş, görüşmeyeli.
-Eee!.. Kardaşım, nerede anam, babam?
-Onların da artık günü bitmek üzere, dedi. Beni sana haberci ve müjdeci olarak saldılar. Bacım, Molla nerede Molla?
-Molla, işte delikanlılık, gençlik arkadaşlarıyla bazen sohbete dalıyorlar, bazen gelmeyebiliyor, dedi. Bugün de gelmedi. Genç adamdır, olur böyle şeyler, dedi. Yapmış olduğu hareketleri söylemedi.
-Eee!.. Bacım, ben seni şimdi anama babama götüreceğim. Bu andan tezi yok sen giyecek, değişeceksin. Elbiselerini al. Hemen ata bindirip götüreceğim, dedi. Şimdi Esmehan başladı, kendi değişik elbisesi olacak eşyalardan bohçaya çıkınlamaya. Esmehan´ın görmez tarafından gömleğinin birini aldı. Sardı, eletti, atın üstündeki heybeye koydu. Esmehan giyindi, kuşandı, kardeşinin terkisine bindi. Osman Bey de atına bindi, devam ettiler. Gecenin bir yarısında Şam´dan ayrıldılar.