Hazanın ilk mevsimi hoş geldin.Kış ayının soğuk gecelerinde hayalini kurduk yaz mevsiminin. Umuyorum ki haziran, temmuz, ağustos içimizi ısıtmaya yetmiştir.
Tabii ki burası dünya her nimet imtihanıyla birlikte gelecek.
Velhasıl iyisiyle kötüsüyle ömürden bir yaz daha geçti. Mevsim eylül o yüzden bu huzurum.Ekim gibi çok fazla yaprak dökmez, kasım gibi kışa hazırlamaz insanı sanki bir yanı yaza ait güzel ay eylül ...
Hafta sonu ayçiçek tarlasına gittik, vuruldum sarının güzelliğine. Benim renk listemde biraz arka sırada gelirdi sarı.Lakin ay çiçeğinin yanında sarıya fısıldadım ''özür dilerim meğer ne kadar güzelmişsin " dedim.
Yaşam fark ettiklerimizle güzel!
Sonra kendime döndüm ya fark etmeseydim dedim. Öyle ya düşünün yanınızdan eylül gelip geçiyor ve siz bir selam dahi vermiyorsunuz.
İnsan sadece insanla iyileşmez. Eylül ile iyileşir,renklerle ile iyileşir,ay çiçeğinin güzelliği ile iyileşir üç beş papatyayla iyileşir.
Hatta artık fark ettikleriniz çoğaldıysa uzaklaşacaksın çoğu şeyden.Güruh bir kalabalıktansa sadra şifa bir yalnızlık insanı iyileştirir.
Yeter ki niyet edelim iyileşmeye!
Haşmet Babaoğlu der ki:
Eylül bir ay değil, bir aylık ayrı bir mevsim.
Eylülü buhurdanlığa koysak gönül evimizden içeri buyur etsek oda oda gezse buram buram her yan eylül koksa.
Dua etsek gelecek yıla kadar azim ve gayretle çalışsak.Ömür geçiyor savrula savrula yaşamaya zaman yok biraz hareketlenmek lazım.
Ertelemeden yaşamayı öğretebilirsen kendimize en büyük kazanım o olur belkide. Çünkü hiçbir anın telafisi yok.
Fahri Kainat Efendimiz buyuruyorlar ki:
''Erteleyen ziyandadır.''Ve baktığımızda görüyoruz ki sığınılan şeylerden biri de tembellik.
O zaman köklü değişimler için bu "Eylül" vesile olsun bize. Gelecek "Eylül"e sözleşelim kendimizle.
Bir sonraki yazıda buluşmak üzere.