Halk arasında "over kanseri" olarak bilinen yumurtalık kanseri, kadın üreme sisteminin en kritik parçalarından olan yumurtalıklar veya fallop tüplerinde hücrelerin kontrolsüzce çoğalmasıyla başlıyor. Bu hastalığı diğer türlerden ayıran en korkutucu özellik ise erken evrelerde neredeyse hiç belirti vermemesi. Türkiye'de rahim kanserinden sonra en sık görülen ikinci jinekolojik kanser olan bu tür, maalesef jinekolojik kanserler arasında en yüksek ölüm oranına sahip olmasıyla dikkat çekiyor.

Başınızın Ağrısından Çok Daha Fazlası Olabilir
Başınızın Ağrısından Çok Daha Fazlası Olabilir
İçeriği Görüntüle

Vücudunuzun Verdiği Bu Sinyallere Dikkat!

Hastalık genellikle ilerlediğinde kendisini hissettirmeye başlıyor. Çoğu kadının basit bir sindirim sorunu sandığı karın ağrısı, geçmeyen şişkinlik ve karında sıvı birikmesi aslında vücudun verdiği birer alarm olabilir. Bunun yanı sıra kabızlık, sık idrara çıkma ihtiyacı, mide bulantısı, açıklanamayan kilo kaybı ve menopoz sonrası yaşanan kanamalar, hastalığın yaygın belirtileri arasında yer alıyor. Bu tür değişimler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak hayati önem taşıyor.

Erken Teşhis İçin Henüz Bir Tarama Testi Yok

Modern tıbbın gelişmesine rağmen, yumurtalık kanserini erken evrede %100 doğrulukla tespit edecek kesin bir tarama yöntemi bulunmuyor. Bu durum, hastaların sadece %20'sinin erken evrede yakalanabilmesine neden oluyor. Tanı konduğunda çoğu hastanın ileri aşamada olması, tedavi sürecini daha karmaşık hale getiriyor. Bu nedenle kadınların, hiçbir şikayeti olmasa bile yılda en az bir kez kontrolden geçmesi, hastalığın erken yakalanabilmesi için bilinen tek ve en güçlü yol.

Kistlerin Ne Kadarı Kanser Riski Taşıyor?

Jinekolojik muayeneler sırasında sıklıkla rastlanan yumurtalık kistleri, her zaman kanser anlamına gelmiyor. Özellikle üreme çağındaki kadınlarda görülen kistlerin büyük bir kısmı zararsızdır ve zamanla kendiliğinden kaybolur. Ancak bir kistin kötü huylu olup olmadığını anlamak için ultrasonografi ile boyutu, şekli ve karın içi sıvı durumu titizlikle incelenmelidir. Gerektiğinde kan testleri ve MR gibi ileri görüntüleme yöntemleri de teşhis sürecine dahil edilerek yol haritası belirlenir.

Genetik Yatkınlık ve Risk Faktörleri

Bazı kadınlar bu hastalığa karşı diğerlerinden daha fazla risk altında bulunuyor. Ailesinde yumurtalık veya meme kanseri öyküsü olanlar, genetik yatkınlığı bulunanlar, aşırı kilolu bireyler ve hiç çocuk sahibi olmamış kadınlar bu grubun başında geliyor. Ayrıca menopozun çok erken yaşlarda başlaması da bir risk faktörü olarak kabul ediliyor. Bu risk gruplarında yer alan kadınların kontrollerini daha sık ve daha dikkatli yaptırması, olası bir olumsuzluğun erkenden fark edilmesini sağlıyor.

Kaynak: İHA