Cemre havaya, Ramazan gönüllere düştü...
Ramazan bu yıl cemreyle birlikte geldi. Baharın müjdecisi sayılan o sıcak dokunuş, sanki sadece havaya değil gönüllerimize de düştü. Kış, son yıllarda pek de alışık olmadığımız bir vakar ve ağırlıkla kendini gösterdi. Özellikle Sivas, adına yakışır bir kış yaşadı. Kar yağdı, yağmur yağdı, toprak suya doydu. Barajlar doldu, yeraltı suları nefes aldı. Uzun zamandır hasret kaldığımız o beyaz örtü, şehri hem örttü hem de arındırdı.
Çiftçi tohumunu toprağa atmıştı. Üzerine kar düştü. Kar, Anadolu’da sadece soğuk demek değildir; rahmettir, berekettir, yorgan misali toprağı koruyan bir emanettir. Şimdi o tohumlar sabırla bekliyor. Toprak, suyla buluştu. İnşallah bereketle de buluşacak.
Ve biz… Ramazan’a kavuştuk.
Tam da cemrenin havaya düşeceği günlere denk gelen bu mübarek ay, sanki iki cemreyi birden indirdi üzerimize. Biri havaya, biri kalplere… Soğuyan ilişkiler ısınsın, katılaşan gönüller yumuşasın, kırgınlıkların buzları çözülsün diye.
Eski kışlar geri geldi derken, aslında biraz da eski duyguları özlediğimizi fark ediyor insan. Çocukluğumuzdaki o uzun kış gecelerini… Sobanın üzerinde demlenen çayı… Pencereden izlenen lapa lapa karı… Mahalle aralarında biriken kar yığınlarını… Kış meşakkatliydi belki ama samimiydi.
Tıpkı eski Ramazanlar gibi.
Teravih çıkışında cami avlusundaki muhabbetler… Sahura kaldıran davulun tok sesi… İftar sofralarında artan yemeğin paylaşımı, komşuya gönderilişi… Gösterişten uzak, sade ama derin bir maneviyat… Ramazan sadece takvimde bir ay değil, hayatın ritmini değiştiren bir iklimdi.
Bugün yeniden hem gerçek bir kışa hem de Ramazan’a kavuşmuşken, belki de bize düşen sadece havanın değil, ruhumuzun da temizlenmesine izin vermek. Kar toprağı nasıl örtüp dinlendiriyorsa, Ramazan da kalbi öyle dinlendirsin. Yağan yağmur barajları doldurduğu gibi, okunan dualar da içimizi doldursun.
Eski Sivas kışları geri gelmişken, umarım eski Ramazanların o sıcak, o içten, o paylaşımcı havası da geri gelir. Soğuk havanın ortasında içimizi ısıtan bir kardeşlik, bir merhamet, bir bereket iklimi…
Belki de mesele, eski günlerin geri gelmesi değil; o günlerin ruhunu bugüne taşıyabilmek.
Kar yağdı. Cemre düştü. Ramazan geldi.
Şimdi sıra bizde…
Vesselam…