20 Şubat 2026
weather
-5°
43,7666 %0
51,6634 %0.06
7.030,41 % -0,10
Ara

RAMAZAN VE İNFAK

YAYINLAMA:

Ramazan ayı, öncelikle oruç ibadetini hatırlatsa da, ruhun arındığı, iradenin terbiye edildiği ve toplumsal duyarlılığın zirveye ulaştığı kutsal bir zaman dilimidir. Bu ayda maddi imkânsızlıklar nedeniyle hüzünlenen gönüllere dokunmayı sağlayan en güçlü unsur hiç şüphesiz infaktır. 
İnfak, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla, sahip olunan maldan ve imkânlardan başkalarına da pay ayırmaktır. Ramazan ayında tutulan oruç, insana açlığın ne olduğunu bizzat tecrübe ettirirken, infak da bu tecrübenin eyleme dönüşmesini sağlamaktadır.  Zengin ile yoksulun aynı iklimde yaşadığı bir toplumda infak, benlik duygusundan sıyrılıp biz bilincine geçişin en somut göstergesidir. İnsanın doğasında var olan biriktirme hırsı ve mal tutkusu, infak ile törpülenmektedir. İnfaka bulunan kişi, elindeki mal ve servetin gerçek sahibinin Allah olduğu bilinciyle hareket etmekte ve böylece takvanın zirvesine ulaşmaktadır.
İnfak, Kur'an-ı Kerim'de sıklıkla namaz ile birlikte zikredilmektedir. Bu durum, bir Müslümanın sadece bireysel ibadetleri yerine getirmekle yetinmeyip aynı zamanda sosyal sorumluluk kapsamındaki görevlerini de üstlenmesi gerektiğini göstermektedir. 
İslam inancında servetin belirli ellerde toplanıp bir güç odağı haline gelmesi hoş karşılanmaz. İşte infak, sermayenin tabana yayılmasını sağlayarak toplum bireyleri arasındaki maddi uçurumu kapatan bir köprü vazifesi görmektedir. İnfak yoluyla piyasaya giren nakit akışı sayesinde tüketim ve üretim dengesi de korunmaktadır. Zengin ile fakir arasındaki haset ve düşmanlık duygularını silmeyi sağlayan infak, farklı gelir seviyesine sahip insanlar arasında sevgi ve güven bağını güçlendirmektedir. Böylece kimsenin sahipsiz kalmadığı bir sistemde suç oranları düşecek, toplumda barış ve huzurun sağlanması kolaylaşacaktır.
İslâm dini, sosyal hayatın adalet, yardımlaşma ve dayanışma esasları üzerine bina edilmesini öngörerek toplumda ekonomik dengenin sağlanmasını hedeflemektedir.
Kur’an-ı Kerim’de; “İyilik ve takvada yardımlaşın, kötülük ve düşmanlıkta ise yardımlaşmayın.” (Maide 2) buyrularak, herhangi bir ayrım yapılmadan, bütün muhtaçlara infakta bulunma teşvik edilmektedir. Bir başka ayette: “Siz hayra ne harcarsanız, Allah onun yerine yenisini verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe 39) ifadesiyle de infak edilen malın eksilmediği; aksine bereketle çoğaldığı vurgulanmaktadır.
Peygamber (sav)’in şu hadisleri infak ile ilgili anlamlı mesajlar içermektedir:
“Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da o kimsenin ihtiyacını giderir.” “Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımındadır.” “Komşusu aç iken, bunu bildiği halde kendisi tok yatan gerçekten iman etmiş olamaz.” 
Ramazan ayında tutulan oruç, toplumda infak bilincini geliştirmenin en önemli aracıdır. Allah’ın verdiği nimetlerden sınırlı bir süre içerisinde uzak durup yoksul ve ihtiyaç sahiplerinin durumunu bizzat tecrübe etmemizi sağlayan oruç, sosyal dayanışma açısından önemli bir ibadettir. Yardımlaşma, paylaşma ve merhamet duygusunu geliştirmenin canlı bir tatbikatı olan oruç sayesinde empati kurularak ihtiyaç sahiplerinin durumu fiilen yaşanmaktadır. Oruçla yoksulluğun ne olduğunu kısmen de olsa anlayan insanların zekât ve sadaka yoluyla infakta bulunması daha kolay olmaktadır. 
Kur’an-ı Kerim’de otuzdan fazla ayette yoksul ve çaresizlerin doyurulması; kırktan fazla ayette de zekât ve sadaka ile yoksullara infak edilmesi istenmektedir. Zekât ve sadakanın önemine işaret eden şu ayetlerle kadın erkek bütün Müslümanların infakta bulunmaya teşvik edildiği görülmektedir:
“Ey iman edenler! Kazandıklarınızın en güzelinden ve sizin için yerden çıkardığımız şeylerden infak edin, ama kötü olanı vermeyin… Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği emreder.” (Bakara 267)
“Şüphesiz ki, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınların ve Allah’a karz-ı hasen olarak borç verenlerin sevapları fazlasıyla ödenecektir. Arıca onlara çok değerli bir ödül de vardır.” (Hadid 18)
Peygamber (sav), hayatı boyunca yoksulları gözetmiş ve bu konuda ümmetine örnek olmuştur. Peygamber (sav) tarafından önemle vurgulanan “veren elin alan elden üstün tutulması” ilkesi, insanları merhametli olmaya, çalışıp kazanmaya ve kazandıklarını da paylaşmaya sevk eden psikolojik bir etkendir. Bilinçli olarak birine yardımda bulunma isteği, kişiye manevî bir haz ve toplum içerisinde saygınlık kazandırmakta, insanlar arasında mal transferini sağladığı için ekonomik kalkınmayı hızlandırmaktadır.
Günümüzde giderek zayıflayan bir diğer infak çeşidi de “karz-ı hasen” yani borç vermedir.  Fâizle borç vermenin alternatifi olarak teşvik edilen karz-ı hasen, maddî ve manevî çıkar sağlama amacından uzak, tamamen yardımlaşma ve kardeşlik duygusuyla beslenen, toplumda sevgi ve bağlılığı artıran önemli bir fedakârlık örneğidir. Karşılıksız borç verme ile ilgili Kur’an-ı Kerim’de şu hükümler yer almaktadır:
“Eğer Allah’a karz-ı hasen olarak ödünç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat artırır ve günahlarınızı bağışlar.” (Hadid 11) 
“Namazı dosdoğru kılıp zekâtı verin. Allah’a karz-ı hasen olarak ödünç verin.” “Kim Allah rızası için ödünç verirse, kendisine bunun mükâfatı (Allah tarafından) fazlasıyla verilir…” (Müzzemmil 20)
Ayetlerde de görüldüğü gibi, Yüce Allah borç verme işini, kulun başka kullara değil de kendisine, yani kişinin bizzat Rabbine ödünç vermesi şeklinde değerlendirerek konunun önemine dikkat çekmiştir. Karz-ı hasen, sevabının çokluğu göz önünde bulundurularak İslâm toplumlarında önemli bir gelenek haline gelmiştir. Borç veren, ihtiyacı olana karşılıksız olarak yardım ettiği için fakir ve muhtaçlar nezdindeki itibarını artırmış ve onların güvenini kazanmış olur. Böylece insanlar arasında gelir farklılığından kaynaklanan kıskançlık, haset, kin ve nefret duygularının yerini sevgi, saygı ve dayanışma duyguları almaktadır.
Müslüman toplumlarında infakın bir başka örneğini de vakıf geleneğinde görmekteyiz. Bilindiği gibi bir toplumun sosyal yapı bakımından sağlamlığı, o toplumda gelir düzeyi yüksek olanların sermayesinin iyi yönlendirilmesine ve muhtaçların gözetilmesine bağlıdır. İşte vakıflar, toplumun sosyal yapısını güçlendirmek amacıyla teşvik edilen yardımlaşma kurumlarıdır.
Başlangıçta bireysel ihtiyaçların giderilmesine yönelik bir hizmet kurumu olarak ortaya çıkan vakıflar, daha sonraları toplumun sosyo-kültürel yapısına ve ihtiyaç durumuna göre gelişerek hayatın her alanında yerini almıştır. Kurucuları tarafından Allah’a yakınlaşma ve yeni nesillere iyi bir gelecek hazırlama düşüncesine dayalı olarak gelişen vakıflar, geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemini korumaktadır. Dolayısıyla Ramazan ayında sosyal hizmet yürüten vakıfların desteklenmesi önemli bir sorumluluktur.
İnfakta yapılan yardımın miktarı kadar bu yardımı gerçekleştirme biçimi de önemlidir. Özellikle yardıma muhtaç olanların onurunun incitilmemesi son derece önemlidir. Kur’an-ı Kerim’de bu konuyla ilgili şöyle buyrulmaktadır:
"Ey iman edenler! Sadakalarınızı başa kakarak ve gönül kırarak boşa çıkarmayın." (Bakara 264).
Müslümanlar arasında sıkça kullanılan “Sağ elin verdiğini sol el görmemeli” düsturu, muhtaç kişilerin onurunu korumayı hedeflemektedir. Ayrıca bir kişinin kendisinin kullanmayacağı, işe yaramayan eşyayı veya malı infak etmesi hoş karşılanmamaktadır. O nedenle infak ederken hassas davranılmalı, mümkün olduğunca gizlilik ilkesi gözetilmeli, yoksulun gururunu incitecek söz ve davranışlardan uzak durulmalıdır. İnfak ederken teknik imkânlarından yararlanmaya da özen gösterilmelidir. 
Ramazan ayında yapılan infak, sadece yoksulları doyurma eylemi değil, aynı zamanda varlıklı olan kişileri de manen iyileştirme sürecidir. Bir toplumda infak damarı tıkandığında, o toplum ruhsal ve sosyal bir çöküşe maruz kalabilir. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” uyarısı, modern dünyanın bencilliği karşısında Müslümanlar için en güçlü kalkandır. Gerçek mutluluğun sadece “almakta” değil, başkasının yüzündeki tebessüme vesile olacak şekilde “vermekte” olduğunu fark ettiğimizde, Ramazan’ın ruhuna tam manasıyla erişmiş olacağız. 
Allah cümlemizi inak edenlerden eylesin! (Âmin)

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *