Haftalardır Galatasaray´ı ligde tutma çalışmalarının son kurbanı maalesef Sivasspor oldu. Türkiye süper liginin son şampiyonu Galatasaray´a kendi evinde futbol adına her şeyi yapan Sivasspor bir kez daha maçın hakemine takıldı. Galatasaray´a karşı ikinci yarının tamamını 10 kişi oynamak kolay bir iş değil. Hele hele rakip 12 kişi olursa bu daha vahim bir durum. 12. Adamın tek eksiği sarı kırmızı formanın sırtında olmaması.
El vicdan, el insaf; yahu yapmayın Allah aşkına. Her sezon bu senaryoları izlemek zorunda mıyız? Maçın hangi yorumunu yapalım. Teknik analizine mi değinelim. Rıza hoca şöyle mi yaptı, böylemi yaptı diyelim. Ne diyelim bu maç için. Bu kadar tempolu, bu kadar seyir zevki yüksek bir maça neden tesir edersiniz? Bunu kim ya da kimler istiyor? Bu durumda kafayı yastığa koyduğunda cidden rahat uyunur mu? Lobi savaşlarını kazanan takımları sürekli mutlu etmek zorunda mısınız? Evet, bir takım mağlup olabilir, ama bırakında kendi hataları yüzünden mağlup olsun. Bizlerde bu hataları eleştirip önümüze bakalım.
Sivasspor Galatasaray karşısında oynadığı futbolla taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanmıştır. İşin acı tarafı biz artık futbolu değil, hakemleri konuşur olduk. Futbol hata oyunudur. Hatayı az yapan takım kazanır. Ama bizler artık hakemlerin bilerek ya da bilmeden yaptığı yanlışlardan, futbol sistemi ve oyuncunun bireysel hatalarını değerlendiremiyoruz bile. Taraftar ve lobi baskısı ağır geliyorsa, yapmayın bu işi. En azından vicdanlarınız rahat olur. Galatasaray geride olsaydı, uzatma dakikaları ne kadar olurdu bilemiyorum. Sivassporu´un attığı golden sonra ofsayt incelemesinde geçen süre 3,5 dakika. Geri kalan 6 oyuncu değişikliği sakatlık hepsi 1,5 dakikada mı gerçekleşti. Merak ediyorum; Sivasspor lu futbolcu Cofıe´nin gördüğü ikinci sarı kartta, Ali Palabıyık oyuncu olsaydı nasıl tepki gösterirdi. Yahu FİFA kokardı taşıyorsun, gözünün önünde olan bir durumu çözemiyorsan ben art niyet ararım.
Yazık oldu Sivasspor´a. Üzüldüğüm ender maçlardan biridir. İkinci yarının tamamını 10 kişi oynamasına rağmen, son dakikaya kadar puan kovalayan bir takımı tebrik etmekten başka bir şey yapılmaz. Helal olsun size. Hele son dakikada Erdoğan´ın asistini Armın Derlek gole çevirebilseydi, sanırım Galatasaray takımı sahadan 10 dk geç çıkmak zorunda kalabilirdi.
SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ?
Çalımbay son haftalarda yaptığı gibi 4-1-4-1 sisteminden, 4-2-3-1 e dönmüş. Belki rakibin Galatasaray olması bu tedbiri almaya zorlamış olabilir. Ne var ki orta alanda futbol karakteri birbirine çok yakın Hakan Arslan ve Cofie oyunu tutması gereken oyuncu olmalarına rağmen, zayıf top teknikleri yüzünden bu beceriyi gösteremediler. Traore hem Mert Hakan´ın, Hem de Hakan Arslan´ın ekürisi şeklinde görev yapacak bir oyun yapısına sahip olduğu için, kadroda bulunması gerekirdi. Tahminimce bir puan için sahaya çıkan Rıza hoca önce savunma güvenliğini düşünmüş olacak ki, bu ikili ön liberoyla başladı. Plan tutmadı. Özellikle ilk 15 dakika tamamen rakibin üstünlüğü ile geçildi. İlk yarının kalan dakikalarında denge kuruldu. Hatta Mert Hakan´ın egoist oyun anlayışı olmasaydı, ikinci yarı için çok farklı senaryolar konuşuluyor olabilirdi.
HERŞEYE RAĞMEN ALKIŞLAR SİVASSPOR´A?
Oyunda olan olmayan her futbolcu bu maç için sonuna kadar alkışı hak etmiştir. Fizik kondisyon olarak iyi seviyede olduklarını bu maçta gördük. Ciddi bir rakip karşısında koca bir
yarıyı 10 kişi oynamak zor iş. Sivasspor sonuna kadar savaştı. Kendi sahasında maçın bitmesi için dua eden taraftarlar bunun en güzel örneğidir. Son dakikaları kâbus gibi izlediler. Sivassporlu futbolcuların kaptığı ve atağa çıktığı her topta ıslıklarla sindirmeye çalışmaları maçın özetidir. Eşit şartlarda biz Galatasaray engelini rahat geçebilirdik. Ama şartlar eşit değildi. 10 kişiye, 12 kişi oynamak gerçekten zor.
Aferin çocuklar! Alkışları sonuna kadar hak ettiniz. Bu maç için hatalar eleştirilmez. Hepinizi yürekten kutluyorum