MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, fon soruşturmasına ilişkin, "Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır" dedi. Bahçeli, belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmalarına da değinerek, "Mahkemeler, siyasi gösterilerin değil; savunma hakkının esas alındığı yerlerdir" ifadelerini kullandı.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, fon soruşturması, belediyelere yönelik yolsuzluk iddiaları, Terörsüz Türkiye süreci, Türk milliyetçiliği, bölgesel gelişmeler ve Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fon soruşturmasında sorumluların hesap vermesi gerektiğini belirten Bahçeli, Türkiye ekonomisinin sağlam temeller üzerinde olduğunu vurguladı.
Konuşmasına İstanbul başta olmak üzere bazı şehirlerde meydana gelen sel felaketlerinde hayatını kaybedenlere başsağlığı, yaralılara acil şifa dileyerek başlayan Bahçeli, afetlerin zararlarının azaltılması için altyapı, imar disiplini ve risk yönetiminin önemine dikkati çekti.
Yağışların olağanüstü olduğunu ancak ortaya çıkan tabloda altyapı ve imar disiplininin de belirleyici rol oynadığını söyleyen Bahçeli, "Yaşanan felaket, planlama, risk yönetimi ve önleyici tedbirlerle afetlere hazırlıklı olmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha açığa çıkarmıştır" dedi.
Afetlerle mücadelenin kamu kurumları, yerel yönetimler, bilim çevreleri ve toplumun tamamını kapsayan stratejik bir kamu politikası olarak ele alınması gerektiğini ifade eden Bahçeli, afetten etkilenen vatandaşların zararlarının karşılanacağına ve gerekli tedbirlerin alınacağına inandığını belirtti.
"Organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır"
Fon soruşturması ve belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, finansal sistemin sağlıklı işlemesinin sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarı açısından önemli olduğunu vurguladı.
Sermaye piyasalarında güven ortamının korunması, denetim mekanizmalarının etkin işletilmesi ve finansal istikrarın sağlanması gerektiğine işaret eden Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
"Geçtiğimiz haftadan bu yana hem Fon soruşturması hem de başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere belediyelerdeki yolsuzluklara ilişkin yargı süreçleri devam etmektedir. Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesi finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesine bağlıdır. Sermaye piyasalarının gelişimi, piyasaların yeterli derinliğe kavuşmasını, sermayenin tabana yayılmasını, aynı zamanda da tüm finansal piyasaların, istikrar içinde işlemesi için gözetim ve denetim işlevinin eşgüdüm içinde gerçekleştirilmesini gerektirmektedir. Fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden, Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır."
"Milletimizin helal tasarrufuna göz dikenlere en güçlü yaptırımlar uygulanacaktır"
Fon soruşturmasında suçluların ortaya çıkarılması ve mağduriyetlerin giderilmesi yönünde atılan adımlardan memnuniyet duyduklarını belirten Bahçeli, konuya ilişkin yasal düzenlemenin TBMM Genel Kurulu gündeminde bulunduğunu hatırlattı.
Soruşturmanın bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Milletimizin helal tasarrufuna göz dikenlere hukuk zemininde en güçlü yaptırımlar kuşkusuz uygulanacaktır. Nitekim suçluların açığa çıkarılması ve mağduriyetlerin giderilmesi yönünde atılan önemli adımlardan, konuya ilişkin yasal düzenlemenin Meclis Genel Kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Daha önce de vurguladığım gibi; bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet suçluyu cezalandırmak yanında masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fahiş kazancın bedelinin ödetileceği ve devletin kimseyi mağdur etmeyeceği yönündeki açıklamasına da değinen Bahçeli, bu yaklaşımın adaletin tecellisine duyulan güveni artırdığını söyledi.
Türkiye ekonomisinin sağlam temeller üzerinde bulunduğunu vurgulayan Bahçeli, "Milletimiz emin olsun! Bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir. Partimiz, milletimizin hak ve hukukunu savunurken, adaletli bir gelir dağılımını mümkün kılacak adımların da takipçisi olacak, dar gelirli vatandaşlarımızın beklentilerinin karşılanması için gerekli hamleler, mutlaka yapılacaktır" ifadelerini kullandı.
"Mahkemeler siyasi gösterilerin değil, savunma hakkının esas alındığı yerlerdir"
İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere belediyelere yönelik devam eden yolsuzluk soruşturmalarını da değerlendiren Bahçeli, kamu kaynaklarının kullanımında ortaya çıkan çıkar ilişkilerinin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir sorun olduğunu ifade etti.
Bahçeli, "3 Ekim 2026 tarihli yazılı açıklamada ifade ettiğim gibi 'Cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur. Devlet mülküne tasallut edenin adaletle terbiyesi ise devlet ahlakındadır.' İstanbul Büyükşehir Belediyesinde başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren problem olmanın yanında bir ahlak yoksunluğudur" dedi.
Yargı süreçlerinin siyasi tartışmalara dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine, yöneltilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler, siyasi gösterilerin değil; savunma hakkının esas alındığı yerlerdir. Milletimiz gelişmeleri yakından takip etmekte ve adaletin bir an evvel tecellisini beklemektedir" diye konuştu.
"Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir"
Soruşturmalar kapsamında gündeme gelen basın özgürlüğü tartışmalarına da değinen Bahçeli, özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirtti.
Medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğini ancak basın kuruluşlarının da hukuk karşısında sorumluluk taşıdığını dile getiren Bahçeli, şunları söyledi:
"Özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna, medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar hukukun da kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır. Nitekim medya kuruluşları da diğer bütün kurumlar gibi, hukuk karşısında sorumluluk taşımaktadır. Asıl olan, basın özgürlüğünü savunurken hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşmemektir. Çünkü basın özgürlüğü demokrasinin güvencesi ise hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır."
Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışıldığını savunduğu algı faaliyetlerine karşı da uyarıda bulunan Bahçeli, FETÖ hesaplarından yapılan kışkırtmalara itibar edilmemesi ve resmi açıklamalar doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye'de huzur ve güven ortamını hedef alan girişimlerin kabul edilemeyeceğini belirten Bahçeli, toplumsal tepkilerin güvensizlik üzerinden yönlendirilmesinin önüne geçilmesi gerektiğini söyledi.
"Türk milliyetçiliğinin kurumsal kalesi Milliyetçi Hareket Partisidir"
Konuşmasında Türk milliyetçiliğinin tarihsel ve düşünsel temellerine geniş yer ayıran Bahçeli, milliyetçiliğin yalnızca geçmişe dayanan bir anlayış değil, geleceği şekillendiren bir medeniyet tasavvuru olduğunu ifade etti.
Yunus Emre, İbni Haldun, Ahi Evran ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün düşüncelerinden örnekler veren Bahçeli, tarih ve coğrafya bilincinin milli birlik açısından taşıdığı öneme dikkati çekti.
Türk milliyetçiliğinin etnik bir anlayışa indirgenemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, "Türkün cihan davası, kaosa karşı düzenin, fitneye karşı suhuletin, zulme karşı adaletin, ayrışamaya karşı bir olmanın davasıdır" ifadelerini kullandı.
Türk milliyetçiliğine yönelik ideolojik müdahaleler bulunduğunu savunan Bahçeli, şunları kaydetti:
"12 Eylül darbesinden sonra Türk milliyetçiliği fikrine ve Milliyetçi Hareket Partisine operasyon çekmeye çalışanlar, bugün de devşirme kavramlar ve nevzuhur odaklarla Türk milliyetçiliğinin temiz kuyularını zehirlemeye çalışmaktadır. Beşinci kol faaliyetleri ve ideolojik manipülasyonlarla Türk milliyetçiliğine yönelik sinsi saldırıların yegâne amacı ikinci yüzyılında köksüz bir Cumhuriyet; hedefi Milliyetçi/Ülkücü Hareket; figüranları ise suret-i milliyetçi, fikri ve siyaseti gayri sahihlerdir."
Türk milliyetçiliğini etnik şovenizm ve ırkçılıkla ilişkilendiren anlayışları eleştiren Bahçeli, bu yaklaşımların arkasında MHP karşıtlığının bulunduğunu ileri sürdü.
"Siz neyin ve nerenin milliyetçisisiniz?"
Milliyetçilik iddiasında bulunan bazı siyasi çevrelere yönelik eleştirilerini sürdüren Bahçeli, "Siyasi ikballeri için kendisine oturacak masa arayanlar, milliyetçiliğin mukaddesatını ise oturdukları masalarda meze yapanlar! Siz, neyin ve nerenin milliyetçisisiniz? Kökü dışarıda mahfillerin mutfağında hazırlanan söylemlerle Türk milliyetçiliğinin huzur ve güven iklimini kirletenler! siz hangi ağızların kelamısınız?" diye konuştu.
Milliyetçiliğin öncelikle duruş ve şahsiyet meselesi olduğunu belirten Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin güçlü millet şuuru ve yüksek medeniyet anlayışıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bahçeli, "Türk milliyetçiliğinin kurumsal kalesi Milliyetçi Hareket partisidir. Milliyetçilik bayrağı da hür ve bağımsız bir şekilde Milliyetçi Hareket Partisi'nin burçlarında dalgalanmaktadır" ifadelerini kullandı.
Kendisini Türk milliyetçisi olarak tanımlayanlara birlik çağrısında bulunan Bahçeli, "Kendisini Türk milliyetçisi addeden ülküdaşlarıma diyorum ki; orada burada vaktinizi heba etmeyin! Geleceğimizi şekillendirdiğimiz bir dönemde yanlış yönde saf tutmayın! Gelin bir olalım, diri olalım, Lider Ülke Türkiye ülkümüzü hep birlikte gerçeğe dönüştürelim" dedi.
"Stratejik hedefimiz Lider Ülke ve Süper güç Türkiye'nin inşasıdır"
Türkiye'nin önünde önemli fırsatlar ve sınamalar bulunduğunu belirten Bahçeli, ülkenin geleceğinin günübirlik siyasi tartışmaların ötesinde ele alınması gerektiğini söyledi.
Devlet tecrübesi, milli irade, hukuk ve ekonomik istikrarın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, "Stratejik hedefimiz Lider Ülke ve Süper güç Türkiye'nin inşasıdır. Tüm unsurlarıyla buna uygun bir kapasite oluşturmak ise ortak sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
Yasama, yürütme ve yargı arasındaki dengenin korunması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, güçlü kurumsal kapasite ve toplumsal dayanışmanın Türkiye'nin gelecek vizyonunun temel unsurları arasında yer aldığını belirtti.
Bilim, teknoloji, yüksek katma değerli sanayi, tarımsal verimlilik ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasının Türkiye'nin öncelikleri olduğunu kaydeden Bahçeli, üniversitelerin de bu hedeflere katkı sunması gerektiğini söyledi.
"Terörsüz Türkiye hedefini, Terörsüz Bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz"
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, bu hedefin Türkiye'nin gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından biri olduğunu belirtti.
Sürecin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacağını ifade eden Bahçeli, hukuk, toplumsal mutabakat ve güvenin de önemli olduğunu vurguladı.
Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefi, bu büyük gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından birisidir. Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir. Sınırlarımızın ötesinde varlığını sürdüren silahlı yapılar, komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye'nin güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu nedenle terörsüz Türkiye hedefini, terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz" dedi.
Türkiye'nin milli birliğini güçlendirmiş, güvenliğini sağlamış ve ekonomik kapasitesini artırmış bir ülke haline gelmesinin hedeflendiğini belirten Bahçeli, üniversitelerin ve bilim insanlarının ülkenin köklü sorunlarına çözüm üretmesi gerektiğini dile getirdi.
"Üniversitelerimiz kültürel emperyalizmin arka bahçesine dönüşmemelidir"
Türkiye'de 129'u devlet üniversitesi olmak üzere toplam 208 üniversite bulunduğunu, yükseköğretimdeki öğrenci sayısının ise 6 milyon 554 bin 312 olduğunu belirten Bahçeli, yükseköğretimde niceliksel büyümenin nitelikle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Üniversitelerin bilimsel üretim, ekonomik kalkınma ve toplumsal sorunların çözümünde öncü rol üstlenmesi gerektiğini söyleyen Bahçeli, "İlim dünyasında rekabetin, fikir egemenliğimizin ve kültürel bağımsızlığımızın kaleleri olan üniversitelerimiz, 'Türkçe bilim dili değildir' diyen müstemleke zihniyetlerin, kültürel emperyalizmin yerli aparatlarının arka bahçesine dönüşmemelidir" dedi.
Eleştirel düşüncenin üniversitelerin temel unsurlarından biri olduğunu ancak bunun Türkiye karşıtlığına gerekçe yapılamayacağını savunan Bahçeli, "Eleştirel düşünce, sorgulama elbette üniversitelerin ilmi merakının temel motivasyonudur. Lakin eleştirel düşünce, Türkiye düşmanlığının, Türk diline ve kültürüne yönelik hazımsızlığın paravanı değildir, olamaz" ifadelerini kullandı.
Gençlere de seslenen Bahçeli, Avrupa'da yaşanan protesto ve toplumsal olayları örnek göstererek Türk gençliğinin provokasyonlardan uzak durması gerektiğini söyledi.
"SDG/YPG'nin askerî varlığının sona erdirilmesi yeni bir dönemin kapısını aralamıştır"
Bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, İsrail-Lübnan hattından İran-Yemen eksenine, Hürmüz Boğazı'ndan Babülmendep Boğazı'na uzanan istikrarsızlığın küresel güvenliği tehdit ettiğini belirtti.
Suriye ve Irak'ta yaşanan bazı gelişmelerin bölgesel barış açısından umut verici olduğunu ifade eden Bahçeli, "Bağdat yönetiminin silahlı yapıların tasfiyesine yönelik girişimleri, Irak devletinin egemenlik sahasının tamamında meşru gücünü yeniden tesis etme iradesinin bir yansıması olmuştur. SDG/YPG'nin askerî varlığının sona erdirilerek Suriye devletinin kurumlarına entegrasyonu yönünde atılan somut adımlar ise ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasî birliği bakımından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır" diye konuştu.
Terörsüz Türkiye hedefinin bölgesel boyut kazandığını vurgulayan Bahçeli, İran İçişleri Bakanı'nın eylül ayında Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyarette PJAK ve tüm kollarının silah bırakması gerektiğine yönelik açıklamasını hatırlattı.
Bahçeli, "Terörsüz Bölge, bu coğrafyada bir arada yaşamaktan başka seçeneği olmayan Türkün de Arabın da Kürdün de cümle halkların da huzuru, barışı, refah ve mutluluğu için tarihî ve vicdanî mesuliyetidir. İnşallah bu hedeflere ulaşacağız. Terörü yerle yeksan edecek, huzuru arşa çıkartacağız" ifadelerini kullandı.
"Birleşik Kıbrıs Federasyonu ham bir hayaldir"
Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'taki gelişmelere de değinen Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcileri ile Rum tarafı arasında yürütülen temasları dikkatle takip ettiklerini söyledi.
Kapalı Maraş'ın Birleşmiş Milletler yönetimine verilmesi ve Gazimağusa Limanı'nın Avrupa Komisyonu gözetiminde işletilmesine yönelik Rum basınında yer alan iddialara tepki gösteren Bahçeli, söz konusu iddiaların Kıbrıs Türklerinin egemenlik hakları açısından endişe verici olduğunu belirtti.
Bahçeli, "Rum basınına yansıyan ve yalanlanmayan kapalı Maraş'ın Birleşmiş Milletler yönetimine verilmesi ve Gazimağusa Limanı'nın Avrupa Komisyonu gözetiminde işletilmesine yönelik iddialar, Kıbrıs Türklüğünün egemenlik hakları konusunda vahim bir tablo sunmaktadır. 'Birleşik Kıbrıs Federasyonu' ham bir hayaldir ve Türk egemenliğinin de felaketidir" dedi.
Rum yönetiminin İsrail ile ilişkilerini de eleştiren Bahçeli, "Rum yönetiminin İsrail'in Kıbrıs karakolu olma misyonunu üstlendiği bu dönemde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde yaşayan kardeşlerimizi uyanık olmaya davet ediyorum ve diyorum ki: Kıbrıs asırlardan beri Türk'tür, ebediyen Türk kalacaktır!" ifadelerini kullandı.
"İsrail'in saldırılarının son bulması için uluslararası toplum kararlı tutum sergilemelidir"
İsrail'in bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit eden politikalarını sürdürdüğünü belirten Bahçeli, uluslararası toplumun saldırıların durdurulması için caydırıcı adımlar atması gerektiğini söyledi.
Yemen kaynaklı istikrarsızlık ve Suudi Arabistan'da sivilleri hedef alan Husi saldırılarına da değinen Bahçeli, çok taraflı diplomasi mekanizmalarının etkin biçimde işletilmesi çağrısında bulundu.
Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrarı önceleyen diplomatik yaklaşımını takdirle karşıladığını ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin Orta Doğu, Kafkasya, Balkanlar ve Afrika'da barış ve kalkınmaya katkı sağlayan çok yönlü dış politika izlediğini vurguladı.
"Türk dünyasının kalbi Ankara'da atacaktır"
Türk Devletleri Teşkilatının bölgesel ve küresel barış açısından önemli bir aktör olduğunu belirten Bahçeli, Türk devletleri arasındaki ekonomik, siyasi, kültürel ve bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Türk dünyasının ortak hareket etme kapasitesinin artırılmasının önemine dikkati çeken Bahçeli, "Vücut bulacak 'Türk Kuşağı' Türk devlet ve toplulukları arasındaki diyalog ve işbirliği bağlarını güçlendirerek Türk ve Türkiye Yüzyılı'nı sarıp sarmalayacak, bağımsızlık ve egemenlik çerçevesinde fırsat ve imkanlar değerlendirilerek Türk devletleri çağın kudretli aktörleri haline gelecektir" dedi.
Türk Devletleri Teşkilatının 13'üncü Zirvesi'nin 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirileceğini hatırlatan Bahçeli, "Türk Devletleri Teşkilatının 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek 13'ncü Zirvesi ile Türk Dünyasının kalbi Ankara'da atacaktır. Cumhuriyetimizin 103'ncü yıldönümünü tüm Türk Dünyası olarak hep birlikte kutlayacak, böylece birlik ve beraberliğimizi dosta düşmana bir kez daha ilan edeceğiz" ifadelerini kullandı.
"Cumhur İttifakı olarak milletimizin her ferdine elimizi uzatacağız"
Cumhur İttifakı'nın Türkiye'nin geleceğine yönelik çalışmalarını sürdüreceğini belirten Bahçeli, toplumsal kutuplaşmadan uzak durulması gerektiğini vurguladı.
Bahçeli, "Türkiye'yi büyütürken anlamsız gerilimlere ve sebepsiz kutuplaşmalara karşı hep birlikte Türkiye olmak için çalışıyoruz. Türk siyasetine, ilkeli seviyeli ve 'aklı hep Türkiye' olan anlayışı yerleştirmek gayesindeyiz. Cumhur İttifakı olarak milletimizin her ferdine elimizi uzatıp huzur, güven ve refah dolu bir geleceğin mimarı olacağız. Türkiye'nin yükselmesi için ama, fakat demeden omuz omuza vereceğiz" diye konuştu.
Ekonomik ve sosyal politikaların vatandaşların onurlu yaşam hakkı gözetilerek şekillendirilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, Cumhuriyet'in temel niteliklerinin tavizsiz teminatı olmayı sürdüreceklerini söyledi.
"2027 yılı bütçesine pozitif katkıda bulunulmasını bekliyorum"
Konuşmasının sonunda TBMM'ye sunulan 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi ve Sayıştay raporlarına değinen Bahçeli, bütçe sürecinin yapıcı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini belirtti.
2027 yılı bütçesinin öngörülebilirliği artıran, üretim kapasitesini genişleten ve sosyal devlet ilkesini güçlendiren bir bütçe olarak tanımlandığını ifade eden Bahçeli, milletvekillerinden komisyon görüşmelerini yakından takip etmelerini istedi.
Bahçeli, "Siz değerli milletvekillerimizin; komisyon görüşmelerini yakından takiple görüş ve düşüncelerini açıklamalarını, anlamsız münakaşalardan kaçınarak Cumhur İttifakı'nın siyasi doğasına uygun hareket etmelerini ve bütçe sürecine pozitif katkıda bulunmalarını bekliyorum" dedi.




