Çay ocağında otururken içeriye yeni bir sima girdi?
Tanıdık biri zannettim, tanışmamışız; selamı, yürüyüşü, konuşması tipik Sivaslıydı ve çarşıda pazarda gördüğüm herkes tanıdık gelir. 
Benden gençti ama emekli olmuştu, çay ocağı da ekser emekli yeridir. Söz şurdan burdan açılmışken, çalışma hayatından anlatmaya başladı. Belli ki, emekli olsa da insan iş yeri hatıralarını taşımaya devam ediyor. Normal galiba, ben romanını yazmayı bile düşünüyorum.
Adamcağız can idi ama aynı zamanda çark içinde ezilmişlik hissi uyandırdı. Sözü koyulaştırdık. Aniden sesini kıstı ve korkuyormuş gibi:
? Biliyon mu abi dedi, bizim dairede bir amir vardı, adam casustu?
Merak sardı. Böyle şeylerin saçmalığına, anormalliğine bakmadan sabırla dinleyenlerdenim. Delilerle bile anlaşmanın bir yolunu buldum, yeter ki ?kibir?li ve samimiyetsiz olmasın. Samimiyetsizliği ise sizinle konuşurken başkasına ağız göz işareti yapmasından ve işine gelmeyen bir söz olduğunda kurumuş eşek derisi gibi kasılmasından? Başka incelikler de var elbette ama hayatta yanılmadım; bu çeşitlerden daima kalleşlik gördüm. Bu adam ise arı duru, saf bir adamdı. Emin değilim ama paranoyak bir eğilimi bile olabilir. Psikopat olmasın da gerisi önemli değil?
? Abi, adam kendisinin ?muhteşem? olduğunu ve büyük işlerle görevli olduğunu söylüyor. Dairedeki bütün memurlarla fis kos içinde ve çoğu da ondan korkuyor. Sonra bir gün bana da yanaştı ve ikbal sahibi olmak istiyorsan benim örgütüme katıl dedi?
Şaşırmıştım? Örgüt deyince derhal aklıma FETÖ geliyor, 15 Temmuz´u unutmak bir yana, hatırdan çıkarmak kalpsizlik gibi geliyor bana. Şehitler içinde ayrı bir anlamı var çünkü o savaşta göçenlerim?
? Fetöcü olmasın!
Dedim.
? Abi, çözemedim ama çok merhametsiz bir adam. Herkesiin hakkında dosya tutuyor, gariban bir memur görünce tepesine dikiliyor?
? Sen ne dedin, örgütüne katıldın mı?
? Ne örgütü müdür bey, ben devlet memuruyum?
? Eee sonra?
? Benim örgütümün adı MİAD, açılımı da Muhteşem İnsan Arap Duran? Örgütüme katıl seni bilgisayar ağıma ekleyeyim, hiçbir derdin kalmaz. Ahirette bile şefaatçi olurum sana, dedi.
Şaşırmıştım ama sohbete devam ettik. Az sonra bu tatlı sohbeti olan arkadaş cebinden bir Diazem çıkarıp çayla beraber götürdü. İçimden şizofren galibe diye geçirdim. Zaten bana da aklı başında adam denk gelmez. Ama olsun, dediklerine başından sonuna inandım. Kendini, Muhteşem İnsan Arap Duran diye tanıtan bir gerçekten var mı bilemem ama varsa tam bir psikopat.
Böyle düşünüyorum ama gerçek istihbaratçılar ne derler bilemem. Onların analiz kabiliyetleri de, araştırma imkânları da ziyadedir. Bu adam gerçekse devletime yazık, yoksa adamcağıza yazık. Yine de çay ocağına geldiğinde dinlemeye devam edeceğim. Sohbet hayatın tadı tuzudur. Böyle bir sohbet ehli olmasaydım, böyle bir yazı yazabilir miydim?