Manisa’nın Turgutlu ilçesinde geçtiğimiz günlerde bir lise önünde meydana gelen silahlı saldırıda çok sayıda öğrencinin yaralanmasının ardından, olayın çocuklar üzerindeki psikolojik etkileri de gündeme geldi. Psikolog Fatma Zehra Turan, böylesi olayların yalnızca doğrudan etkilenen çocukları değil, haberleri takip eden diğer çocukları ve aileleri de kaygılandırabileceğini belirtti.
Turan, yaralanan öğrencilere acil şifalar dileyerek, bu tür olayların ardından ailelerin ve okul topluluğunun çocukların kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olmasının önemine dikkat çekti.
“Konuyu konuşmaktan kaçınmak korkuyu artırabilir”
Çocukların okulda arkadaşlarından, evde televizyondan veya sosyal medyadan saldırı haberlerini öğrenebildiğini ifade eden Turan, ebeveynlerin bu süreçte önemli bir sorumluluk üstlendiğini söyledi.
Turan, konuyu çocuklarla konuşmaktan kaçınmanın korkuyu azaltmak yerine artırabileceğini belirterek, “Çocuklar zaten kendi korkularını hissederken bir de ebeveynlerinin korktuğunu fark ettiklerinde kaygıları daha da büyüyebilir” değerlendirmesinde bulundu.
Çocukların sorularının geçiştirilmesinin veya olayın hiç konuşulmamasının da olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirten Turan, bunun çocukta yaşanan olayın “konuşulamayacak kadar kötü” olduğu düşüncesini oluşturabileceğini ifade etti.
“Çocuklar ebeveynlerine güven duydukları ölçüde kendilerini güvende hissediyor”
Çocukların güven duygusunda ebeveynlerin tutumunun önemli olduğunu vurgulayan Turan, çocukların endişelerinin dikkatle dinlenmesi gerektiğini söyledi.
Çocuğun gerçekten dinlendiğini ve sorularına dürüst cevaplar alacağını hissetmesinin önemli olduğunu belirten Turan, anlatılacak bilgilerin çocuğun yaşına göre uyarlanması gerektiğini kaydetti.
Turan, “Her çocuk, yanında kendisini dinleyen ve gerektiğinde destek olacak bir yetişkin olduğunu bilmeli” mesajını verdi.
Çocukla konuşurken önce dinlemek gerekiyor
Ebeveynlerin çocuklarıyla konuşmak için sakin ve çocuğa tam dikkatlerini verebilecekleri bir zamanı tercih etmeleri gerektiğini belirten Turan, hazır ve uzun bir açıklamayla konuşmaya başlamak yerine öncelikle çocuğun ne bildiğinin ve ne hissettiğinin anlaşılması gerektiğini söyledi.
Turan’a göre ebeveynler;
- Çocuğun olay hakkında ne bildiğini sormalı,
- Neler hissettiğini anlamaya çalışmalı,
- Sorularını dinlemeli,
- Yaşına uygun, kısa ve gerçek bilgiler vermeli,
- Gereksiz ve ayrıntılı bilgilerle kaygısını artırmaktan kaçınmalı.
Ebeveynin kendi kaygısının da çocuğa yansıyabileceğini belirten Turan, bu nedenle mümkün olduğunca sakin bir ses tonunun korunmasının önemli olduğunu ifade etti.
Ebeveynlerin de olaydan dolayı üzülmesinin normal olduğunu belirten Turan, duyguların bastırılması yerine çocuğa uygun şekilde ifade edilmesini önerdi. “Ben de üzüldüm ama güvendeyiz” gibi ifadelerin çocuğun duygularını anlamlandırmasına yardımcı olabileceğini söyledi.
Somut güvenlik önlemleri çocukları rahatlatabilir
Okul ve aile tarafından alınan somut güvenlik önlemlerinin de çocukların kendilerini daha güvende hissetmelerine katkı sağlayabileceğini belirten Turan; güvenlik görevlileri, kapıların güvenli hale getirilmesi ve tatbikatlar gibi uygulamalardan yaşa uygun biçimde bahsedilebileceğini söyledi.
Tatbikatların çocukları korkutmak amacıyla değil, olası durumlara karşı hazırlıklı olmak için yapıldığının anlatılmasının önemli olduğunu vurguladı.
Turan ayrıca çocuklara bir “bildirim kültürü” kazandırılması gerektiğine dikkat çekti. Çocukların bir arkadaşının kendisine veya başkasına zarar verebileceğinden endişe duyması ya da bir tehdit veya silahla karşılaşması halinde bunu güvendiği bir yetişkine bildirmesi gerektiğinin öğretilmesi gerektiğini ifade etti.
Haber ve sosyal medya takibi sınırlandırılmalı
Saldırı haberleri ve görüntülerine yoğun şekilde maruz kalmanın kaygıyı artırabileceğine dikkat çeken Turan, özellikle olay görüntülerinin tekrar tekrar izlenmesinin çocuklar açısından olumsuz olabileceğini söyledi.
Büyük çocuklar ve ergenlerin olay hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyebileceğini belirten Turan, bilgi arayışının tamamen engellenmesi yerine güvenilir kaynakların birlikte takip edilmesini önerdi.
Ebeveynlerin kendi haber tüketim alışkanlıklarını da gözden geçirmesi gerektiğini ifade eden Turan, çocukların ebeveynlerinin kaygılı tepkilerini fark ederek bunları içselleştirebileceğini söyledi.
Günlük rutin korunmalı
Çocukların yaşanan olay sonrasında kendilerini yeniden güvende hissetmelerinde günlük yaşamın mümkün olduğunca korunmasının önemli olduğunu belirten Turan; uyku saatleri, okul, oyun ve sosyal aktivitelerin sürdürülmesini önerdi.
Aile içinde güvenlik protokollerinin açıkça konuşulmasının ve çocuğun yaşanan sürece uyum sağlama çabasının fark edilerek desteklenmesinin de önemli olduğunu kaydetti.
Hangi belirtilerde uzman desteği alınmalı?
Turan, saldırı veya benzeri travmatik olayların ardından çocuklarda ortaya çıkabilecek bazı değişikliklerin yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti.
Kalıcı davranış değişiklikleri, tekrarlayan kabuslar ve uyku bozuklukları, okula gitmeyi reddetme, içe kapanma, öfke patlamaları, iştah değişiklikleri, açıklanamayan baş veya karın ağrıları ile kendine ya da başkasına zarar verme düşüncelerinin dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında olduğunu ifade etti.
Bu belirtilerin birkaç haftadan uzun sürmesi, giderek şiddetlenmesi veya çocuğun okul, arkadaşlık ve aile ilişkileri gibi günlük yaşam alanlarını belirgin biçimde etkilemesi halinde çocuk psikoloğu veya psikiyatristinden destek alınması gerektiğini belirten Turan, kendine veya başkasına zarar verme düşüncesinin ise gecikmeden ele alınması gerektiğini vurguladı.
“Çocuklar konuşabildikleri ortamda daha hızlı toparlanıyor”
Açıklamasının sonunda ebeveynlere önemli bir mesaj veren Psikolog Fatma Zehra Turan, çocukların kaygılarının yok sayılmak yerine konuşulmasının, dinlenildiklerini hissetmelerinin ve günlük hayatın mümkün olduğunca normal şekilde devam etmesinin toparlanma sürecine katkı sağladığını belirtti.
Turan, bu süreçte çocuklara ve birbirlerine sabır ve şefkatle yaklaşılmasının önemine dikkat çekti.




