Sivas denilince akla gelen, şehrin sosyal dokusuna renk katan en özel isimlerden biri hiç kuşkusuz Zeki Keskin’dir. Kamuoyunun ve Yeşilçam dünyasının Bitirim Zeki lakabıyla tanıdığı o koca yürekli adam, sadece 90 santimetrelik boyuyla değil, hayata karşı dik duruşu ve bitmek bilmeyen enerjisiyle hafızalara kazındı. Bugün vefatının üzerinden tam 8 yıl geçmiş olmasına rağmen, Sivas sokaklarında onun adını duyunca yüzünde bir tebessüm belirmeyen hemşehrisi neredeyse yok gibi. Ancak son dönemde Bitirim Zeki’nin mirasına dair hüzünlü bir sessizlik hakim.

Yeşilçam’ın küçük dev adamı: Bitirim Zeki kimdir?
Zeki Keskin, sadece bir mahalle sakini değil, aynı zamanda Türk sinemasının altın çağında dev isimlerle kamera karşısına geçmiş bir sanatçıydı. Boyunun kısalığını bir engel değil, bir karakter unsuru haline getiren sanatçı, hazırcevaplılığı ve zekasıyla Yeşilçam setlerinin aranan yüzlerinden biri olmuştu. Sivas’a döndüğünde ise şöhretin getirdiği ağırlığı bir kenara bırakıp, halkla iç içe mütevazı bir yaşam sürmeyi tercih etti. 3 Şubat 2018 tarihinde, 70 yaşında tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumduğunda, tüm Sivas yasa boğulmuştu. Şehir, en renkli rengini kaybetmişti.

Parkta yaşayan isim ve yok olan tarihi büfe
Sivas Belediyesi’nin vefasıyla Bitirim Zeki adı bugün modern bir parkta yaşatılıyor. Ailelerin dinlendiği, çocukların neşeyle koştuğu bu park, onun hayat dolu karakterini temsil etmeye devam ediyor. Ancak madalyonun öteki yüzünde, hatıraları sızlatan bir boşluk bulunuyor. Parkın hemen karşısında, yıllar boyunca Zeki Keskin’in rızkını kazandığı ve Sivaslılarla dertleştiği o meşhur küçük büfe artık yerinde yok. Bir zamanlar önünde kuyrukların oluştuğu, insanların sadece alışveriş yapmak için değil, Bitirim Zeki ile iki çift laf etmek, onun o meşhur esprilerini duymak için uğradığı büfe, bugün yerini boş bir araziye bırakmış durumda.
Duvarlardaki silik izler hatıraları canlı tutuyor
Büfe fiziksel olarak ortadan kalkmış olsa da şehir hafızası o kadar kolay silinmiyor. Büfenin bir zamanlar yaslandığı o eski duvar, hala ayakta. Dikkatli bakıldığında, küçük yapının duvarda bıraktığı boya ve sıva izleri, Bitirim Zeki’nin orada geçirdiği onlarca yılı adeta bir gölge gibi saklıyor. Mahalle sakinleri, o duvarın önünden geçerken hala o küçük dev adamı selamlıyor gibi hissediyor. "Büfe gitti ama ruhu burada," diyen vatandaşlar, bu izlerin bile kendileri için kıymetli olduğunu belirtiyor.
Bitirim Zeki, Sivas için bir isimden fazlasıydı; o, azmin ve hayatla barışık olmanın sembolüydü. Bugün parkta yankılanan çocuk sesleri onun adını yaşatsa da gönüller o eski büfenin sıcaklığını ve Zeki Keskin’in o eşsiz sohbetini aramaya devam ediyor. Şehirler binalardan değil, içinde yaşayan ruhlardan oluşur; Sivas da Bitirim Zeki’nin ruhunu o duvardaki silik izde bile yaşatmaya kararlı görünüyor.