Son yıllarda popülerleşen “21 gün şekersiz beslenme” yöntemi, hızlı kilo verme ve tatlı isteğini azaltma iddiasıyla dikkat çekiyor. Diyetisyen Aleyna İlkörücü, Bizim Sivas’a yaptığı açıklamada, bu sürecin yalnızca yasak listesi olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. 21 gün boyunca rafine şeker, şekerli içecekler ve paketli gıdalardan uzak durmak, doğru planlandığında sağlıklı bir farkındalık süreci oluşturabiliyor.
Vücudunuz Nasıl Tepki Veriyor?
İlk günlerde baş ağrısı, halsizlik ve yoğun tatlı isteği yaşanması normal. Bunun nedeni, vücudun şekere alışmış olması. Ancak çoğu kişide bir haftanın sonunda iştah dengelenir, kan şekeri dalgalanmaları azalır ve akşam saatlerinde kontrolsüz yeme isteği hafifler. İlkörücü, bu sürecin vücudun şeker yükünü azaltmak ve tat algısını yeniden düzenlemek için önemli olduğunu belirtiyor.
Yanlış Anlaşılan “Şekersiz Beslenme”
Diyetisyen, şekeri tamamen zararlı ilan etmenin bilimsel olmadığını hatırlatıyor. Meyvelerdeki fruktoz, süt ürünlerindeki laktoz ve tam tahıllardaki karbonhidratlar, vücudun doğal enerji kaynaklarıdır. Bu besinlerin uzun süreli ve kontrolsüz şekilde kısıtlanması, sürdürülebilir bir beslenme modelini bozabilir. 21 günlük süreç, doğru uygulandığında kişinin gerçek açlık ile duygusal yeme arasındaki farkı anlamasını sağlar ve gizli şeker içeren gıdaların farkına varmayı kolaylaştırır.
Sürdürülebilir Sonuç İçin Öneriler
Bu dönemde yeterli protein, sağlıklı yağlar ve kompleks karbonhidratlar beslenmeye eklenmeli. Aksi takdirde kaybedilen kiloların büyük kısmı yağdan değil, kas dokusundan gider. İlkörücü, 21 günün bir mucize olmadığını, amaçlanan sonucun eski alışkanlıklarla kaybolacağını belirtiyor. Asıl hedef, şekeri tamamen hayatından çıkarmak değil; onu bilinçli, ölçülü ve dengeli şekilde tüketmeyi öğrenmek olmalı.