İnsan hayatına farklı kişiler girse de bazı ilişkilerde benzer duyguları ve sorunları tekrar tekrar yaşayabiliyor. Terk edilme korkusu, anlaşılmama hissi, aşırı fedakârlık ve sevilmek için sürekli çabalama gibi davranışların temelinde geçmiş ilişki deneyimleri yatabiliyor. Psikolojik Danışman Ebru Özgün Sağır, tekrarlayan ilişki döngülerinin nedenlerine ve bu döngüleri değiştirmenin yollarına dikkat çekiyor.
Farklı insanlar, benzer hikâyeler
Hayatımıza giren insanların karakterleri, yaşam öyküleri ve ilişki kurma biçimleri birbirinden farklı olsa da bazen ilişkilerimizde benzer sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Bir ilişkide anlaşılmadığını hisseden kişi, başka bir ilişkide de aynı duyguyu yaşayabiliyor. Terk edilmekten korkmak, kendi ihtiyaçlarını geri plana atmak ya da karşı tarafın sevgisini kazanmak için sürekli çabalamak, tekrarlayan ilişki örüntüleri arasında yer alıyor.
Psikolojik Danışman Ebru Özgün Sağır, bu durumun yalnızca karşılaşılan kişilerle değil, geçmişten taşınan ilişki deneyimleriyle de bağlantılı olabileceğine işaret ediyor. Çocukluk döneminde sevginin nasıl gösterildiği, duygusal ihtiyaçların ne ölçüde karşılandığı ve yakın ilişkilerin ne kadar güvenli hissedildiği, kişinin kendisine ve başkalarına yönelik inançlarının oluşmasında etkili olabiliyor.
Çocukluk deneyimleri ilişkileri nasıl etkiliyor?
Çocukluk ve ergenlik döneminde edinilen deneyimler, yetişkinlikte kurulan ilişkilerde bazı düşünce ve davranış kalıplarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor. Kişi, farkında olmadan sevilmek için sürekli çabalaması gerektiğine, duygularını ifade ettiğinde reddedilebileceğine ya da yakın olduğu insanları bir gün kaybedebileceğine inanabiliyor.
Şema terapi yaklaşımında erken dönem uyumsuz şemalar olarak ele alınan bu örüntüler, kişinin kendisini, başkalarını ve dünyayı algılama biçimini etkileyebiliyor. Örneğin duygusal ihtiyaçları yeterince karşılanmamış bir kişi, kendi ihtiyaçlarını dile getirmekte zorlanabilirken terk edilme korkusu yaşayan biri, ilişkilerinde kaybetme ihtimaline karşı aşırı hassasiyet gösterebiliyor.
Ancak geçmişte yaşanan her deneyimin aynı sonucu doğurmadığını belirten yaklaşım, çocukluk yaşantılarının bugünkü ilişkileri etkileyebilse de geleceği bütünüyle belirlemediğini ortaya koyuyor.
Tanıdık olan her zaman sağlıklı olmayabilir
İnsanlar çoğu zaman kendilerine iyi gelen ilişkileri aradıklarını düşünse de bazı durumlarda tanıdık gelen ilişki biçimlerine yönelebiliyor. Geçmişte mesafeli, eleştirel veya tutarsız ilişkiler deneyimleyen kişiler, yetişkinlikte de benzer dinamiklerin bulunduğu ilişkiler içinde kendilerini bulabiliyor.
Bu durum her zaman bilinçli bir tercih olarak ortaya çıkmıyor. Kişinin sevgiye ve yakınlığa ilişkin öğrendiği inançlar, ilişkilerde nelere dikkat ettiğini, hangi davranışlara tahammül ettiğini ve sorunlar karşısında nasıl tepki verdiğini etkileyebiliyor.
Bu noktada yalnızca hayatımıza aldığımız kişilerin özelliklerini değil, ilişkiler içinde üstlendiğimiz rolleri de değerlendirmek önem taşıyor. Sürekli fedakârlık yapmak, terk edilmemek adına istemediği durumlara razı olmak, çatışmadan kaçınmak için duyguları bastırmak veya karşı tarafı değiştirmeye çalışırken kendi sınırlarını unutmak, tekrar eden döngülerin bir parçası olabiliyor.
İlişkilerde üstlenilen roller fark edilmeli
İlişkilerinde sürekli veren taraf olan kişiler zamanla görülmediklerini ve değer görmediklerini hissedebiliyor. Ancak kendi ihtiyaçlarını açıkça ifade etmediklerinde, karşı tarafın bu ihtiyaçları kendiliğinden fark etmesini beklemeyi sürdürebiliyorlar.
Terk edilme korkusu yoğun olan kişiler, ilişkiyi kaybetmemek için kendi sınırlarından uzaklaşabilirken bazı kişiler de incinme ihtimaline karşı duygusal yakınlıktan kaçınabiliyor. Yakınlık kurma isteği ile incinme korkusu arasında yaşanan bu çatışma, ilişkilerde benzer sorunların yeniden ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Ebru Özgün Sağır'ın dikkat çektiği temel noktalardan biri de kişinin kendisine yönelttiği soruları değiştirmesi. Yalnızca “Neden hep böyle insanlarla karşılaşıyorum?” diye düşünmek yerine, “Ben bu ilişkilerde hangi rolü tekrar tekrar üstleniyorum?” sorusuna odaklanmak, kişinin kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve değiştirebileceği davranışları anlamasına yardımcı olabiliyor.
Bununla birlikte ilişkilerde yaşanan sorunların sorumluluğu tek bir kişiye yüklenemiyor. Karşı tarafın davranışları, seçimleri ve ilişkiye katkısı da ilişkinin dinamiklerini belirleyen unsurlar arasında bulunuyor.
Tekrarlayan ilişki döngülerini değiştirmek mümkün
Geçmişte yaşananları değiştirmek mümkün olmasa da bu deneyimlerin bugünkü ilişkiler üzerindeki etkisini anlamak mümkün olabiliyor. Bunun için kişinin kendi ilişki biçimlerini sorgulaması, ihtiyaçlarını fark etmesi ve sınırlarını değerlendirmesi önem taşıyor.
“Bu ilişki biçimini neden tanıdık buluyorum?”, “Birini kaybetmemek için kendimden nerede vazgeçiyorum?”, “İhtiyaçlarımı dile getirmemi engelleyen düşünce ne?” ve “Nasıl bir ilişkiye ihtiyaç duyuyorum?” gibi sorular, farkındalık geliştirme sürecinde yol gösterici olabiliyor.
Psikolojik danışma süreci de kişinin tekrar eden ilişki örüntülerini fark etmesine, bu örüntülerin geçmiş deneyimleriyle bağlantısını anlamlandırmasına ve daha sağlıklı ilişki kurma becerileri geliştirmesine destek sağlayabiliyor.
Sağlıklı bir ilişkinin, kişinin kendisinden vazgeçmesini gerektirmediğine dikkat çeken bu yaklaşım, sevilmek için sürekli çabalamak, kabul görmek için susmak veya terk edilmemek adına kişisel sınırları yok saymak zorunda olunmadığını vurguluyor.
Değişim, kişinin kendi rolünü fark etmesiyle başlayabilir
Farklı insanlarla benzer sorunlar yaşamak, değiştirilemez bir kader olarak değerlendirilmek zorunda değil. Geçmişten öğrenilen ilişki biçimlerini fark etmek, kişinin bugün nasıl bir ilişki istediğini anlamasına ve yeni davranışlar geliştirmesine yardımcı olabiliyor.
Bazen değişim, hayatımıza giren insanları değiştirmeye çalışmaktan önce, ilişkiler içinde kendimizle nasıl karşılaştığımızı anlamakla başlıyor. Çünkü tekrarlayan ilişki döngülerini kırmanın önemli adımlarından biri, farklı kişilerle aynı rolü üstlenmeye neden olan örüntüleri fark edebilmekten geçiyor.





