Bir beldede seçilmişi ve atanmışı ile kalitesiz ve idare-i maslahatçı bir rical varsa: servet ve makam sadece küçük bir zümre arasında dolaşır. İnşaat sektörü acayip şişirilir ve fiyatları şişirir. Her çeşit hile ve sahtekârlık kanuna uydurulur. En üst mercilere şekva edersin kâr etmez, çünkü her çeşit dava münafıklar tarafından gölgelenmiş, her çeşit mücadele hilelidir.
Seçenler, seçtiklerinin ne yaptığını takip etmiyorsa, seçilmişler dönüp bir defa size ne yaptıklarını anlatmıyorsa: o beldede demokrasi şekilden ibarettir. Azınlıklar seçilir, azınlıklar yönetir ve yöneticilerin adeta dokunulmazlığı vardır. Bazıları kutsallaştırılmıştır.
Atanmışlar kendilerine verilen makamın güzel ve hayırlı işlere vesile olacağı düşüncesi ile değil de; kudretini iltimas, rüşvet gibi çirkinliklerle artırma yoluna gidiyorsa o beldeye namuslu insanların renk katmaları mümkün değildir. Makamla gelen izzetin, şahsi özelliklere değil; çıkar ilişkilerine dayandığı neredeyse teamüldür. Her ideolojik güruh bu teamülü lehine kullanır. Koltuğa oturan her adam izzetli olmadığı gibi, dürüstlük şartını haiz de olmayabilir. Hattâ malı götürmeyi daha iyi bildiği için atanmıştır. Bu durumda atayanlar mutlaka devreye girmeli ve takip mekanizması olmalıdır. Atayanlar, ?Atadımsa ben atadım!" deyip kudret gösterisi yaparsa; kanuna, mahkemeye hacet yok, Allah er geç hesabı görür. Atadığı zalime ses çıkarmayan, zulme ortak değil midir?
Kudretin zulüm, haksızlık ve çıkar amaçlı kullanımına imkân veren, tayin eden, ses çıkarmayan herkes suçludur.
Çok şükür böyle bir beldede yaşamıyorum, böyle uyumlu bir şehir dünyayı arasanız bulamazsınız. Bütün seçilmişler, atanmışlar tek tip, birbirleriyle çok iyi anlaşıyorlar; tek vücut gibiler.
Halk dersen her gün fiesta?
Aha sana mutluluğun resmi, abuzittin!
Beğenmediysen gel birkaç manzara da sen çiz.