Milli Yol Partisi Sivas İl Başkanı Zeki Haral, Sivas Hükümet Meydanı önünde yaptığı basın açıklamasında, 25 Mart 2009’da hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki isimlere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Aradan geçen 17 yıla rağmen olayın aydınlatılamadığını vurgulayan Haral, kamuoyunda uzun süredir tartışılan iddiaları yeniden gündeme taşıdı.
Haral, Yazıcıoğlu ile birlikte hayatını kaybeden Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, İsmail Güneş ve pilot Kaya İstektepe’yi anarak, olayın bir kaza değil planlı bir suikast olduğu yönündeki görüşlerini yineledi. Açıklamada, geçmiş yıllarda hazırlanan resmi raporlar ve teknik analizlerin incelendiğinde hâlâ cevaplanmamış birçok sorunun bulunduğu ifade edildi.

Teknik raporlar ve dikkat çeken iddialar
Basın açıklamasında özellikle 2009 yılına ait BTK teknik analiz belgeleri, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporu, Adli Tıp Kurumu incelemeleri ve TBMM araştırma komisyonu tutanaklarına atıf yapıldı. Bu belgelerin bazı gerçekleri ortaya koyduğunu savunan Haral, buna rağmen ana soruşturmanın açılmamasını eleştirdi.
Helikopterin düşüşüne ilişkin olarak türbülans oluşturduğu iddia edilen üç jetin varlığına dikkat çekilirken, bu jetlerin akıbetinin de ayrı bir soru işareti olduğu dile getirildi. Ayrıca olay sırasında bölgedeki radarların 4 dakika 37 saniye devre dışı kaldığı, daha sonra ise radar verilerinin bulunduğu hard diskin imha edildiği iddiası tekrar hatırlatıldı.

Haral, helikopterin düşüş biçimine ilişkin olarak da önemli bir noktaya değindi. Kabinin parçalanmamış halde bulunması ve İsmail Güneş’in telefon görüşmesindeki ifadelerinin, olayın klasik bir kaza olmadığını düşündürdüğünü belirtti.
Arama kurtarma süreci neden tartışılıyor?
Açıklamada en dikkat çeken başlıklardan biri de arama kurtarma çalışmalarına yönelik eleştiriler oldu. Helikopterin düştüğü yerin kısa sürede tespit edilmesine rağmen arama ekiplerinin farklı bölgelere yönlendirildiği iddiası gündeme getirildi.
Ayrıca olay yerine gitmek isteyen sivillerin ve yerel halkın engellendiği, bu süreçte görevli kolluk kuvvetlerinin kim tarafından yönlendirildiğinin netleşmediği ifade edildi. Haral, olay günü bölgede başka helikopterlerin de bulunduğunu, bunlardan birinin kaza yaptığı ve diğerlerinin farklı yönlere hareket ettiğinin bilindiğini söyledi.
İsmail Güneş’in 112 ile yaptığı telefon görüşmesinde geçen “Bunlar da kim?” ifadesinin hâlâ hafızalarda olduğunu belirten Haral, bu sözlerin olay yerindeki bilinmeyen unsurlara işaret ettiğini savundu.
“17 yıldır adalet bekleniyor” vurgusu
Zeki Haral, konuşmasının son bölümünde yargı sürecine yönelik eleştirilerini dile getirdi. 17 yıl boyunca davanın sürekli ertelendiğini, hâkimlerin değiştiğini ve dosyanın bir türlü sonuçlandırılamadığını belirtti. Bazı yargı mensuplarının cezalandırıldığı, bazı kararların ise zaman aşımına uğratıldığı yönündeki iddialar da açıklamada yer aldı.
Ana suikast davasının hâlâ açılmamış olmasını eleştiren Haral, tüm dosyaların birleştirilerek tek bir çatı altında toplanması gerektiğini ifade etti. Olayın üzerinin örtülmeye çalışıldığını savunan Haral, “Gerçekler ortaya çıkana kadar bu sürecin takipçisi olacağız” dedi.
Açıklama, hayatını kaybeden isimlerin anılmasıyla sona erdi. Haral ve beraberindekiler, olayın aydınlatılması ve sorumluların ortaya çıkarılması için mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.



