İnsan bazen hayat yolunda yorgun hisseder ya kendini derinden derine , sarsılır sağa sola, hiç bilmediği yerden bir soru daha sorulur imtihan sahası öyle ya dünya!!, cennet de değil adı üstünde yalan dünya!!. Cevap bulmaya çalışırken cevapların içinde kaybolursun çoğu kez. Güvendiğin dağlara yine kar yağar hem de adam boyu, karların altında kalırsın da soruların hepsi cevapsız kalır. İmtihan senin olmasa ne olur? Can bildiklerinin canı yanıyorsa, senin de canın rahat mı eder? Bir türkü çalar tüm hallerine, tüm dertlerine, dostların için kederlensen azalır mı onların yürek yükü? Uzun ince bir sızı sarar içini, uzun ince bir acı sarar içini , tüm derdin üstüne . Üstad bu kez de sazını senin için tıngırdatsın, bu kez de senin için dertlensin.
Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum, ne haldeyim?
Gidiyorum gündüz gece,
Gidiyorum gündüz gece üstad, dostların canları acırken sevdiklerinden yaralanırken bize gülmek helal olur mu?
Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim?
Halden hale giren hallerimiz var be üstad, düğüm düğüm oldu boğazlarımız, sevinçlerimiz kursaklarda kaldı. Küçük gelinlerin kızları oldu lakin kızları ya vefasız çıktı ya da anneleri dünyayı çabuk terk etti. Kırgınım hem vefasız çıkan kızlara, hem de daha büyümeden kızlarını gelin eden annelere, o kızlar nasıl doysun annelerine.
Gidiyorum, gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
İki kapılı bir han öyle mi üstad bu han bizi çok yordu üstat, bildiğin gibi değil.
Yutkuna yutkuna gidiyoruz. Gündüz gece.
Bir sonraki yazıda buluşmak duası ile. Yazıyorum gündüz gece.