Kronik bel, boyun, sırt, omuz ve kalça ağrıları nedeniyle uzun süre tedavi gördüğü halde bir türlü şifa bulamayan binlerce hastada ezber bozan bir gerçek gün yüzüne çıkıyor. Prof. Dr. İrfan Koca, dirençli ve geçmeyen ağrıların kaynağının yalnızca kaslar ile eklemler olmadığını, karın ve göğüs boşluğunda yer alan iç organlar ile onları çevreleyen bağ dokuları olabileceğini belirtiyor. Vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen hareket kısıtlılığı, sinir sistemi üzerinden yansıyarak zamanla tamamen farklı bir bölgede şiddetli bir sızı şeklinde kendisini gösterebiliyor.
Geçmiş Ameliyatların Yıllar Sonra Çıkan Faturası
Özellikle geçmiş yıllarda geçirilmiş sezaryen, apandisit, safra kesesi, bağırsak veya estetik operasyonları gibi karın cerrahileri sonrasında vücutta kaçınılmaz olarak skar dokuları ve yapışıklıklar meydana geliyor. Yaşanan sert düşmeler, kazalar, fiziksel travmalar ve hatta kronik stres bile ayak tabanından çene eklemine kadar tüm vücudu bir örümcek ağı gibi saran fasyal yapıyı geriyor. Bu derin gerginlikler ve diyafram hareketlerindeki gizli kısıtlılıklar, ameliyattan yıllar sonra bile bel veya sırt ağrısı olarak karşımıza çıkabiliyor.
Visseral Manuel Terapi İle Eksik Halka Tamamlanıyor
Klasik yöntemlere yanıt vermeyen hastalarda, iç organlar ile hareket sistemi arasındaki bu mekanik ilişkiyi çözmek için Visseral Manuel Terapi bütüncül bir yaklaşım sunuyor. Doğrudan iç organları tedavi etmeyi değil, organları çevreleyen bağ dokulardaki fonksiyonel kısıtlılıkları elle tespit etmeyi amaçlayan bu özel teknik, mekanik dengenin yeniden kurulmasını sağlıyor. Ayrıntılı muayene sonrasında uygun hastalarda nöral terapi gibi tamamlayıcı adımlarla desteklenen bu yöntem, dirençli ağrılarda kalıcı başarının kapısını aralıyor.





