Araf , Cennet ve cehennem arasında bir yer, yani cehennemde olmak gibi kötü olmasa da cennet nimetlerinden de uzak olmak, sırtında alevli bir cehennem sıcağı gözünde bin bir cennet kapıları açılmış seni bekliyor ama sen, araftasın varlık ile yokluk yanı başında. Ne bu alemde varsın nede yoksun, çünkü araftasın.
Kalbin bir serçenin yüreği gibi kimi zaman heycanla umutla çarparken kimi zaman sessiz sedasiz, çünkü insanın önce yüreği girer arafa, sonra bedeni ?
Aslında kalabalıklar içindesin ama kendi içinde araftasın. Terk etmek istediğin alışkanlıkların var. Kör kuyulara atmak istediğin alışkanlıkların var. Geçenlerde bir yazıda okumuştum da insan altmis alti günde alışkanlıklarını terkeder diyordu. Peki arafta olmaktan nasıl kurtulur ?
En latif sıfatlar kendisinde olan insan, Allahın halifesi insan, esmanın tecellisi insan, Allahın esmasını, insandan okursun hece hece. Nasılda bu letafeti terkedip arafının içinde boğulur
Secde ve secdesizlik gibi bir arafı mevcutsa, teselliyi secdelerde aramıyorsa, mahkumdur en ağır araflara ! Hep arayış içindedir ,aradığı ise kendi içindedir.
Ömür denen sayılı gün aceleci bir yolcudur sanki. Ne durur. Ne dinlenir. Ne oturur. Günler günleri kovalar, ömür kandilinin eteşi her geçen gün azalır. Hiçbir gayret onu harlamaya yetmez. Hayat takviminden her gün bir dal daha kopar.
Ne tuaf değilmi ? Insan ölmek için yaşar !
Hakikat şudur ki gerçek doğum, ölümle başlar.
Denize düşmüşüz yüzmekten başka çaremiz yok. Olduğunuz yerde kalırsanız, boğulacaksınız. Yüzmeyede mecaliniz yok. Balıklardan medet umuyorsunuz ama onlarda kendi telaşlarında. Anlatıyorsunuz derdinizi ; neden yüzmek istemediğinizi. Evet dinliyorlar aslında ama herkes kendi telaşında salınıyor. Tek çareniz atacağınız kulaçlar. O yüzden hızlanmanız lazım. O yüzden silkelenmeniz lazım.
Arafta olmak, yada yaşamı fark edip yaşamak. Seçim sizin ! Mutluluğu beklemek, yaşamı ertelemek ne katacak ki bize ?
Kendi denizimizde boğulurken, zannediyormuyuz bu balıkların umrunda ? Hayat bir deniz ise, biz var oluş gayemizi tekrar tekrar fark etmeliyiz ..
Siz hikayenizi anlatırken birkaç dosttan başka yoktur, gönülden üzülen, dua eden, çünkü kimine göre ´´derdin dertmidir´´ , ayrıca ´´birazda abartmıyormusundur´´ ,
Şimdi ne mi yapmalı ? Oksijeni bolca alabileceğimiz bir yere gitmeliyiz. Balkona çıksak, camdan baksak bile olur. şunu iyi bilmeliyiz ki dert de, derman da, biziz. çünkü bizi en çok biz dinler anlarız.
Unutmayın bir olay yaşarken sadece o olayı anlata bilirsiniz. Sizdeki duyguyu hiçbir kelime anlatamaz.
Sonra yüreğindeki tüm arflarını bir eylül ayının kucaklarına teslim et ,
Yükünü gemiye bırak
Sen istemesende istesende ,
gemi gidecek,
yükünü sırtında taşıma daha fazla.
Ve bir Eylül ayı yeniden doğma zamanı
Iliklerime kadar kunfeyekun
Ol ol der olu verir ,
O demiş bana insan olmak ile şereflendirilmişim ,
Şimdi dorulma ve karar verme vakti
Ya kapkara geceyim ,
Yada gündüz olup arafı terk edenim.