AZICIK DERT AÇALIM
Bizim Sivas gazetesine yazmaya başlayalı yaklaşık on sene oldu. Ama gönül beraberliğimiz köktendir. İlk zamanlar bir kısım müteşair, kahvehane mütefekkiri, bürokrat vs. ?Senin gibi bir yazarın mahalli gazetede ne işi var!? sadedinde numaralar çektiklerini hatırlıyorum. Bu insanların ?mahalli? dedikleri yer Sivas´tır ve bütün variyetlerini bu şehri istismar etmeye borçludurlar. Siyaseti menfaat için alçalmak olarak gördü ve yükseldiler, makamı kıymet kazanmanın yolu olarak gördü satıldılar, ilmi dünyalık için araç kıldı hatıra fetva verdiler, zalimi yağladılar, mazlumu yalanla oyaladılar? Bulundukları konumda elan çoğu aynı hattadır ve serveti, makamı devlet görüp kendi aralarında döndürmekle meşguldürler. Sırf cemaziyülevvellerini bildiğim için de fırsat buldukça sinsice bana karşı her alçaklığı yapmayı ihmal etmiyorlar. Bütün seçilmiş ve atanmışlar, bu bahsettiğim zevat ile canım cicimdir; bendeniz ise alayına ?uyruklar içinde tehlikeli biri?? olarak görülürüm. Din, iman istismarını ve bunlara sırf başka husumetleri olduğu için ilave edilen okuryazar ayak takımını da ilave edebilirsiniz.
Yıllar geçti, yazmaya devam ettikçe taktik ve stratejiler de değişti. Yükselme sevdası içinde bir bürokrat, ?Senin gibi bir entelektüelin, ileri gelenlere, iktidara sert eleştiriler yöneltmesine şaşırıyorum. Keyifli yazılar yazın bizler de okuyalım!? demişti. Bunun ne anlama geldiğini idrak edecek donanım ve yaştayım; canlarını sıktığımı ve çok adamı rahatsız ettiğimi anlamıştım. Yıllar geçti, zor ve sıkıntılı zamanlar yaşadık; bu bürokrat ve buna benzer kişilerin büyük bir bölümünün aynı tipler olduğunu; her resmi daire ve makamda bir bütün olarak hareket ettiklerini daha iyi anladım. Bugün bunların çoğunluğun davasız, kişiliksiz ve istismarcı olmalarına rağmen terfi ettirildiklerini görmüş bulunmaktayım. PDY/FETÖ meselesi bu güruha yeni imkânlar sundu ve daha da semirdiler.
Bizim Sivas Gazetesi´nin ve bendenizin nice alengirli mahfillerde okunduğunu ve hakkımızda neler düşündüklerini dinleseniz şaşarsınız. Elbette hiçbir şey gizli kalmıyor. Bir de şunu çok enteresan bulabilirsiniz. Öyle çok yoğun bir sosyal hayatım olmadığı ve hiçbir grupla bağım olmadığı halde gerçekmiş gibi, hoşlanmadıkları her durumdan beni sorumlu görmektedirler. Böylece, olmadık insanları hem de kutsallar adına bana taarruza teşne kılmaktadırlar. Kendimde birilerini korkutacak bir varlık görmüyorum ve kudret sağlayan makamım da yok ama bunların ne kadar desiseci, korkak ve iftiracı oldukları bu sayede anlaşılıyor. Keşke bu insanların tabiatlarını bendenizin genel yekûn içinde %13 olarak gördüğüm ve çok sevdiğim insanlar da anlasalar. O zaman meydana çıktığımızda cismimizle mukayese edilmeyecek güce sahip olduğumuzu anlamış oluruz. Böyle sönmeyecek bir umudum daima vardır.
Peki, bu %13 nedir? Kökü özü, orijini düzgün ve süregelenlerin toplam miktarıdır. Bunlar milletin omurgasıdır; dik tutan esas kuvvettir. Bunlardan bir olmaya çalışıyor ve onlar için yazıyorum. Sözümüzün topuğundan vurulması da, akla gelmeyecek ittifaklarla taarruza uğramak da alın yazımızdır. Bu vatan da zaten alnımıza zimmetlidir. Davamız hak, Allah vekil, dünya fanidir? Hayıflanmıyorum, sadece dertleşmek istedim bir miktar. Bu işler ekser böyle idi ve böyle sürmektedir; Hüseynî tavırlı olmak için gayret göstermek hiçbir zaman kolay değildir?