Sivas merkeze bağlı Başıbüyük, Beypınarı ve Çukurbelen köylerini ilgilendiren traverten ocağı kapasite artışı ve işleme tesisi ilavesi projesi hakkında açıklama yapan Başıbüyük Köyü Dernek Başkanı Hüseyin Akpolat, bölgedeki doğal kaynakların ve tarımsal faaliyetlerin korunması gerektiğini belirtti. Akpolat, projenin olası etkilerinin ayrıntılı biçimde incelenmesini ve gerekli değerlendirmeler tamamlanmadan kapasite artışına izin verilmemesini istedi.

Marmara Metal Mamulleri A.Ş. tarafından planlanan projeye ilişkin endişelerini dile getiren Akpolat, üç köyün ortak yaşam alanlarını ilgilendiren süreçte tarım arazileri, su kaynakları, meralar ve doğal yaşamın dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Fındık ağaçlarına dikkat çekti

Açıklamasında bölgedeki fındık ağaçlarına özel olarak değinen Akpolat, bu ağaçların hem doğal yapı hem de geleneksel üretim açısından önem taşıdığını belirtti.

Akpolat, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Sivas merkez köylerinde benzeri bulunmayan ve yıllardır çevre köylerin fındık ihtiyacını karşılayan fındık ağaçlarının yok edilmesi, bölgenin doğal yapısıyla birlikte geleneksel yaşamımızı da tehdit edecektir”

Kapasite artışının olası sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akpolat, toz, gürültü, patlatma faaliyetleri, ağır tonajlı araç trafiği ve su tüketimi gibi konuların ayrıntılı olarak ele alınmasını talep etti. Akpolat, tarımsal üretim ve hayvancılık üzerindeki olası etkilerin de inceleme sürecinde göz önünde bulundurulmasını istedi.

ÇED sürecinin şeffaf yürütülmesini istedi

Projenin çevre üzerindeki olası etkilerinin bağımsız uzmanlar tarafından incelenmesi gerektiğini savunan Akpolat, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) ve teknik incelemelerin şeffaf biçimde yürütülmesi çağrısında bulundu.

İnceleme sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını isteyen Akpolat, köy sakinlerinin görüşlerinin de karar süreçlerine yansıtılması gerektiğini ifade etti.

Yetkililere çağrıda bulunan Akpolat, “Başta Sivas milletvekillerimiz olmak üzere tüm siyasi temsilcileri, ilgili bakanlıkları ve yetkili kurumları göreve çağırıyoruz” dedi.

Akpolat, içme ve kullanım suyuyla tarımsal sulama kaynaklarının güvence altına alınmasını, ağır tonajlı araçların oluşturabileceği risklere karşı köy halkının can ve mal güvenliğini koruyacak önlemlerin belirlenmesini de talep etti.

“Bizim derdimiz siyaset değil, köylerimizin geleceğidir”

Kalkınmaya karşı olmadıklarını ancak doğal kaynakların korunmasının önem taşıdığını belirten Akpolat, gerekli incelemeler tamamlanmadan kapasite artışı ve tesis ilavesine izin verilmemesi yönündeki talebini yineledi.

Üç köyün ortak yaşam alanlarının korunması gerektiğini vurgulayan Akpolat, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Başıbüyük’ün, Beypınarı’nın ve Çukurbelen’in sesini duyun! Tarımımızı, suyumuzu, ormanımızı, fındık ağaçlarımızı ve yaşam alanlarımızı koruyun.

Bizim derdimiz siyaset değil, köylerimizin geleceğidir. Toprak giderse üretim, su zarar görürse hayat zarar görür. Fındık ağaçlarımız yok olursa ortak bir doğal kaynağımızı da kaybederiz.

Sonbaharda cildimize nasıl bakalım?
Sonbaharda cildimize nasıl bakalım?
İçeriği Görüntüle

Üç köy, ortak gelecek, ortak sorumluluk!”

Muhabir: Enes Bulut