Bel, boyun, omuz veya diz ağrısı yaşayanların ilk tepkisi çoğu zaman ağrıyan bölgeyi korumak ve hareketlerini azaltmak oluyor. Ancak fizyoterapist Rukiye Göçer, kas-iskelet sistemi ağrılarında “Ağrı varsa hareket edilmemeli” şeklinde herkes için geçerli bir kural bulunmadığına dikkat çekiyor.

"Ağrı, vücudun dikkate alınması gereken önemli uyarılarından biri. Fakat özellikle uzun süredir devam eden kas-iskelet sistemi ağrılarında ağrının şiddeti ile dokulardaki etkilenmenin derecesi her zaman aynı olmayabiliyor. Bu nedenle yalnızca ağrının varlığına veya şiddetine bakılarak hareket düzeyinin belirlenmesi doğru bir yaklaşım olmayabilir" diyen Rukiye Göçer bu konuda yaklaşımlara dikkat çekti.

Uzun süreli dinlenme beklenmedik sorunlara yol açabilir

Göçer, "Yeni ortaya çıkan bir yaralanma ya da bazı sağlık sorunlarında dokuyu korumak ve yüklenmeyi azaltmak gerekebilir. Ancak gereğinden uzun süren hareketsizlik, zaman içerisinde kas kuvvetinin ve fiziksel kapasitenin azalmasına katkıda bulunabilir.

Hareketlerin kısıtlanması da günlük yaşam aktivitelerini zorlaştırabilir. Özellikle uzun süredir ağrı yaşayan kişilerde, hareketin ağrıyı artıracağı veya mevcut durumu kötüleştireceği düşüncesiyle bazı hareketlerden kaçınma davranışı gelişebiliyor.

Bu durum devam ettikçe kişinin hareketliliği ve günlük yaşama katılımı daha fazla sınırlandırılabiliyor. Uygun değerlendirme sonrasında ise hareket kapasitesinin kişiye özel ve kademeli biçimde geliştirilmesi rehabilitasyon sürecinin önemli bir parçası haline gelebiliyor" dedi.

Aynı ağrı, herkeste aynı anlama gelmiyor

Kas-iskelet sistemi ağrılarında dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de her ağrının aynı özellikte olmaması olduğunu söyleyen Göçer, "Örneğin iki kişinin bel ağrısı yaşaması, ikisi için de aynı hareketlerin veya aynı rehabilitasyon yaklaşımının uygun olduğu anlamına gelmiyor.

Bir kişinin yakınmaları uzun süre oturmakla artarken, başka bir kişinin şikâyetleri ayakta kalma veya yürümeyle belirginleşebiliyor. Bunun yanında kişilerin hareket kısıtlılıkları, kas kuvvetleri ve günlük yaşamda zorlandıkları aktiviteler de farklılık gösterebiliyor.

Sivasspor’da hesaplar yeniden masada!
Sivasspor’da hesaplar yeniden masada!
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle değerlendirme sırasında yalnızca ağrının bulunduğu bölgeye odaklanılmıyor. Fizyoterapi ve rehabilitasyon değerlendirmesinde ağrının yanı sıra hareket kapasitesi, kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, günlük yaşam aktiviteleri ve yakınmaları etkileyen diğer faktörler birlikte ele alınıyor" ifadesini kullandı.

“Daha fazla egzersiz” her zaman daha iyi değil

"Hareket ve egzersiz, kas-iskelet sistemiyle ilişkili birçok durumda rehabilitasyon sürecinin önemli parçaları arasında yer alabiliyor. Ancak amaç ağrıyı görmezden gelerek hareket etmek veya kişinin kapasitesinin üzerinde zorlanmasını sürdürmek değil" diyerek sözlerine devam eden Fizyoterapist Rukiye Göçer, bazı durumlarda yüklenmenin geçici olarak azaltılması gerekebilirken, bazı durumlarda hareket biçiminin değiştirilmesi veya egzersiz kapasitesinin aşamalı şekilde artırılması gerekebildiğini, egzersizin türü, şiddeti, süresi ve sıklığı da kişinin mevcut durumu ve kapasitesine göre belirlendiğini söyledi.

Göçer, "Bu nedenle “Ağrım var, hareket etmeli miyim?” sorusunun tek bir yanıtı bulunmuyor. Önemli olan, ağrının kişinin hareket kapasitesini nasıl etkilediğini anlamak ve hareketi mümkün olduğunca güvenli ve sürdürülebilir hale getirmek." dedi.

Fizyoterapist Rukiye Göçer’in dikkat çektiği temel nokta da burada ortaya çıkıyor: Fizyoterapi ve rehabilitasyonda amaç yalnızca ağrıya odaklanmak değil; kişinin hareketini, fonksiyonel kapasitesini ve günlük yaşama katılımını bir bütün olarak değerlendirmek.

Muhabir: Gülşah Akkaş Yaman