İrili ufaklı iktidarlar tarafından her devirde -ordanburdanşurdan- çok iyi “Beslenenler” olmaktadır ve maalesef böyle gelmiş, böyle de gitmektedir. Dengeli beslenmeleri önemli efendim, yarasın; sofralarında da gözümüz yok. Beslenenler zümresi, bulundukları konuma yükselinceye kadar çok aktif bir vatansever, duyarlı bilmem ne filan takılırlar. Anladınız. İktidar kuvvetlerinin gözüne girmek için, böyle hoplama sıçrama yapmalılar ki, keşfedilsinler.
Keşfedildikten ve koltuğa oturduktan hemen sonra al sana dört başı mamur mütekebbir. Kibirlerinden, büyüklenmelerinden yanlarına varılmaz ama kendilerinden büyüklere tabasbusta beis görmezler. Kendi ayarlarında bir de sosyeteleri vardır elbette, daimi iletişim halindedirler. Bunlardan nemalanan, bir şeyler uman daha aşağı kademeden görevliler vardır ve manzarayı tamamlarlar. En büyük tehlike de bunlardan gelir, tetikçilik ve erkete işleri onlara düşer. Bu çeşitlere -şehrimizde çok iyi örnekleri vardır- kendini tatmin edecek bir iskemle vermek bile bazen kafidir. Kimi işaret ederlerse ona saldırır, ne isterlerse onu anında yerine getirirler. Hattâ efendilerinin resmini hin-i hacette göstermek, paylaşmak için koyunlarında gezdirirler.
“Seslenenler” vardır bir de…
Çoğu gariban, fikir dünyası zayıf ama vatanseverliği ziyade…
Anlamaz ama derhal atılırlar. Bazen “Dindar abime dokundurtmam!” der, mücahit(!) kesilirler. Bazen Yunanistan’a yüzerek gitmeyi bile göze almayı kurarlar. Gidecektir ve Yunan’ı bir de kendi sahillerinde denize dökecektir yiğidim. Bunları elbette severim. Gerçek hayatta, mukabele etmemeyi tercih ederim. Mümkün bir iletişim yolu varsa, fanatik yiğido değilse incitmeden, nasihat etme yolunu denerim. Saldırgan ise yol değiştirmeyi tercih ederim. Sosyal medyada ise çok şükür “Engelle” komutu var.
“Beslenenler” ve “Seslenenler” diye kategorize ederken, görüşümü sosyal medyadaki hareketlere dayandırdım. Takip ediyorum, kullanıyorum ve elbette tetkiklerde de bulunuyorum. Sosyal medyada bu iki zümrenin hesaplarına, söz ve gidişatlarına bakarak böyle bir ayırımın yerinde olacağını düşündüm. Gerçek hayatta da durum çok farklı değildir."Beslenenler"insosyal medya hesaplarına bakıyorum en kritik konularda tık yok. Çok lazım olursa kendi fikirlerini de değil, bir başkalarının ve daha çok da patronun hoşuna gidecek sözünü yahut görüntüsünü paylaşıyorlar. Bazen alta hak-i payiniz sadedinde cümleleri de döktürüyorlar."Seslenenler" ise zebun ama en ufak bir milli meselede bile içtima borusu üflemektedir. Trol filan deyip incitmek istemem, trol taifesi daha ayrı bir kategoridir. Keşfeder keşfetmez silmenizi; yanınıza yörenize sokmamanızı tavsiye ederim.
Tüm irili ufaklı iktidarlara, o iktidarların muktedir ve mütekebbirlere söylüyorum! Vicdanları olsa bu manzaraya bakıp, adamlıklarını artırmayı denerler. “Adamlık” dediğimiz şeyin özeti, zayıf olanı tutup kaldırmaktır. Kuvvetlilerle işbirliği yapmanın, bazılarını devlet imkanıyla kuvvetlendirip ortalığa salmanın adamlıkla hiçbir ilgisi yoktur.Yerini bilen hakiki burjuva bile bu tür davrananlardan kesinlikle haysiyetlidir.Şöyle temenni ediyorum: Allah; nerede olursa olsunbu neo-metegallibeninbelasını daha namuslu ve mütevazı olanların eliyle versin. Yani, belânın da hayırlısını, zayıfları ezmeyenini dilerim.
Kaç kişiyi satın aldılarsa o kadar kalırlar en sonunda. Satılık olup da bir şekilde tercih etmediklerinin muhalefeti de elbette etkili olacaktır. Ama esas kuvvetli rüzgar, muktedirlerin sebep olduğu yüksek basınç alanının tesiriyle esecektir. Çoğu kere de buna mani olunamamıştır. Çünkü ortalama malzeme böyledir, daha doğrusu bu hale getirilmiştir.Yakın siyasi tarihimiz çok iyi örneklerle doludur. Sosyolojik zeminin de çok değişmediğini düşünüyorum.