Kendisini tanımadığım hikayesi tanıdık gelen bir kadın anlatıyor; ''On dört yaşında evlenmem hususunda karar aldı ailem ve böylece bu kararla birlikte bir anda büyüdüm. Ben hiç çocuk olmadım'' diye de peşin peşin ekledi hikayesini anlatmadan. O zaman hiç çocuk olmayanlara gelsin misketleri avuçlarında kalanlara gelsin bu yazı.
Evliliğimin ilk yıllarında camdan okula giden çocukları seyrederdim. Arkadaşlarımı görünce utanırdım bahçe duvarının arkasına saklanırdım. İşte çocuk aklı suçlu olmadığım halde utanırdım. Sonra suçlu olmadığım halde utanmayı, özür dilemeyi, alttan almayı belki de o gün öğrendim. Evimizden okula gidenler vardı. Onları camın önünde bekler koşar çantalarını taşırdım. Karlara bata bata sevinçle yüklenirdim, bir değil iki çanta hiç ağrıtmazdı omuzlarımı.
Belki de o gün öğrendim benim olmayan yükleri omuzlarımda taşımayı. Heyecanla sorardım derste ne işlediniz diye, kitapları açar gizliden koklardım sevinçle kitapların sayfalarını çevirirdim. Ogün mü öğrendim acaba benim olmayana sevinmeyi?
Belli ki hikayesi derin, hikayesi hüzünlü. Bir anda göz yaşlarım akmasın diye başımı gök yüzüne kaldırdım. Acıtıyor inceden inceye.
Kahramanları değişir lakin hikayeler birbirini anımsatır; “Eşini sevdin mi?” sorusuna, “sevmeyi çocuklarımda öğrendim sevgi buysa sevmedim” diye ekliyor. “Dışarı hiç çıkamazdım, bir gün oğlumun sütü bitmişti. Bir çocuğa sesleneyim süt aldırayım diye korka korka bahçeye çıktım karşıdan eşim geliyordu. O kadar korkmuştum ki oraya bayılmışım. Ellerim yüzümde ben bir şey yapmadım dediğimi hatırlıyorum sadece. Sonra eşim az da olsa sevgi ile baktığını hissettim. Sevilmeyen adamlar sevemez o da bilmiyordu sevmek ne demek.”
Şiddet uygularsan, saygı duymazsan sevmezsen karın senin sözünden çıkmaz. Nasihatleri ile evlenmiş garip adamların hikayeleri de başlı başına bir dram. ''Kadınla tavuk güdülmez ikisinde de kedinden olacak.'' Tavukla eş değer bir ahlaka sahip olduğunu sanan zihniyetlere seslenmek lazım.
''Namuslara birer bekçi verilmiş,
Bekçiler hep namussuzlardan seçilmiş''
Sanmayın kadın sadece erkek tarafından hakkı ihlal olur. Mutluluk iki boğum boğazında kalmış kadınlar hayatınıza çeşitli sıfatlarla girdiyse, onlar da size şiddetin bir çeşidini uygulayacak. Mutlu olmayan bir kadının oğlu ile evliyseniz hayata bir sıfır yenik başladınız. Bir erkek annesinin huzuruna şahit olmadıysa eşini nasıl mutlu edeceğini bilmeyecek. Ta ki siz dimdik yürüyene dek. Hayat size gülen yüzünü göstermeyecek. Siz ne zaman dimdik yürürseniz hayat size hiç de tahmin etmediğiniz bir yerden gülecek.