Servinaz ve Hanefi BOLAT’a ithaf olunur

Bu gün 05/05/2020 günlerden Salı.İstanbul’da hava kıştan kalmış bir gün gibi soğuk. Havada yağmur kokusu var. Sıkıcı ve rahatsız edici. Günede böyle başlanmaz ki. Ölmeden önce dudakları soğuyan insanlar gibi bu gün İstanbul.Onunda dudakları buz kesilmiş, sanki. Gülmüyor bu gün bize.İstanbul’un sanki cenazesi kalkacak bu gün. İmam sela bile vermeden İstanbul’un cenaze namazını kılmak için cemaat  hazır bekliyor, sanki.Yıllardır İstanbul’dayım ilk kez böyle bir hava görüyorum.Penceremin arkasından gördüğüm ve hissettiğim bu. Sanki birbirine veda eden sevgililerin ellerini yavaş yavaş bırakmasını andıran hava.Gerçek şu ki, insanlar ölümün kapısında bir hayatın sınırına gelmiş gibi bu virüs günlerinde. Bu Salı gününde ki İstanbul havasına uygun bir ruh hali.Bu dehşetin eşiğinden en kısa zamanda uzaklaşacoağız yakında.Sanırım, insan ve insanlık ölüm gerçeğini depremlerde bile bu kadar tecrübe etmediler. Sarsılmaz denilen ülkeleri sarsan bu virüs belasını ülkem iyi yönetti. Hepsine dua edelim, haydi hep beraber.
Küçük bir virüs, devleri ayaklarının altına alıp ezdi.Kendi korkularından boğuluyorlar şimdi. Bu ne büyük bir insanlık dersi onlara. Anlayıp anlamamaları onların  sorunu.Boynuna ip bağlanmış İdam mahkumunun açılan göz bebeği gibi devlerin gözleri açılır mı, sizce.
Rusya, Çin ve Amerika gibi üç kara delikten inim inim inleyen dünya, şimdi onlarıda kurtamaya çalışıyor. Biz insan olarak üzerimize düşeni yapıyoruz.
Kur’an ve hadislerin sözsel gücünden mana gücünü snladığımız an dünya kurtulur diye düşünüyorum.Suskunluğun bilgeliğine ulaşan büyük bir toplum istiyorum. Sabırlı ağır başlı ve kendine dönen toplum. Virüsün başı bozuk gidenlere “dur yolcu, bastığın yerleri toprak diye sanma sakın” dediğini anlayan nesli bekliyorum. Halen ümitliyim.Virüsün biz insanların günahkarlığına alaycı tebessümünü irademizin gücüyle yeneceğiz.Buna emin olunuz. Bunun için gökten yıldız koparmaya gerek yok. “Evde kal çağrısına” uy yeter.
Yemeğim maalesef bitti. Bu günde yiyenim yemek yapmış ondan gidip aldım; sebzeli börek, etli taze fasulye ve pirinç pilavı. Haydi beyler, pidenizi alıp geliniz. Gelirken maske takmayı unutmayınız. Benim ağzımın tavanı ağrıyor ve gıcıklanıyor.. Hayret başka zaman olsa hiç aldırış etmeyiz şimdi şüphelerle yaşıyoruz..Şu an ud ve kanun eşliğinde “bir kızıl goncaya benzer dudağın” şarkısını dinliyorum. “Kimi kanun çalar insanları mest eder, kimin kanunla çalar insanlığı rezil eder”, (laedri) bu söz müzikten daha çok şey anlatmıyor mu?Nezaketle gülümsediğinizi görür gibiyim.
Özel bir kanaatim daha var dostlar; Mayıs’ın onbirde AVM’lerin açılması ticarete canlılık verdiği gibi virüsün bulaşmasınada hız verebilir. Dikkat etmek gerekir.Biliyorsunuz ümitlerimiz heyecanlarımız, dağınıklığı sevmez.Hatta biliniz ki, heyecan bile bir dağınıklıktır.
Bu tatsız çağın hastalığını birlikte aziz ülkemin değerleri münevverlerinin olanca güç ve gayretleriyle tüm insanlığı duygulandıran püritan kalp atışlarıyla yeni ümitlerle kalkıma hareketine doğru aynı duygu ve düşüncelerle adım atacaklarına  inanıyorum.Ayrıca unutmamamız gereken bir nokta daha var, o da; virüsün metafizik ürpertisiyle yaşamaya alışıp, öğreneceğiz.
Size bir sır vereyim mi; bu gün hiç isteyerek yazmadım. Kusura bakmayın. Bu cümlede bana Orhan Veli’in şu mısrasını hatırlattı;beni bu havalar mahvetti.Çevirerek koydum fark etmişsinizdir.