Son üç yazıda birbiri ile ilintili konulara değinmeye çalıştım. Hatırlatmak amaçlı Rahman suresinin ilk ayetlerinden ''Allah insana beyanı öğretti'' ayeti ile birlikte bir yolculuğa çıktık. ''Beyan'' ifadesinin üzerine çok durmaya çalıştığım için o kısma değinmeyeceğim. Beyan telaffuzu ile birlikte insana iletişimin kapısı açıldı. İnsan için nefes almak gibi bir zorunluluk iletişim. İlk başlangıçta içine doğduğumuz bir süreç. Sonrasında hayat görüşü istikametinde şekillenir.

Doğan Cüceloğlu derki; ''İletişim iki kişinin birini fark etmesi ile başlar.'' Birbirini fark etmek! Karşı tarafın ihtiyaçlarını gereksinimlerini hesaba katarak bir iletişim içine girmek. Fark ettiğin an sorumluluk duygusu da beraberinde başlıyor. Karşı tarafı yok sayarak kurulan bir ilişkinin kimseye bir faydası olmuyor. E-posta gönderirken bir şey dikkatimi çekti. Şayet g-mail adresini yanlış girdiyseniz, size bir mesaj geliyor. Adresiniz bulunamadı. Siz bir ileti gönderdiniz ve bu ileti muhatabına ulaşmadı yanlış adresten ötürü. İletişim de içinde bu kural esas bu kez adres belli belki ama yanlış kelime, ses tonu ve mimik varsa yine iletiniz karşı tarafa iletilecek. Siz gönderdiğinizi sanacaksınız fakat tüm iletiler asılı kalacak. Yerine ulaşamayacak. Bazen bir şey anlatırken karşı taraf hiçbir şey söylemese de mimikleri ile size bu sohbetten hoşlanmadığını ifade eder. Sizi kulağı ile değil mimikleri ile dinler ve bu oldukça rahatsız edicidir.

Hepimizin öz benliğinin yanı sıra sosyal bir kimliği de mevcut. Biz gayret ve çaba içinde olmak ile emr’ olunduk. Lakin tüm bu gayret ve çaba dan daha üst bir makam var kader planı. Bizim bu dünyadaki rolümüzü muhakkak ki kaderimiz belirleyecek. Şimdi bu ayrıntıyı neden belirttim sosyal kimlik muhakkak ki içinde bulunduğumuz sosyal statü ile birlik de gelişir. Şayet tüm bize verilenleri kendimizden bilirsek sosyal statümüz bize sosyal kimliğimiz ile birlik de enaniyet hırkasını da giydirecek. Biz sosyal statünün rehaveti ile her şeyin baki kalacağını sanacağız. Belki de “Birbirlerinden ancak takva ile üstünledir.” ayetini hiç içselleştiremeyeceğiz. Tabi ki her makam sorumluluk getirecek, ama sahip olduklarımız kim tarafından verildiğini unutmadan.

Sosyal kimliğimiz kulluk bilinci ile bütünleşirse bu bizim için daha faydalı olacak. Evdeki biz, sosyal yaşamdaki biz, hiç tanımadığımız insanlarla ilişki kurarken biz hepsi aynı kişi olduğunda galibe maskesiz bir ilişki kurulmuş olacak. Tabi dışardaki ilişkilerimizi akıl terazisinden geçirerek. Yakınlarımızla ilişkilerimizi kalbimizle kurduğumuzdan dolayı farklılıklar olacak. Tüm kurduğumuz ilişkiler için orta yol rızaya ulaşmak olursa, sanki gerçek manada bir ilişki kurmuş oluruz. Cebimizde bin bir çeşit maskemiz varsa, kendi öz benliğimiz içinde zor ve zahmetli olacak.

Kurduğumuz tüm ilişkiler bizi hakikate ulaştırsın.

Bir daha ki yazıda buluşmak duası ile.