Şiddetin tek kaynağı dijital araçlar değil

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Kanak, çocukluk döneminde şiddet eğiliminin erken belirtileri ve bu eğilimin önlenmesine yönelik aileler ile eğitimcilere düşen sorumluluklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Prof. Dr. Kanak, şiddetin ani gelişen ve tek bir nedene bağlı bir durum olmadığını; biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkan çok yönlü bir süreç olduğunu ifade etti. Özellikle 0-6 yaş aralığının, çocukların beyin gelişimi ve kişilik oluşumunun en yoğun yaşandığı dönem olduğuna dikkat çekerek, çocukların bu süreçte çevrelerini gözlemleyerek öğrendiklerini vurguladı. İhmal, istismar, aile içi şiddet ve sert iletişim biçimlerine maruz kalan çocukların zamanla bu davranışları normalleştirebildiğini ve şiddeti bir yaşam biçimi haline getirebildiğini belirtti.

“Şiddet eğilimli çocuk kendini ifade etmekte zorlanıyor”

Şiddet eğilimi gösteren çocukların çoğunlukla duygularını düzenleme ve ifade etme konusunda güçlük yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Kanak, bu çocuklarda empati eksikliği ve dürtü kontrolünde sorunların sıkça görüldüğünü söyledi. Hayvanlara ve bitkilere zarar verme gibi davranışların zamanla sıradanlaşabildiğine dikkat çeken Kanak, bu tür belirtilerin erken fark edilmesinin müdahale açısından kritik olduğunu ifade etti.

EKPSS Adayları İçin Kritik Gün
EKPSS Adayları İçin Kritik Gün
İçeriği Görüntüle

Aile içinde sevgi ve güvene dayalı ilişkilerin sağlıklı gelişimin temelini oluşturduğunu belirten Kanak, çocuklara duygularını ifade etme fırsatı verilmesi gerektiğini vurguladı. Üzüntü, öfke ve mutluluk gibi temel duyguların doğru şekilde tanınması ve yaşanmasının desteklenmesinin, şiddetin bir iletişim aracı haline gelmesini engelleyebileceğini söyledi.

Bu noktada yapılandırılmış ve kurallı oyunların önemine değinen Kanak, bu tür etkinliklerin çocuklara sabretmeyi, duygularını kontrol etmeyi, empati kurmayı ve kazanmanın yanı sıra kaybetmenin de doğal bir süreç olduğunu öğrettiğini belirtti. Eğitimcilerin de sınıf ortamında hoşgörüye dayalı sosyal becerileri geliştiren programlar uygulamasının önemine dikkat çekti. Çocukları yakından tanımanın ve duygularını anlamanın sosyal beceri kazandırmanın temel adımı olduğunu ifade etti.

Yardımlaşma, paylaşma, sağlıklı iletişim, teşekkür etme ve özür dileme gibi davranışların çocuklara kazandırılması gerektiğini belirten Kanak, tüm bu süreçlerin temelinde merhamet duygusunun yer aldığını vurguladı.

Son dönemde sıkça tartışılan dijital medya ile şiddet ilişkisine de değinen Kanak, şiddet içerikli dijital oyunların çocukların davranışlarını etkileyebildiğini kabul etmekle birlikte, şiddetin tek kaynağının dijital araçlar olarak görülmesinin yanlış olduğunu ifade etti. Dijital araçların kontrollü kullanımının sağlanması, süre sınırlaması getirilmesi ve içeriklerin denetlenmesinin ebeveynlerin sorumluluğunda olduğunu belirtti.

Bu çerçevede ebeveynlerin, çağın gerekliliklerine uygun şekilde dijital ebeveynlik becerilerini geliştirmesinin büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Kaynak: İHA