Sivas’ın Divriği ilçesine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan Cürek, bugün sessizliğiyle dikkat çekse de bir dönem Anadolu’nun en modern işçi yerleşkelerinden biri olarak gösteriliyordu. “Küçük Paris” olarak anılan bu maden sitesi, yalnızca işçilerin barınması için değil; sosyal yaşamın sürdürülebileceği örnek bir kent modeli olarak tasarlandı.

1935-1937 yıllarında Maden Tetkik Arama Enstitüsü’nün bölgede yaptığı çalışmalar sonucunda Divriği’de zengin demir rezervleri bulundu. Madencilik faaliyetlerinin hız kazanmasıyla birlikte bölgede çalışan işçi sayısı da kısa sürede arttı. Ancak mevcut yerleşim alanları bu yoğunluğu karşılayamayınca, ana üretim sahalarına yakın yeni bir yaşam alanı kurulmasına karar verildi.
1938 yılında temelleri atılan Cürek Maden Sitesi, 1942’de tamamlandı. Bahçeli konutlardan oluşan yerleşkede hastane, ilkokul, postane, misafirhane, market, atölyeler, cami, müdüriyet binası ve işçi yatakhaneleri yer aldı. Dönemin şartları düşünüldüğünde Cürek, yalnızca bir işçi kampı değil; kendi kendine yetebilen modern bir şehir görünümündeydi.
Açık hava sinemasından olimpik havuza kadar her şey düşünülmüştü
Cürek’i benzer yerleşkelerden ayıran en önemli özelliklerden biri sosyal yaşam alanlarıydı. Yerleşkede açık ve kapalı sinema salonları, çocuk oyun alanları, tenis kortu, basketbol ve voleybol sahaları ile futbol sahaları bulunuyordu. Bölgenin en dikkat çeken yapılarından biri ise olimpik ölçülerde inşa edilen yüzme havuzuydu.
Yerleşkenin planlamasında işçilerin yaşam kalitesini artırmak ve üretimde verimliliği sağlamak hedeflendi. Bu nedenle sadece barınma değil, sosyal hayatın devamlılığı da ön planda tutuldu. Sürekli doktor bulunan tam donanımlı hastane ise dönemin Anadolu şartlarında dikkat çeken ayrıntılar arasında yer aldı.
Bugün bile Cürek’in sokaklarında dolaşanlar, trafik işaretlerinden peyzaj düzenlemelerine, döşeme taşlarından heykellere kadar pek çok ayrıntının izlerini görebiliyor. Yerleşkenin Alman mimarlar tarafından tasarlandığı düşünülüyor. Düzenli sokak planı, yapıların konumlandırılması ve sosyal alanların dağılımı bu görüşü güçlendiriyor.
1942 ile 1955 yılları arasında Etibank Divriği Demir Madenleri Müessesesi’ne bağlı olarak faaliyet gösteren Cürek, daha sonra Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğü bünyesinde hizmet vermeye devam etti. Yaklaşık yarım asır boyunca bölgenin ekonomik ve sosyal merkezlerinden biri oldu.
1985 sonrası sessizlik başladı
Cürek’in kaderini değiştiren süreç 1980’li yıllarda başladı. Madencilik faaliyetlerinin Divriği’nin batısında bulunan Selavat Tepesi’ndeki yeni merkeze taşınmasıyla birlikte yerleşke giderek boşalmaya başladı. 1985 yılında işletmenin tamamen taşınması, Cürek’in eski hareketliliğini sona erdirdi.
İşçilerin bölgeden ayrılmasıyla birlikte evler, sosyal tesisler ve kamu binaları kaderine terk edildi. Bir dönem çocuk seslerinin yükseldiği sokaklar sessizliğe büründü. Açık hava sinemaları kullanılmaz hale gelirken spor tesisleri de zamanla yıprandı.
Sonraki yıllarda gündeme gelen özelleştirme kararları ise yerleşkenin tamamen yıkılması ihtimalini doğurdu. Ancak bu süreçte Cürek’in mimari ve kültürel değeri yeniden gündeme geldi. Bölgenin sıradan bir işçi yerleşimi olmadığı, Cumhuriyet döneminin modern şehircilik anlayışını taşıyan önemli örneklerden biri olduğu vurgulandı.
Koruma altında ama unutulmuş durumda
Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 25 Nisan 2007 tarihinde aldığı 431 sayılı karar, Cürek için kritik bir dönüm noktası oldu. Kurul kararında yerleşke, “Erken Cumhuriyet Dönemi’nde modern şehircilik anlayışıyla yapılmış kompleks bir yerleşke” olarak tanımlandı.
Aynı kararda Cürek’in, “günümüzde ulaşılmak istenen modern kentlerin bir prototipi” olduğu ve Cumhuriyet dönemi sanayi yapılanmasının ilk örnekleri arasında yer aldığı ifade edildi. Böylece yerleşkenin koruma statüsü resmen devam ettirildi.
Bugün ise Cürek, geçmişin izlerini taşıyan sessiz bir açık hava müzesi görünümünde. Terk edilmiş yapılar, boş sokaklar ve zamana direnen sosyal tesisler bölgenin dikkat çeken detayları arasında yer alıyor. Son yıllarda “Kaçak” adlı dizi çekimlerine de ev sahipliği yapan yerleşke, tarih ve kent belleği açısından önemini koruyor.
Bir zamanlar Divriği’nin “yüreği” olarak gösterilen Cürek, şimdi unutulmaya yüz tutmuş olsa da Cumhuriyet’in modernleşme hikâyesini anlatan en çarpıcı adreslerden biri olmayı sürdürüyor.





