Evet ile hayır arasında neler yaşanmaz neler?
Binlerce baş gövdesinden ayrılır?
En sarp kaleler düşer?
Bu yüzden akıllı olan kişi, bir durum karşısında kese yoldan evet yahut hayır demekte zorlanabilir. Bu dediğim, ?yavaş yürüyen bir dünya?nın irfanına mahsustur. Elimize bir şey de geçmez ama acele yaşayan, acele karar veren insanlarla dünya tıka basa doldu. Saatin sarkacı kopmuş, zemberek boşalmış; dursan çiğner geçerler, yürüsen çelme takarlar?
Yaşamak hakkında söz söylemeye her kalktığımda büyük ebeveynimizin cennetten yere inen aşkları ve tövbeleri gelir. Anlatırım; bunların anlayanı vardır şüphesiz, dinleyeni olmaz. İnsanoğlunun çok kelime tükettiği ama az konuştuğu günlerdir; ben de tüketime katkıda bulunup gündeme laf atayım.
Evet diyeceğim!
Sonra dünyanın bir başka günü, ?Hayır!? da derim?
Bugün geldiğimiz nokta bir dönülmez yoldur; nasıl geldik, neler oldu üzerine çok şey söylenir ve söylenecektir. Bunlar elbette, tarihin önümüze neler getireceği ile ilgilidir. Çift partili demokrasi ve kuvvetli merkez, acil eylem gerektiren bir durumdur. Aksi takdirde iktidarların karar almaları, hükümetlik etmeleri mümkün değildir. Varlığımızı sürdüremezsek, ?Varoluşumuz? üzerine düşünme ve daha önemlisi eyleyebilme hakkını kaybetmiş oluruz.
İşte bu anlar tarihin çatallandığı anlardır.
Karar vermemiz gerekir, hızlı karar vermemiz gerekir.
Hayır oylarının az çıkması ise bence ülkemizin hayırlı olacaktır. En çok CHP için ve ne kadar olabilirse Türk Solu için hayırlı olacaktır. Kampanyacı filan değilim; bu benim az çok iktisat ve sosyoloji okumamın vardırdığı bir sonuçtur. Formasyon bana üniformadır; kendimi âleme katmadan, eşya ile irtibat kurmadan da kelime israf etmemeye gayret ederim.
Sonuçları da iyi kötü tahmin edebiliyorum ama hele bir anketler dökülsün de gaipten haber vermiş durumuna düşmeyelim.
Kimseyi memnun edecek sözler söylemedim ama söyledim. Bu söylediklerimi, meselâ gelecek seçimlerde test edebilir, esaslı sonuçlarını da bir sonraki seçimde görürüz. O zaman, uyanık bir öğrencimin veya okuyucunun çıkıp, ?Şöyle söylemiştiniz!? demesini isterim. O dikkati çok az gördüm.
Bir de şarkı vardı:
?Evet mi, hayır mı söyle bana nedir senin cevabın;
Beklemek istemem ne olacak bilinmez ki yarın??
Diyordu. Kamuran Akkor da fena söylemiyordu.
Günümüzün aceleci insanının ruh haline çok uyuyor bu şarkı, çağdaş yaşamın jeneriği bile sayılabilir hattâ.
Evet?
İşte böyle.