What is CV?
CV is özgeçmiş?
Nasıl ama İngilizcem?
Bir ecnebî ülkeyi tavaf edip, ahirinde İngilizce´den sınıfta geçtiğini bildiren bir vesikaya sahip olan ?Neo-Jön Türkler?e gitsin. Biz bir lisanı, ?bir insan? olduğu için öğreniriz; vesikalı entel olmak için değil. Bir insana düşünmesi için kendi ana lisanı kâfidir. Başka lisanlarda ?düşünen insan?ları anlaması, kendi kültürüne taze açılımlar kazandırabilir. Kendi özünde bir şey olmayan turist rehberi bile olamaz.
Efendim CV, ?Curriculum Vitae?nin kısaltılmış halidir. Curriculum, Latince olup; koşu, çerçeve, döngü filan demek; Vitae de ?Hayat? demek ve aynı soydandır. Biz çok sevdiğimiz birine ?hayatım? deriz ama Frenkler bunu bilmez. İnanmazsanız deneyin ve birine ?My vitae? deyin, mail mail bakakalır. CV, demek ki tam anlamıyla ?özgeçmiş? oluyor; günümüz iş dünyasında kişilerin eğitim, profesyonel tecrübe, yetkinlik ve becerilerini anlattıkları bir dokümandır.
Hah işte, ?profesyonel? deyince orada duracaksın?
Özgeçmişe öyle her tecrübe yazılmaz. Meselâ, yumurta fabrikasına müdür olmadan çok çok evvel tuvalet bekçiliği yaptığını herkes CV´sine yazamaz. Aynı zat, halk eğitim müdürlüğünün açtığı nakkaş kursuna katıldığını, şahadetnamesi bile olduğunu kalın harflerle yazar. Özgeçmiş mevzusu, darbe dönemlerinde başa beladır. İşsiz kalmışsın ve diyelim ki, 28 Şubat süreci... Tüsiad´da sekreter muavini olduğunu yazarsın dakikada iş bulursun; Müsiad´da yönetimde olduğunu yazsan, fişlenip çıkarsın.
İşin bu tarafını mazur görürüm de! Böyle bir tehlike yokken bazılarının CV´sinden devrin sakıncalı görebileceği bilgileri ıspatula ile kazımasına ?Kişiliksizlik!? der, geçerim. CV´sini ?özgeçmişi? olduğu için tek satırını bozmayanlara ise hürmet duyar, ?anlamlı bir hayat? ve ?hesabı verilebilir bir geçmiş?e sahip olduğuna hükmederim. Özgeçmiş, geçmiş değil; rekabeti dünyanın kalbine yerleştiren ekonomik sistemin işine yarayan geçmiştir. Eskiden insanların geçmişi kıymetliydi, şimdi özgeçmişleri önemli. Yedekte bir CV mutlaka lazım, gençler! İçini de doldurmak lazım.
Belediyede çalışırken, siyaset tarihimizin meşhur simalarından İhsan Sabri Çağlayangil ve emekli büyükelçi Semih Günver merhumları Ortadoğu konulu bir panele çağırmıştık. Bizzat telefonlarını bulup, evlerinden aramış, hüsn-ü kabul görmüştüm. Trenle geldiklerinde de ben karşılamıştım. Misafirhaneye geçtik ve sıkı ahbap olduk. Öyle ki, birbirimize askerlik hatıralarımızı anlatmaya başladık. İ:S: Çağlayangil, dönüp dönüp Sivas^ta vali olduğu günleri anlatmıştı. Bakmayın, hasımlarım asık suratlı bulurlar ama ağzında kayda değer sözü olanla anında sardırırım. Bir fırsatını bulup merhum Semih Bey´e panel öncesinde tanıtmak için özgeçmişiyle ilgili bilgi istedim.
? Geçmişime mi söveceksin?
Dedi? Estağfirullah desen bir dert, demesen bir dert. Gülerek söylemişti, hemen iki satır not aldım oracıkta. Her ikisi de yorgundu istirahata çekildiler. Böyle bir espri de aklımda yer ediverdi?
Yaşlanınca özgeçmişe yeni şeyler pek ilave edilemez olur. Zamane gençleri bu yüzden CV´lerini doldurma yarışındalar. Bana ise, kıran kırana rekabetleri hüzün veriyor.
Bir özgeçmiş de ötede karşımıza çıkacaktır. Onu biz yazmamışızdır, görevliler yazmıştır.
Esas özgeçmiş budur. Ne ıspatula ile kazıyabilirsin, ne yalanlayabilirsin; yazıldığın gibisindir.
CV´ler patron içindir efendim; profesyonel olmalı?
İş ile aşkı karıştırmayacaksın!
Dünyalık CV ile ahretlik CV´yi hele hele hiç karıştırmayacaksın.
Geçmişi ile özgeçmişi birbirine uyumlu kaç adam kaldı şu dünyada bilmem; bulursanız onları dost tutun bence, kıymetini bilin.