(4) Oğlan da: -Alırım, dedi. Kız yine sordu: -Beni Hırızmalı´dan üstün mü tutarsın, aşağı mı? O da: -Aşağı tutarım, dedi. O zaman kız: -Eğer ki yukarı tutarım deseydin seni çıkartmayacaktım. Mademki dobura dobur konuştun ben de seni çıkarırım,deyip, çekti yukarı aldı. Beraberce babasının hanesine gittiler. İki heybe dolusu altın, iki erkek at, iki de kılıç seçti. Saraydan çıktılar. Giderken bir pınara rast geldiler. Oturup orda yemek yerken bir elçi peyda oldu. Selâm-Aleykümselâmdan sonra, Güzel Ahmet, olan biten ne varsa hepsini elçiye anlattı. Arkasından da: -Git Kralına böyle böyle olmuş de, dedi. Kızla beraber oradan ayrıldı. Elçi de Krala gitti. Oğlanın dediklerini söyledi. Kral bu haberi duyunca olduğu yere düştü, öldü. Biz haberi cazı karısından verelim... Cazı karısı bu kadar askerin öldüğünü görünce kendine yediremedi: -Ben de Güzel Ahmed´i bir ölüm yoluna gönderirim, dedi. Gelip Güzel Ahmed´in sarayına misafir oldu. Onun evde olmadığı bir gün otururken karılarına dedi ki: -Kocanızda hiç bir hüner yok. Hünerli olduğunu bileyim ki, benim dediklerimi yapsın. Bir yerde Mühür Sultan var. Onu getirebilirse getirsin. O vakit yiğit mi, değil mi, anlarız. Karılar, akşam olunca bunu Güzel Ahmed´e dediler. O da kabul etti. Sabahtan atına bindi yola revan oldu. Yaylalardan geçerek, lâle sümbül biçerek giderken, bir dervişe rastladı. Yanına geddi. Selâm verdi. Oturup konuşmaya başladılar. Derviş ona nere gittiğini sordu, o da söyledi. Derviş o vakit: -Ah ahmak oğlum! Ora ölüm yoludur. Sen bu sevdadan vaz geç, dedi. O da: -Yok dede. Bu yola çıktım bir kere. Yiğitliğime sığdırıp bir daha dönemem. Dönersem vaadim yerini tutmaz. Mühür Sultan´ı getirmem lâzım, dedi. Derviş anladı ki oğlan kararlı. Dediğini yapacak. -Peki öyleyse. Dediklerime kulak ver. Onun üç şartı vardır: En evveli Mühür Sultan´ın kırk batmanlık gürzünü yerinden kaldıracaksın. Ondan sonra yarışı vardır. Senin atın elmadan halk oldu, onunki rüzgardan halk oldu. Onun atı senin atını geçer. Şu yeşil çubuğu al, şu kırmızı çubuğu da al. Yeşil çubuğu ata vurunca, onu tutamazsın. Şayet böyle olursa yarışı tekrarlattır. İkinci yarışla al çubuğu kullan. Kızın üçüncü şartı da güreştir. Güreşirken, ?Dede yardım et.? de gerisine karışma. Oğlum eğer bunları kabulleniyorsan git, yoksa sarayına dön, dedi. Arkasından da: -Eğil yerden bir avuç toprak al, dedi. Oğlan eğildi. Doğrulunca baktı ki dede kaybolmuş.