(6) İki manıh, karıların haberi olmadan sarayı kaldırıp oğlanın babasının memleketine götürdüler. Güzel Ahmed´in babası ertesi günü penceresinden bakarken bir de gördü ki; karşıda bir saray peyda olmuş. Hemen Lalasını oraya gönderdi. Lala gitti baktı ki, Güzel Ahmet gelmiş. İçeri aldı. Bir hoş geldin etti. Biraz oturduktan sonra padişahın yanına geldi. Dedi ki: -Padişahım! Güzel Ahmet gelmiş. Üç tane de kız getirmiş. Fakat üçü de birbirinden üstün. Benli Güzel benim lâyığım. Mühür Sultan´la, Hırızmalı da senin lâyığın, dedi. Padişah da: -Peki, Lala. Güzel Ahmed´i nasıl öldürsek de bu kızları alsak? Lala; -Bir kuyu eştirelim. Bunu da davet edip kuyuya düşürelim. Alabilirsek kızları ancak beyle alırız, dedi. Derhal kuyu eştirdiler. Oğlanı saraya davet ettiler. Güzel Ahmet saraya giderken, Mühür Sultan oğlanın öğüne çıktı. Dedi ki: -Sana tuzak kurarlar. Giderken koboyu da beraber götür. Koboy nerden giderse, sen de oradan git, dedi. Güzel Ahmet, yanına koboyu aldı, dışarı çıktı. Koboyun peşisıra gitti. Böylece tuzaktan kurtuldu. Sağ salim babasının yanına gitti. Bir müddet oturduktan sonra evine döndü. O vakit padişah: -Lâle bu tuzak olmadı. Şimdi ne edelim? deyişin Lala da; -Padişahım! Bir de onu yemeğe davet edelim. Yemeğine ağu koyalım. Ağulu yemeği yer, ölür. Karıları da bize kalır. Bunun üstüne oğlanı yine davet ettiler. Oğlan evden çıkarken Mühür Sultan yine önünü kesti. -Yemeği yerken babanın önünden ye. Baban itiraz ederse, sen de ki; ?Baba! Benim vaadim var. Senin öğünden onun üçün yiyorum.? Oğlan: -Peki, dediğini yaparım, dedi, gitti. Fakat padişah bunda da bir şey yapamayınca Lalayı yanına çığırdı. -Lala! Bu iş de olmadı. Şimdi ne edelim? dedi. O da; -Padişahım, bir remil oynayalım. Yenilirse, ucunda ölüm olsun, diye cevap verdi. Bunlar planı kurdular. Güzel Ahmed´i davet ettiler. Biçare de ne etsin, babasını kırmak olmaz. Çıktı, gitti. Epey vakit remil oynadılar. Hepsinde de oğlan yendi. Babası; -Bir oyun olsun dedik; sen de bizi yendin. Bir dafa da sen yenilmedin, dedi. Bunun üstüne ikinci oyun da oğlan yenildi. Yenilince, derhal cellatlara emir verdi. Cellatlar oğlanın elini kolunu bağlamaya çalıştılar. Fakat bir türlü zapt edemediler. Oğlan bütün zincirleri kırdı. Babasına dedi ki: -Baba! Beni hiç bir kuvvet zaptedemez. Beni ancak okumun, yayımın telleri eyler. DEVAM YARIN