Padişah: -O nerde? deyince, yerini söyledi. Padişah oğlunun okunu yayını evinden getirtti. Tellere bağladı. Oğlanın imkânı kesildi. Babası cellatlara emir verdi, gözlerini oydurdu. Bir garlı dağın ardına attı. Attıktan sonra bu kez kızlara karşı seferberlik ilan etti. Her gün bir alay asker gönderdi. Bunlarla da bir gün Mühür Sultan, bir gün manıhlar harp ediyordu. Biz haber verelim oğlandan... Bu karlı dağın ardında fizah ederken kuşlar acizlendiler. -İnsanoğlu! Niye böyle kara yasta, kara busta kalmış. Dilimizden anlasa da, gözleri cebindedir, gözlerini yerine koysa. Teleğimiz ile de çalsa. Anadan doğmuşa döner, dediler. Oğlan da kuş dilinden anlardı. Kuşların böyle dediğini duyunca, hemen cebindeki gözleri yerine koydu. Elini yerde gezdirdi. Sürüne sürüne teleği buldu. Gözlerine çalışın anadan doğmuşa döndü. Yola düştü. Giderken bir çiftçiye rastladı. Yanına gitti. Selâm verdi. Ardından da: -Baba beni oğul etmen mi? dedi. O da: -Elden oğul olmaz. Külden tepe diye reddetti. Oğlan da yalvardı, yakardı, kabir ettirdi. Bir, iki, beş gittikten sonra: -Baba senin bu çiftin, öküzün, elbisen niye kara? diye sordu. Çiftçi de -Oğlum ne sen sor, ne de ben diyeyim. Cenab-ı Allah padişahımıza yedi yılda bir evlât verdi. Oğlan yedi yıl kayboldu. Yedi sene sonra üç kız ile beraber Lalasıyla bir olup göz koydu. Oğlunun da gözlerini oydurdu. Karlı dağın ardına attı. Kızlara karşı da seferberlik ilan etti. Biz onun için kara giyip, kara kuşanıyoruz, dedi, Olan-biteni anlattı. O sırada bir atlı peyda oldu. Oğlan çiftçiye atlının kim olduğunu sordu. O da: -Oğlum bu adam harbi durdurmak için sulha gidiyor, dedi. Oğlan bunu duyunca; -Baba bana müsaade et ben gedeceğim, dedi. Çiftçi o vakit; -Bak, benim dediğim çıktı. Şimdi bırakıp gediyorsun. dediyse de, oğlan bırakıp atlının yanına vardı. Hem konuşup hem gittiler. Arkadaş oldular. Oğlan biraz gittikten sona, elçinin tüfeğini müfeğini aldı. -Bu da iyi kavalmış, dedi. Atlı o zaman; -Sen hiç bir şey görmedin mi? Tüfek de hiç kaval olur mu? dedi. Oğlan bu kez kılıcı aldı. -Bu da iyi çoban değneği olurmuş, dedi. Atlı kızdı; -Sen dağda mı büyüdün? Hiç mi bir şey görmedin? Bununla adamın boynuna vurunca keser, dedi. DEVAM YARIN