Ülkemizin bağımsızlığına yönelik saldırıların, ardı arkası gelmemektedir. Türkiye´nin ?gizli sömürge? yönetimi olmaktan çıkıp, bağımsız kararlar alabilen bir aktör haline gelmesi, Avrupa ülkelerini de, ABD´yi de rahatsız etmiştir. Bu yüzden yaşadığımız günlerin başkalığını fark etmek zorundayız. PKK, DEAŞ, FETÖ başta olmak üzere irili ufaklı bütün terör örgütlerinin, Türkiye´ye karşı bir taktik savaşın parçası olduğu netlik kazanmıştır. Bu terör örgütlerine başkaları da eklenebilir ve mevcut terör örgütleri kılık yahut patron değiştirebilir.
?Bunlardan herşey beklenir!? diye bendeniz de defalarca yazmıştım, başka dile getiren yazarlar da olmuştu. Ortadoğu Araştırma Enstitüsü doktora formasyonu almış olmam, kehanette bulunma ciddiyetsizliğini zaten kaldırmaz. Adı geçen bütün terör örgütlerinin beşeri fay kırıkları üzerine oturtuluşu ve neler yapabilecekleri, kimlerle iş tuttukları üç aşağı beş yukarı bellidir. Bunun dışında ve önemle yapılması gereken husus, yabancı istihbarat örgütlerinin sürdürdüğü çapraz savaşa dikkat kesilmektir. Son terör olayları, bunları yoğun miktarda barındırmaktadır.
Terör örgütleri halkı infiale sürükleyecek eylemleri sürdürecektir, bize düşen teyakkuz halinde olmak ve ardından da sağlam tevekküldür. Rus büyükelçisine düzenlenen suikast, tam bir yabancı servis işidir ve uygun bir maşa kullanılmıştır. Çapraz savaştan ne kast ettiğimi söyleyeyim: İran gizli servisi, her hangi bir terör örgütüyle iş tutarak müttefik olduğu Rusya´nın büyükelçisini hedef alabilir. İhtimal üzerinden konuşuyoruz ama Haşdi Şabi gibi bir cinayet şebekesini besleyen İran, pekâlâ böyle bir işi de yapar. Takıyye omurgasızlığı böyle bir şeye daima zemindir. İngiliz istihbaratı, Rus-Türk yakınlaşmasını asla istemez ve bu örnekler çoğaltılabilir. Bu işin ihalesi FETÖ bile olabilir. 22 Kasım 2016´da yayınlanan yazımızda ?Kutsallaştırılmış terör, FETÖ elinde siyasî suikâstler ve kargaşaya yol açacak cinayetlerle yoluna devam edebilir. Şu an yeniden yapılanma içerisine girmiş olan FETÖ´nün istikameti sadece liderlerinin geleceğine bağlı değildir. ?Sıfırlanmış şahsiyetler?in içerisinin neyle doldurulacağını zaman gösterir. Örgüt eskisinden daha tecrübeli ve daha kapalı bir hale dönüşmüştür.? demiştik. (Bkz. MEKANİK 2)
Ülkemizde bir nevi misafir bulunan Rus büyükelçisinin öldürülmesi, çok acı bir olaydır. Ama bu olay tek başına nasıl belâların içinde olduğumuzu ihtar etmektedir. Bırakın bir büyükelciyi, yolda yürüyen bir yabancı bile bu ülkenin misafiridir. Elbette hainler, bu olayın sadece siyasi değil, ekonomik sonuçlarını da hesap etmişlerdir. Bu günleri geçireceğiz ve dimdik çıkacağız ama asla unutmamalıyız. Her aldığımız yara, dilerim bağışıklığımızı kuvvetlendirir; çünkü milletimiz efendi ahlakını tarihi boyunca hakkıyla taşıyan bir mayaya sahiptir. Bugün efendilik taslayan ama köle tabiatını gizleyemeyen Germenler, Attila´nın sarayında ve himayesinde varlıklarını sürdüren prenslerin soyundandır.
Bu ülkeye bağlılık duyan herkesin, özellikle şu günlerde ne düşünürse düşünsün, hangi siyasi görüşten olursa olsun ?Devlete tam güven? belirtmekten başkaca bir yolu yoktur. İçeriden yanalım ama dışa karşı serin duralım. Bu aslında, milletimizin tarih boyunca taşıdığı bir asalettir.