Yaşınız kaç olursa olsun, konumunuz ne olursa olsun, hayat size hangi sosyal rolleri biçmiş olursa olsun içinizde hiç büyümeyen bir çocuk var unutmayın.
 
Kırılgan, utangaç, onaylanmayı bekleyen bir çocuk kimi zaman avazı çıktığı kadar bağıran kimi zaman utancından konuşamayan bir çocuk?
 
Terapi almıştım bir dönem, ´´ terapi almıştım´´ diye kolayca söyleyebildim, bazen  insanlar bunu kolaylıkla söyleyemezler. Diğer insanların ona bakış açısını düşünürler, muhakeme yeteneğinin ölçüleceğinin den endişe ederler .Ama ben düşünmüyorum, çünkü herkesin geçmişe dair yaraları vardır. Bazen bunun ucu ta çocukluğa dayanır... Terapi alırken önce çocukluğunuzla yüzleşirsiniz, tabi herkesin özeli kendine, ama bir genelleme yaparsak, çocuklukta ebeveyni tarafından özellikle de annesi tarafından onaylanmamış çocuk, yetişkin olduğunda, çevresindeki birtakım insanlardan onaylanmayı bekleyecektir. Ve işin acı tarafı´´ sürekli ağzıyla kuş tutmaya ?´çalışacak.
 
Şimdi bu satırları okuyan okuyucudan şunu rica ediyorum. Gözlerinizi kapatın ve çocukluğunuza gidin en çok  canınızı  ney yaktıysa o sizin zaafınız olmuştur. Sonra insanlar tarafından zaaflarınız fark edilir ve bazen bu yüzden canınız yanar.
 
Doğan Cüceloğlu derki: ?´Çocukluk insanın ana vatanıdır ?´ insan nereye giderse gitsin hangi güzellikler içinde olursa olsun ana vatanını unutabilir mi?
 
İşte çocuklukta aynen böyle? Onaylanmak üzerinden gidersek, içinizdeki çocuk bazen  ?´ insanlara kendisini anlatır, sebebini bilmeden.´´
 
Aslında insanın yetişkin haliyle kimseden onaylanmaya ihtiyacı çoğu zaman yoktur. Lakin içindeki çocuğun  onaylanmaya ihtiyacı  vardır. İşin acı tarafı -istisnalar ayrı tabii- ama insan ebeveyninden en çokta ebeveynlik, öğrenir. Fark etmeden eğer annesi tarafından onaylanmadı ve bu yönü çocukluk yarası olduysa, sonra oda çocuğunu onaylamaz. Eleştiri yönü daha ağır basar ve kendi içindeki çocuğa benzetir, çocuğunu da aslında bunu yaparken hiç fark etmez.
 
Terapi aldığım dönem içimdeki çocukla daha çok haşır neşir olmuştum, onu daha çok dinlemiştim .Ve bu durum bana çok iyi gelmişti.
 
Bazen çevreden içindeki çocuğu öldürenlerden şunu duyarsın  ´´Çocuk gibi´´  bırakın kalalım çocuk gibi bunu başarabilsek ne mutlu bize? Çocuk gibi masum çocuk gibi temiz çocuk gibi ince hesaplarımız olmasa? Zararlı  bir yetişkin olmaktansa çocuk gibi kalsak... Saf ve temiz... İçinizdeki çocuk eline aldığı ?´zeytin dalını´´ hiç hesap yapmadan uzatır herkese, içindeki çocuğu zehirlemeyi başaranlar, mimikleri ile bile sizi çileden çıkarmaya yeter merak etmeyin? Sizin içinizdeki´´ onaylamayı ?´bekleyen çocuk onlara kendini kanıtlamaya çalışır saatlerce alaylı gülüşleri, her sözünüzün altında hata arayışları, samimiyetinize inanmayışları? Boş verin bunları Mevlana´nın dediği gibi  ?´Bunca samimiyetsizliğin bizim samimiyetimize ihtiyacı var ?´Onlar  çocukluğunda söğüt ağacının altında hayal kurmayanlar dır, vicdanlarına ekilen tohumları sulamayanlar dır? Onlar için renkler vardır ama renklerin diline sağırlardır. Aşk siyahtır, yaşam da ölüm de hepsi siyah? Ne mavinin huzuruna talip olabilmişlerdir , ne de yeşilin derinliğine dalmışlardır?
 
İçindeki çocuğun  ?´Ellerinden tutun içinizdeki  çocuğun , onun yaralarını ancak siz sarabilirsiniz?