Lacivertler giyinmiş hususî kâtip, "Hocam siz bir entelektüelsiniz, oturun nostalji döktürün biz de okuyalım, çarpıklıklarla uğraşmak size düşman kazandırır!" diyor. Kâtibime "İsyan etmeden insan olamazsın!" diyorum ve bir düşman daha kazanmış oluyorum.Çıkıyorsun, köşeden sağa dönerken kader bir eski İslamcı ile karşılaştırıyor! Yılış yılış bir tavırla, "Hocam, sert konuşmuşsunuz filan bürokrat hakkında!" diyor. Yazdıklarımın aslında bürokratın değil; bu eski İslamcı onunla iş tuttuğu için hislerine tercüman oluyor. Belki de o bürokrata yahut siyasetçiye de kendisi jurnal yoluyla haber vermiştir. Al sana bir düşman daha!
İslamcılar hakkında sitem dolu yazıların haddi hesabı yok son günlerde. Ben ise asla sitem olsun diye söylemiyorum, çünkü bu çeşit adamların İslamcılıkla hiçbir ilgilerinin olmadığını ta başından beri biliyordum. Refah-yol iktidarında da çıkara müteveccih pozisyon almışlardı, Ak Parti devrinde de aynı tavra büründüler.
Bir insanın bu dünyaya geliş sebebi entelektüel, bürokrat, iş adamı, hoca vs. olmak ise zaten bir davası, bir dini, bir görüşü olmaz. Bahsedilen unvan ve makamlar Ak Parti iktidarında bir kısım sahte İslamcı tarafından ganimet olarak görüldü ve elde edince de zalimleştiler; halktan kopmaya başladılar, yani 15 Temmuz´un gerçek kahramanından... Bu durum referandum oylamasında çok netlik kazanmıştır ve aynı şekilde de sürmektedir. Memnuniyetsiz insan sayısı giderek artmaktadır. Kendi yağıyla kavrulan esnaf, dar gelirli nice insan artık buz gibi soğuk ve artık savunma hattı oluşturmuyor. ?Reis?e olan bağlılık ve şahsi teveccühe dayalı oy oranında düşüş de, tamamen Ak Parti´yi çıkar ve iktidar aracı olarak kullanmaktan başka bir özelliği olmayan insanların eseridir. Düşüş var mı? Evet, kesinlikle var. Az ve pek amatör seviyede de olsa bu işlerden anlarım. Siyasetle adam gibi ve memleketi için ilgilenenlere kısa yoldan esnafı, mahalle cemaatinin dinlemesini, kulak vermesini tavsiye ederim.
Çarşı pazarı da şen görmediğimi belirteyim; Ramazan´da insanların içe kapandığını müşahede ediyorum. Bu durum bir nefs muhasebesinin değil, kırgınlık ve yorgunlukların tezahürüdür.
Referandumdan sonra çok rahatça bazı şeylerin konuşulacağını, yanlışlıkların süratle giderileceğini zannediyordum. Tersine bu iktidarı kullanarak muktedir olanlar, hâlâ pişkince iktidarlarını sürdürüyor; eskisinden daha da arsızlar. Bu işler de hep böyle olur: Halk emaneti birilerine tevdi eder, güvenir ve sonuna kadar savunur ama halkalar çürük çıkmaya başlayınca süratle sırt döner. Henüz bu aşamaya gelmedi ama gidişat o yöndedir.
Ha bir de bayramdan sonra radikal tedbirler alınacağına dair ciddi bir söylenti dolaşıyor. İhtimaldir, ben böyle bir ihtimalin gerçekleştiğini daha önce görmedim; olursa ilk olur. İdare-i maslahatçılık halkın geçmişte umut bağladığı nice iktidarın sonunu hazırlamıştır; şu ana iktidarın tepeden tırnağa bütün kadroları idare-i maslahatçı kesilmiştir. Belki de yapabileceği bu kadardı ve buraya kadardı. Beni esas endişelendiren şey, dünya siyaseti çok kırılgan ve sert olaylara gebedir. Türkiye´de bu işler, standart teamüllere dayanmıyor, dumanlık günleri seven iç ve dış alçakların boş durmadığını ise çok net görmekteyiz. Umarım görmekte olanlar vardır.