(2) -Ama senin bir kızın var. Köroğlu´nu getirmeye beş kişi gidip getirse kızını beş kişiye mi vereceksin? -Hayır. Yanına arkadaş al, kızımı sana vereceğim. Onlara da para vereceğim, istedikleri maddi yardımı yapacağım, der. Efendim bunlar Bolu´dan hareket ederler, yollara revan olurlar. Bu arada Bolu halkı da arkalarından konuşuyordu. -Bunlar getiremezler Köroğlu´nu. Köroğlu´nun 500 tene keleşi varmış, bunları kırarlar. Bazıları dedilerdi ki: -Yahu Ahmet Bey onlardan aşağı mı? Ahmet Bey oradan eli boş dönmez. Ahmet Bey ve arkadaşları konarak göçerek, kahve tütün içerek, lale sümbül biçerek bir ay 40 gün gibi bir zamanda Çamlıbel´e koruluğa vasıl olurlar. Atları güverip kendileri yatarlar, uykuya dalarlar. Fakat Çardaklı Çamlıbel´de olduklarını, oranın Köroğlu´nun koruluğu olduğunu da bilmiyorlar. Köroğlu her gün dürbünle kontrol ediyor, bakıyor. Bakar ki üç tane at, üç tane delikanlı yatıyor orda. ?Allah Allah bunlar benim namımı, şanımı duymamışlar mı da burada izinsiz yatıyorlar? diye içinden geçiriyor. Kırat atına binip oraya sürer. Varır ki üç tane delikanlı yatıyor, atlar yayılıyor. Bunları kaldırır. -Siz nerden gelirsiniz, nereye gidersiniz? Ne için geldiniz buraya? Ahmet Bey cevap veriyor. -Biz Bolu´dan geliyoruz. -Nereye gidiyorsunuz? -Çardaklı Çamlıbel´e gidiyoruz. -Ne için? -İşimiz var orda. Köroğlu´nu tutup Bolu Beyi´ne götüreceğiz. -Ne için götüreceksiniz Köroğlu´nu? Köroğlu´nu tanıyor musunuz? -Hayır tanımıyoruz. -Ne yapacaksınız Köroğlu´nu? -Efendim, eğer Köroğlu´nu götürürsek, bana kızı Döne Hanım´ı verecek. Bu arkadaşlara da para verecek. Köroğlu gerçek mert, gerçek yiğit insan. Hani söylerler ya ?Kötüden dostun olmaktansa, yiğitten düşman olsun.? Gerçekten de adam yiğit adam. -Mademki sen Döne Hanım için bu kadar yol geldin, arkadaşların da fakirmiş, para için ölümü göze almışlar, siz buradan başka yere kırmaşmayın, burada kalın. Benim dönüşümü bekleyin. Köroğlu mekânına gelir. Durumu Nigar Hanım´a anlatır. -Ben Bolu´ya kadar gideceğim, birkaç güne dönerim der. Efendime söyleyim tekrar gelir Ahmet Bey´in yanına. -Hadi kalkın gidelim. Şimdi bunlar tekrar dönüş yaparlar. Uzun bir müddet gittikten sonra Bolu´ya yaklaşınca, Ahmet Bey´in içerisini fitne kaplar. Arkadaşlarından birine der ki: -Yahu biz bunu böyle Bolu´ya götürürsek, Bolu Beyi ne Döne Hanım´ı bana verir ne de size para. Siz onunla konuşun, lafa tutun, oyalayın, ben bunu yaralayayım. Köroğlu´nu yaralı vaziyette ata sarıp götürürsek, o zaman istediğimiz şeyi alırız, yoksa imkânı yok. Bu fikir, adamlarına muvafık geldi. Yolda gelirken Köroğlu´nun sağına soluna geçtiler, koluna girdiler. Ahmet Bey de fırsatını buldu gürzünü çıkardı, Köroğlu´nun omzundan bir tane aşk etti. Köroğlu şöyle bir irkildi. Dedi ki: -Böyle şaka olmaz arkadaş! Allah Allah! Var gücüyle kuvvetiyle vuruyor yahu! Yapılanı şaka sanıyordu Köroğlu. Neyse bunlar bir iki adım daha gittiler. Ahmet Bey, Köroğlu´na bir gürz daha vurdu. Köroğlu biraz sarsıldı. Üçüncü gürz vurmasında, Köroğlu yıkıldı. O vakit Ahmet Bey´in adamları da attan indiler, hemen Köroğlu´nu apar topar, ata sardılar. Onu o vaziyette Bolu´ya getirdiler. Zaten Bolu´ya yaklaşmışlardı. Birisi önden haberci gitti, Bolu Bey´inin huzuruna çıktı. -Ahmet Bey, Koç Köroğlu dediğiniz kişiyi yakaladı, getiriyor, dedi. Bolu Bey´i emir etti: -Halk çıksın. DEVAM YARIN