(3) Halk gelenleri karşılamaya çıktı. Baktılar ki Ahmet Bey, Köroğlu´nu atın üzerinde sarılı bir vaziyette getiriyor. Köroğlu´nu Bolu Beyi´nin huzuruna indirdiler. Bolu bey´i olup biteni görünce sözünde durdu; kızı Döne Hanım´ı Ahmet bey´e nişanladığını söyledi, onunla giden adamlara da akçeler verip sevindirdi. Köroğlu´nun getirildiğini duyan Döne Hanım babasına bir mektup yazdı, Köroğlu´nun Ahmet Bey´e teslim edilmesini istedi. Bolu Bey´i de bunu kabul etti, Köroğlu´nu Ahmet Bey´e verdi. Bunun üzerine Döne Hanım, Ahmet Bey´e yazdı ki; ?Erkek aslan aslan da dişi aslan da aslan değil mi? Senin alacağın intikamı ben alırım. Sen o yaralıyı bana gönder.? Ahmet Bey, bunu istemeyerek kabul etti. Göndermese, biliyordu ki Döne Hanım mümkünü yok kendisiyle evlenmez. Mecburen Köroğlu´nu Döne Hanım´a gönderdi. Döne Hanım, mert, koç Köroğlu´na görmeden âşık olmuştu. Onu kurtarmanın yollarını arıyordu. Bahçesinde suyu çekilmiş kör bir kuyu vardı. Köroğlu´nu bu kuyuya indirdi. Kanlı gömleğini de onu öldürdüm diye saraya gönderdi. Dışarıdan gizlice bir tabip getirdi, Köroğlu´nun yaralarını tedavi ettirdi. Onu, yılanın ödüyle, kuşun sütüyle besliyor? Köroğlu dışarıdaki durumdan daha başka oldu. Ama söylemenin imkânı yoktur. Aradan kırk gün geçti. Köroğlu keleşlerine ?Birkaç güne kadar dönerim.? demişti. Aradan kırk gün geçmiş, Köroğlu´nun ne izinden ne sözünden ne de yüzünden haber var. Nigar Hanım, keleşler çalıp oynarken kapıyı açtı içeri girdi. -Heeey! Yazıklar olsun size, dedi. Kiminiz hırsızdınız, kiminiz hapistiniz, kiminiz hayduttunuz, hepiniz bir yerden kaçtınız. Köroğlu´nun sayesinde burada koçak, yiğit oldunuz; burada ejderha oldunuz. Şu âleminize bakın. Köroğlu gideli 40 gün oldu. Ne izi belli ne sözü belli, ne yüzü belli! Nerede? Hiçbir ses, seda yoktur. Kimse cevap vermedi. Esebeyli dedi ki: -Hazırlığımı yapın ben gideceğim onu bulacağım. Nigar Hanım buna hazırlık yaptı. Esebeyli, sırtında bir saz, âşık şeklinde ata hareket, kamçıya bereket yola revan oldu. Uzun bir müddet yol yürüdükten sonra köy, bucak, il, ilçe dolaşarak, Bolu´ya geldi. Atı bir hana çekti. Saz dalısında. Sokağın aşağısına doğru giderken, Ahmet Bey´in köşkünün oradan geçiyor. Dediler ki: ?Bir âşık gelmiş, saz dalında dolaşıyor; fakat bizim bu yörenin insanına benzemiyor. Hemen Ahmet Bey kapıcısına emir verdi. -Git sesle. Çalsın biraz burada, eğlenelim. Ahmet Bey´in postalığını yapan kişi âşığın arkasından yetişti. -Aşık baba, âşık baba! Seni Ahmet Bey istiyor.´ -Kim Ahmet Bey yahu? -Bolu Beyi´nin damadı Ahmet Bey´i tanımıyor musun? -Ben ne bileyim kardaşım, Bolu Beyi´nin damadı olduğunu? -Hele gel bakalım. -Gidelim. Davete icabet. Ahmet Bey´in huzuruna geldiler. -Selamünaleyküm. -Aleykümselâm. Hoş-beş, hal-hatır sorularından sonra, yendi, içildi sıra sohbete geldi. Esebeyli, ?Köroğlu´nu aramaya geldim.? demedi. Dediler ki: -Aşık sen biraz çal, çağır, bizi biraz şad eyle, gönlümüzü irşad eyle bakalım. Sen bu havalinin adamı değilsin. -Hay hay! Bakalım Esebeyli, Ahmet Bey´in divanında o toplantı içerisinde ne söyledi? Şimdi biz ne söyleyeceğiz siz de dinleyeceksiniz! Her dem helake soyarlar Köroğlu´nun koçakları DEVAMI YARIN Nere ne olsa duyarlar Köroğlu´nun koçakları -Ulan dedi. Köroğlu gebereli kaç gün oldu. Senin başka söyleyeceğin yok mu? DEVAM YARIN